Cem Yılmaz'ın setinde neler oluyor?

Cem Yılmaz'ın yeni filminde kısacık sahnelerde boy gösterecek olan çok sayıda ünlünün adını yazmıyorum. İşin sürprizini bozmayayım. Gösterim tarihine kadar sabırla bekleyin.
Cem Yılmaz'ın setinde neler oluyor?

Bir dönem Türk sinemasının pek sevdiği, nerdeyse bütün ‘avantür’ filmlerle zihnimize kazıdığı o meşhur yumruk efekti “puahh” nasıl yapılıyordu acaba? ‘Turist Ömer Uzay Yolunda’ filminde otomatik kapıların açılıp kapanması sırasında duyduğumuz “hışşş-fışşş” sesleri, hangi emektar efektörün ağzından çıkmıştı kim bilir? Teknolojinin sinemaya iyice hakim olmasıyla o emekçi
insanlar da tıpkı adı Emek olan sinema gibi tarih olup gitti mi?

Geçtiğimiz Pazar günü, Cem Yılmaz’ın yeni filmi ‘Pek Yakında’nın setine gittiğimde, eve aklımda bu sorularla döneceğimden haberim yoktu. Ekibin bitmek bilmez enerjisi, yüzlerden eksik olmayan tebessümler ve her planın çekiminden sonra yükselen kahkahalar karşıladı beni. Bir işin altında Cem Yılmaz imzası varsa en çok sorulacak sorulardan biri “Çekimler sırasında çok eğlendiniz mi?” olacaktır elbette. Hemen vereyim cevabı; evet, çok eğleniyorlar. Ama yüzlerce kişinin emek verdiği bir iş yaptıklarını bir an olsun unutmadan. Sabahın ilk saatlerine kadar süren sette, sözünü ettiğim enerji ve güler yüzle birlikte eksik olmayan bir şey daha vardı: Ciddiyet.

Kadroyu herkes biliyor artık: Zafer Algöz, Özkan Uğur, Ozan Güven zaten Yılmaz filmlerinin olmazsa olmazları. “Yine mi aynı kadro?” diyenlere sinema tarihinde, rahat ettiği ve istediği sonucu aldığı oyuncularla sayısız film çeken yönetmenleri hatırlatmaya gerek yok sanırım. Ayrıca bu filmde Tülin Özen, Zerrin Tekindor, Çağlar Çorumlu, Cengiz Bozkurt, Metin Coşkun, Hare Sürel gibi sürpriz isimler de var. Filmin çoğu sahnesini –kaba kurgusuyla- izledim. Konusu ve sahneler hakkında tek satır yazmayacağıma dair söz verdim ama Tülin Özen’in yine hayran bırakacağına, Zerrin Tekindor’un komedi yeteneğiyle şaşırtacağına, Cengiz Bozkurt’un farklı bir yüzünü göstereceğine, Çağlar Çorumlu’nun bu filmdeki konuşmasının taklit edileceğine eminim.

Gelelim filmin benim için sürprizi olan ismine: Can Yılmaz. Hani Cem Yılmaz sahne şovlarında, kuliste paraları sayan, “Aslında ben daha komiğim,” diye ortalıkta dolaşan ‘abisi’nden söz eder ya, işte o. Gerçekten de Can Yılmaz pek komikmiş. (Ama elbette bir Cem Yılmaz değil.) Hadi bir sır vereyim: Can Yılmaz’ın, eski usul Türk filmleri yönetmeni Zafer Algöz’ü çileden çıkarma pahasına oynadığı sahneyi “Kes! Kes! Kestiiiik!” diye durdurmasını izleyince, sanırım bana hak vereceksiniz. Kısacası bu filmden sonra komedi literatürümüze yeni bir Yılmaz soyadı eklenecek.

Aslında ‘Pek Yakında’ için, sinemamızın yüzüncü yılının kutlandığı 2014 yılında bir saygı duruşu demeliyiz. Cem Yılmaz bizi biz yapan hikayelere, çoğu sahnesini ezbere bildiğimiz o güzelim filmlere ve özellikle de sinemanın bütün emekçilerine bugünden bakarak, kendi üslubuyla bir selam yolluyor. Kimi zaman doğrudan, kimi zaman alttan alta hissedilen göndermelerle, elinde bir kesekağıdı çekirdekle yazlık sinemanın rahatsız tahta sandalyesinde film izlemeyi sevenlere bir tutam kahkaha vermek istiyor. Bunu yaparken de “O zamanların ruhunu yansıtan, sıcak bir film yapmak istedik,” kolaycılığına kaçmıyor. O zamanlara, bugünden nasıl bakılabilir sorusunun peşine düşüyor.

Ayrıca film, bugünün sinema sektörüyle ilgili kimi konulara da dokunarak ilerliyor. Bazı göndermelerin tartışılacağını söyleyebilirim. Tartışma dediysem, kavga dövüşten söz etmiyorum elbette. Sinemayı merkeze alan her konuşmanın bir faydası olduğunu unutmayalım.

Filmde kısacık sahnelerde boy gösterecek olan çok sayıda ünlünün adını yazmıyorum. İşin sürprizini kaçırmaktan zevk alan basın neferleri nasılsa ‘pek yakında’ fısıldamaya başlar. Ama bence siz, sürprizlerin kaçırılmasına izin vermeyin ve gösterim tarihine kadar sabırla bekleyin.

Bu arada da “puahhh” efektini kimin bulduğunu düşünmeye devam edin. Bir de “Capoo!” efektini(?) şimdiden ezberleyin. Çünkü ‘Pek Yakında’yı izledikten sonra, bu tuhaf haykırış hayatınızın vazgeçilmez bir parçası olacak.

O zaman, hep birlikte “Capooo!”