Devlet nedir?

Devlet, oyuncaklarınızı parçalayıp çocukluğumuzu öldüren bir makine. Devlet, üstünüze örtülen gazete kağıdı. Devlet, gözünüzün ışığını söndüren iktidar hırsı.

Fotoğraflarınıza bakıyorum.

Otobüstesiniz. Neşe içinde. Yol boyunca şarkılar, türküler söylediniz belki. Sınırdan giriş-çıkış yapacak grupları belirlediniz. Sağlık taramalarına katılacaklar, Suphi Nejat Ağırnaslı kütüphanesinin açılışını yapacaklar, kreşlerin duvarlarını resimleyecekler işlerini gözden geçirdi. Berkin Elvan için dikeceğiniz meyve ağaçlarının gölgesinde kitap okuyan çocukların hayalini kurdunuz.

Fotoğraflarınıza bakıyorum.

Sosyal medya paylaşımı için çektiğiniz ve davetinizi oyuncakların arasına yerleştirdiğiniz fotoğrafta her çocuğun hayalini süsleyecek arabalar var. Sarı saçlı bir kız bebek oturuyor tam ortada. Sizlerin öyle güzel oyuncakları oldu mu bilmiyorum. Kobane’deki çocuklarla araba yarışı, evcilik, saklambaç oynayacaktınız belki.

Fotoğraflarınıza bakıyorum.

Devlet, oyuncaklarınızı parçalayıp çocukluğumuzu öldüren bir makine.

Aranızda birbirine sevdalanmış var mıydı acaba? Devrimi savunma sevdanızın, dirençli mücadelenizin içinde mahcup bir aşk filizlendi belki de. Halkların kardeşliği için yürüdüğünüz yolda, geride bıraktıklarınızı düşünüyorum. Canım acıyor.

Fotoğraflarınıza bakıyorum.

Kopmuş atkuyruğu saçlar var çevrede. Parçalanmış bir ayak duruyor spor ayakkabısının içinde. Oyuncak kolilerini paketleyen elleriniz savrulmuş meydanın sağına soluna. O tabloyu romantikleştirip, gerçeği karartamayacak kadar kan var her yerde. Parçalamışız sizi. Hepimiz suçluyuz.

Devlet, üstünüze örtülen gazete kağıdı.

Devlet, gözünüzün ışığını söndüren iktidar hırsı.

Fotoğraflarınıza bakıyorum.

İstanbul’da, Adana’da, İzmir’de, Diyarbakır’da, Ankara’da... Bir kitap fuarında ya da bir edebiyat söyleşisinde, içinizden biriyle sohbet ettim belki. Baktıkça, hepinizi tanıdığımı düşünüyorum. Daha konuşacak çok şeyimiz vardı. Arkanızdan, böyle bir yazı yazdığım için özür dilemek istiyorum. Şu romantik satırlardan çok daha ‘gerçek’ bakıyorsunuz yüzüme.

Devlet, kardeşlik türkünüzü susturan ihtiraslı bir yalan.

Fotoğraflarınıza bakıyorum. Utanıyorum.

Devlet, gözlerinize her bakışımda içimden yükselen bir çürük kokusu.

Bu yazı için hepinizden özür diliyorum çocuklar.