İlhan Usmanbaş: "Fazıl Say büyük bir aşçı"

Fazıl Say, çağdaş müziğimizin en önemli ustalarından İlhan Usmanbaş'a bir saygı duruşuna hazırlanıyor.

İlhan Usmanbaş 1921 doğumlu. 95 yaşında.

Çağdaş müziğimizin yaşayan en büyük isimlerinden biri.

Fazıl Say’ın uzun zamandır hayalini kurduğu bir proje nedeniyle İlhan Usmanbaş’la sohbet ediyoruz. Pırıl pırıl bir zeka, rahatlatan bir ses tonu, akıcı bir konuşma...

1923 yılında ailece yerleştikleri Ayvalık’tan aşkla söz ediyor. O kasabada geçen yıllarını yaşam öyküsünün merkezine yerleştiriyor. Limana yanaşan gemiler, zeytinyağı fabrikaları, demir atölyeleri... Bütün bunları sesler üstünden anlatıyor. Çocukluğundan ruhuna sinmiş seslerin, besteciliğinin özünü oluşturduğunu söylüyor. Özellikle de deniz taşlarını, o taşların seslerini dinleyerek yürüyen yalnız bir çocuğu özlemle anıyor.

Sohbetimizin ortasında kapı zili çalıyor. Hani şu melodili zillerden. Usmanbaş “Bunu sonuna kadar dinleyelim de deforme edilmiş Für Elise’yi kaçırmayalım,” diyor. En ufak bir sesi kaçırmak istemiyor. Ama bir yandan da bugünün sesleriyle –ve hatta kendisiyle- tatlı tatlı dalga geçmeyi de ihmal etmiyor.

Ayvalık’ın Türk ve Rum kültürünün izleri, çakıl taşları ve makine sesleri, babasının gramofondan dinlettiği plaklar, abisinin müzik çalışmaları ve seslere ilgi duyan bir çocuk... Sonunda viyolonsel sesine aşık olan bu çocuk, ilkokulu bitirdiğinde ilk enstrümanına kavuşur. Ağabeyi Orhan Usmanbaş’ın hediye ettiği ‘yarım viyolonsel’.

Müziği dinlerken bile ‘problem çözme’ düşüncesiyle yaklaşan ve mühendis olmakla müzisyen olmak arasında, kararını notalardan yana kullanan bir isim. Yaptığı müziği çok iyi anlatan bir durum bu. Zaten kendisi de “Biyografi dediğiniz tarihlerle sınırlı değildir. O tarihlerin arasındaki sapmalar ve anlatılmayanlardır,” diyor.

Cep telefonu çalıyor. Ritmik bir melodi seçilmiş: “Çağdaş ses dünyamızı da ihmal etmemek lazım,” diyor Usmanbaş. Gülmeye başlıyoruz.

Türk Bestecileri Serisi, Fazıl Say'ın 2015'de aktif olarak çalışmalarına başladığı bir proje. Yıllar boyunca sürecek olan ve farklı konseptlerde Türk Bestecileri'nin eserlerine yer verilecek albümler 2016 itibariyle dinleyici ile buluşmaya başlayacak. Önümüzdeki aylarda sunulacak olan Ahmed Adnan Saygun, İlhan Baran, Muhiddin Dürrüoğlu ve Fazıl Say'ın eserlerini içeren "Çocuklar İçin" serinin ilk albümü olma özelliğini taşıyor. Selen Öztürk'ün anlatımı ile çocuklara Türk Bestecileri'nin eserleri hakkında bilgiler de veren albümün ardından serinin diğer albümleri de dinleyiciler ile buluşacak. Türk Bestecileri'nin Nefesli Beşli eserlerini ve İlhan Usmanbaş'ın solo piyano eserlerini içeren diğer albümlerin de çalışmaları sürüyor.

Proje İlhan Usmanbaş’ı çok heyecanlandırıyor. Fazıl Say’ın eserlerini nasıl yorumladığını çok merak ediyor. “Fazıl sadece müziği değil edebiyatı da çok iyi bilen bir isim. Sadece müziğimizi değil, edebiyatımızı ve sanatımızı da dünyaya ulaştırmak isteyen bir isim. Fazıl Say büyük bir aşçı. Sanat mutfağının büyük şefi. Hepimizin iyi bildiği bir yemek bile, onun ellerinde başka bir şeye dönüşüyor,” diyor.

Fazıl Say için bugüne kadar yapılmış en özel tanımlamalardan biri bu. İlhan Usmanbaş’a hemen Fazıl’ın şu sözlerini hatırlatıyorum: “Usmanbaş’ın ‘Soruşturma’ eserini yorumlarken daha özgür, daha kendi içselliğime dönük çalmak istedim. Bazı yerlerde kendi anlatımımı dile getirmek istediğim için Usmanbaş'ın notada belirttiği tempolarından daha ağır çaldığım oldu. Çünkü ben de çok yıpratıcı davalar ve mahkemeler süreçleri yaşadım. O bunalımı, insanın hazin bir yalnızlıkta  içinde birikenleri, bu müziğin çok iyi dile getirdiğini düşünüyorum, kendi duygularımı çok kattım bu esere.”

Peki acaba İlhan Usmanbaş, ‘Soruşturma’ eserini hangi duygularla yazmış?

“O yıllarda Fransa’nın Cezayir’le ilgili uygulamalar ve kararları çok rahatsız ediciydi. Oradaki özgürlük hareketleri ilgilendiriyordu beni. Fransa’nın uyguladığı ‘hukuk korkutmaları’ ile hesaplaşmak istedim. Bugün de Fazıl’ın nasıl bir süreç yaşadığını görüyorum,” diyor.

1948’de evlendiği soprano Atıfet Usmanbaş geliyor yanımıza. Benzersiz bir aşk hikayesi var karşımızda. Elleri, gözleri birbirlerinden bir an bile ayrılmıyor.

Sohbetin sonunda “Sizinle Ayvalık’ta bir rakı-balık sofrasına oturmak isterdim. Siz o sofrada kiminle olmak isterdiniz?” diyorum.

“Fazıl’la rakı içmek güzel olurdu ama hayranları rahat vermez bize,” diyor, “fotoğraf çektirmek isteyenler, imza almak isteyenler derken papalinanın keyfini çıkaramayız.”

Gülüyoruz. Gülmeyi çok seven bir büyük ustayla ağzı dolusu gülüyoruz.

Yaşayan en önemli bestecilerimizden biri İlhan Usmanbaş. Bir başka büyük isim Fazıl Say, Usmanbaş’a önemli bir saygı duruşunda bulunmak için çalışıyor.

Peki biz gülmeyi çok seven bu iki ustanın, İlhan Usmanbaş ve Fazıl Say’ın yüzünü güldürebiliyor muyuz?