Ortaya karışık haberler

Geçen hafta takipçilerle buluşan bir adres, ilk çevirilerle, eski harfli baskılarla, Türkiye'de yayımlanmamış maceralarla Jules Verne'in Türkiye'deki macerasının izini sürüyor.
Ortaya karışık haberler


Türkiye, Pekin Kitap Fuarı’nın Onur Konuğu
Kitapları ülke sınırları içinde çokça satan bir gazeteci-yazarla sohbet ediyoruz. “Bir kitabım Çinceye çevrildi ama ne telif aldım ne de baskı sayısından haberim var,” diyor.

Çin ve telif hakları diye başlayan bir cümlede, şaşırtıcı olmayan bir durum. Eminim ki önümüzdeki hafta boyunca Pekin’de bu konular konuşulacak.

2012’den beri Çin’le kültürel etkileşim konusunda epey bir yol alındı. 2012 Türkiye’de Çin Yılı, 2013 ise Çin’de Türk Yılı olarak ilan edildi. Çin, 2013 Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’na onur konuğu olarak katıldı. Türkiye de 27-31 Ağustos 2014 tarihlerinde düzenlenecek Pekin Kitap Fuarı’na onur konuğu olarak katılacak.

Bu hafta İstanbul-Pekin arasında hatırı sayılır bir trafik var. Yazar, yayıncı, ajans, akademisyen ve bürokratlardan oluşan yaklaşık 120 kişilik bir ekip Pekin’e gidiyor. Orada oldukları süre içinde yaklaşık otuz etkinlik düzenlenecek. Paneller, sunumlar, konserler. Ayrıca 20 yayınevi ve 9 telif ajansının kendilerine ayrılan bölmelerde özel görüşmeler yapacağı bir ortam varmış. Yani bu furaın dönüşünde, çok sayıda yazarımızın eserlerinin çeviri programına alındığı haberlerini duyacağız. Üstelik eminim bu yazarlar, “Ne telif aldım ne baskı sayısından haberim var,” serzenişlerinde de bulunmayacak. Pek güzel.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, özellikle TEDA Çeviri ve Yayın Desteği programının Çin’de tanıtılmasına büyük bir önem veriyor. Program çerçevesinde bugüne kadar 17 Türkçe eser, Çinceye çevrilmiş, orada tanıtımları da yapılacakmış. Bu da güzel.

Ancak kültürümüzün ve edebiyatımızın Pekin çıkarmasının ülke sınırları içindeki yansıması yeterince güçlü mü diye sormakta sakınca yok sanırım. Türkiye’nin farklı siyasi ve edebi görüşe sahip yazarlarından bir katılımcı listesi yapıldığını görüyoruz. Bu listelerin hangi kıstaslara göre yapıldığını sormak yakışıksız olur. Öncesini öğrenemedik ama en azından sonrasını öğrenmek istiyor insan. Örneğin bir öykü okuru olarak, konuyla ilgili panelde neler anlatıldığını, Çinli edebiyatçıların yaklaşımlarını merak ediyorum.

Sonuçları öğrenmek için biraz sabretmek gerekecek.

Derya Durmaz’a Ermenistan Seyahat Fonu’ndan destek
Derya Durmaz’ın yazıp yönettiği kısa filmi Ziazan, Mayıs ayında Diversity in Cannes Kısa Film Yarışması’nda Jüri Ödülü ve İzleyici Ödülü’nü kazanmıştı. Filmin ödülleri, başarıları ve katıldığı festivaller bununla sınırlı değil. Dört yaşındaki Ermeni kızı Ziazan’ın hikayesi, izleyen herkes tarafından ayakta alkışlanıyor. Filmin ve Derya Durmaz’ın şimdiki durağı Altın Kayısı Uluslararası Film Festivali için Yerevan. Durmaz, bu ziyareti için Türkiye-Ermenistan Seyahat Fonu’ndan destek almış durumda.

Derya Durmaz’a başarılı yolculuğunun bu durağında başarılar diliyorum.

Bu arada, fonun üçüncü dönemi için son başvuru tarihi de 15 Eylül.

100 Ses, koro kültürünü geliştirmeye çalışıyor

100 Ses, Türkiye’deki 17 üniversiteden müzik öğrencilerinin bir araya gelmesiyle oluşturulmuş. Projenin başında Mete Gökçe var. Amaç, Türkiye’deki müzik öğrencilerini kültürel ve sanatsal anlamda bir arada buluşturabilmek. Öğrenciler, seslerini duyurmak ve bu oluşuma destek bulabilmek amacıyla yardım istiyorlar. Neler yapılabileceğini ve bu oluşumun tam olarak neyi amaçladığını öğrenmenin en iyi yolu sitelerini ziyaret etmek: http://www.100ses.org/

Hemen hatırlatayım. Koronun önümüzdeki buluşması 26 Ağustos’ta Çanakkale’de olacak.

Jules Verne’in Türkiye macerası
Twitter ortamında zihin açan içerikle karşımıza çıkan adresleri takip etmek lazım. Geçen hafta takipçilerle buluşan bir adres, ilk çevirilerle, eski harfli baskılarla, Türkiye’de yayımlanmamış maceralarla müthiş yazarın Türkiye’deki macerasının izini sürüyor. Takip tavsiyesidir. ?@JulVernTR?? ??