Tükürürüm böyle internetin içine!

Sansür, oto-sansür de dinlemiyor bu illet. Yazıyor da yazıyor, anlatıyor da anlatıyor. Durmak nedir bilmiyor. Ama onu durdurmak sizin elinizde. Başarabilirsiniz. İnternete olan karşıtlığınız her geçen gün artabilir.

Sosyal medya çok geveze.

Bir süre önce Facebook hesabımı kapattım. Twitter denen kuşla vedalaşmanın zamanı da geldi aslında. Instagram denen cümbüşteki romantik hallerimden kendim bile sıkıldım. Ne o öyle; bol bol kedi-geniş plan manzara-yakın plan yalnızlık. Külliyen topuklama vaktidir.

Aslında sadece sosyal medyanın gevezeliği değil rahatsız eden. Internet denen musibetin evimize soktuğu şeyler bunlar. Yani eğer ‘bir numara’nın kim olduğu aranıyorsa adı belli.

Örneğin, şimdi yazacaklarım için kaynakları da internetten buldum. Oturduğum yerden bilgiçlik taslamama neden olan da bu internet denen şey anlayacağınız.

Bertolt Brecht adını hepiniz bilirsiniz. Yazdığı bir oyunu izlemediyseniz bile, adını duymuşsunuzdur 1956’da, henüz elli sekiz yaşında bu dünyadan ayrılan Brecht’in. Ama oturduğunuz yerden, internet aracılığıyla, Brecht uzmanı kesilmeye kalkmayın sakın. Ne yapın edin, şiirlerini okuyun, oyunlarını hatmedin ve izlemekte geç kalmayın artık.

Yıllar önce Ankara Sanat Tiyatrosu’nun o büyülü salonunda tanıştım Brecht oyunlarıyla. Her bir oyun, başka bir dünyaya savurdu beni. Usta oyuncu Kerim Afşar’ın benzersiz Galileo yorumuyla sahnede devleştiği Galiei’nin Yaşamı da bunlardan biriydi.

Bakın bir isim daha çıktı karşımıza. Galiei Galileo. Stephen Hawking’e göre modern bilimin en önemli cümlelerini kuran İtalyan bilim insanı. Hayatımıza yeni isimler sokmadan, Brecht’in oyunuyla ilgili notlara bakalım.

1939 yılında oyun için yazdığı önsözde, öncelikle “Yeni Çağ” kavramını irdeliyor Brecht. Tam da “Yeni” sıfatının bolca kullanıldığı günlerde bu ne tesadüf?

Şöyle diyor Brecht: “Herkesçe bilinir ki insanlar yeni bir çağın eşiğinde oldukları kanısı sayesinde, çıkarlar doğrultusunda etkilenebilirler. Böylesi bir anda çevreleri onlara hâlâ tamamlanmamış, en mutlu gelişmelere açık, hayal edilen ve edilemeyen olasılıklarla dolu, işlenebilir bir hammadde gibi görünür. Kendilerini güçlü, dinlenmiş ve yenilenmiş olarak yeni bir güne uyanmış hissederler. Eski düşünceler batıl inançlar olarak bir kenara bırakılmış, dün gayet doğal görünen, bugün yeniden incelemeye alınmıştır. Yönetiliyorduk, ama artık biz yöneteceğiz der insanoğlu.”

Şimdi bakın şu internetin yaptığına. Bir anda bizi Brecht’in önsözüne savuruverdi. Olacak şey değil. Çünkü Alman şair-oyun yazarı burada da bırakmıyor, devam ediyor. “Yeni bir çağ doğuyor” söyleminin, Hitler’in üzerinde denendiğini ve kanıtlandığını söylemeye kadar götürüyor işi. İkinci Dünya Savaşı’nın eşiğindeki dünyanın haykırışlarını da yerleştiriyor bakış açısının orta yerine. Diyor ki; “Bu ‘Yeni Çağ’ palavraları da ne ola? Bu deyimin kendisi demode olmadı mı? Kısılmış gırtlaklardan yüzümüze karşı haykırılıyor. Şimdi gerçekten, Yeni Çağı temsil eden yalnızca barbarlıktır. Ve kendisinin binlerce yıl sürmesini arzulamaktadır.”

Savaş çığırtkanlarının, hiç kesilmeyen seslerini 1939’dan bugüne taşıyan Brecht, bununla da kalmıyor efendim. Anladınız artık bu adamın neler yazabileceğini. Ama mesele, onun neler yazdığı değil, bu yazılanları birkaç saniyede karşımıza getiriveren internet.

Brecht bir de utanmadan Galilei Galileo’nun yaşamı üzerinden “yeni çağ”ın doğuşu hakkındaki bazı önyargıları düzeltmeye kalkmış. Neymiş efendim, kilisenin sarsılmaz iktidarı karşısına dikilip “Dünya dönüyor,” demiş Galileo. “Karar vericiler dururken sana mı düştü dünyanın ne halt ettiği bre densiz!” diyesi geliyor insanın. Madem bunu diyemiyoruz, şunu diyerek tatmin olabiliriz: “Bu bilgileri bana taşımak sana mı düştü bre rezil internet!”

Şu anda internete girebilen bir bilgisayarın başındaysanız, benim gibi yapın. Brecht yazın arama motorunuza, Galileo yazın, bakın neler göreceksiniz. Mimesis adlı derginin sayfalarına gidecek ve Brecht’in oyunu için yazdığı uzun önsözün bir çevirisiyle karşılaşacaksınız. İşte bütün bunları yapan internet. Pes doğrusu!

Üstelik sansür, oto-sansür de dinlemiyor bu illet. Yazıyor da yazıyor, anlatıyor da anlatıyor. Durmak nedir bilmiyor. Ama onu durdurmak sizin elinizde. Başarabilirsiniz. İnternete olan karşıtlığınız her geçen gün artabilir.

İnanın Galileo da kızardı internete. Kerim Afşar da karşına dikilirdi. Siz de bir an önce “Tükürürüm böyle internetin içine,” demelisiniz.

Gerçi şöyle bir olasılık da var. Siz fişi çekeceksiniz. Bağlantıları koparacaksınız. Ama tam o anda Galilei Galileo’nun derinlerden gelen çığlığını, Bertolt Brecht’in satırlarıyla tarihe hediye ettiği sözünü duyacaksınız: “Dünya yine de dönüyor!”

Artık o sese kulağınızı tıkayıp tıkamamak size kalmış.

Ama ben kulağınıza fısıldamış olayım: “Dünya yine de dönüyor!”