Bir tahmindi...

New York'ta günlerdir medyadan taşan 'Terörist saldırılar olacak' iddiası, paranoyak bir tahmin olarak kaldı.

NEW YORK- Korkulan olmadı... Günlerdir gazetelerden, televizyonlardan taşan 'yeni terörist saldırılar olacak' iddiası, paranoyak bir tahmin olarak kaldı, çok şükür...
Alınan güvenlik önlemlerinin yoğunluğu ve bazı sivillerin işgüzarlığı, yürekleri hop ettiren birkaç küçük haber yarattı, hepsi o kadar...
Sabah saatlerinde, dünyanın en büyük kargo uçağı olarak bilinen Rus yapısı Antonov-124, Kanada'dan Amerikan hava sahasına izin almadan girdi ve Massachussetts'te inişe zorlandı. Savunma Bakanlığı soruşturmasından sonra, olayın kuleyle yanlış iletişimden kaynaklandığı, Avrupa'dan kalkan uçağın, Teksas'ın El Paso kentine bir grup Amerikan mühendisi ve çeşitli malzemeleri götürdüğü açıklandı. Tabii bütün bunların aydınlanması saatleri buldu ve uçak, yoluna yarım günlük bir mecburi moladan sonra devam etti.
Las Vegas-Memphis seferini yapan Northwest Airlines uçağı da pilotun kuleye geçtiği 'olağandışı hal' mesajıyla Arkansas'a inmek durumunda kaldı. 'Olağandışı hal', yolculardan üçünün kendilerini tuvalete kilitlemesiydi ve bu tuhaf durumla ilgili açıklama yapılmadı.
Houston'dan Nashwille'e giden küçük bir jet de kalkıştan sonra geri dönmek zorunda kaldı. Çünkü hostes, yolculardan birinin elinde çakı gördüğünü söylüyordu. Şüpheli yolcunun havaalanında nasıl arandığını tahmin edersiniz. Fakat üstünden çıka çıka bir tarak çıktı.
Bunlar, ülkenin diken üstünde yaşadığının işaretleri. Paranoya almış yürümüş ama insan bir şey diyemiyor. Çünkü haklı sebepleri var.
Değişen ne?
'11 Eylül hayatınızda en çok neyi değiştirdi?' sorusunu ortalama bir Amerikalıya yönelttiğinizde, 'Galiba eskiye oranla daha milliyetçiyim' yanıtını alıyorsunuz. Yani, en az ihtiyaç duydukları konuda, en çok
değişmişler. Ancak biraz yakına girince, milliyetçiliğin üzerini devasa bayraklarla örttüğü sorunun çok başka olduğunu anlıyorsunuz: 'İşler çok kötü' diyor herkes. Geçen yıla oranla daha az kazanmaktan, daha çok işsizlikten yakınıyorlar.
Gazeteler, geçen yıl 11 Eylül günü tarifeli iç hat uçuş sayısının 30 bin 516 (evet, bir günde 30 bin uçuş!) olduğunu, bu sayının 28 bin 177'ye düştüğünü yazıyor. Bu istatistik, yaklaşan savaşın tik-taklarını saymakla meşgul ekonominin, nasıl bir büzülme içinde olduğunu gösteriyor. Burada yaptığım iki iç hat uçuşunda, havayollarının durumunun parlak olmadığını gözlemlemiştim. Asıl korkulan, günlük uçuş sayısının 20 binin altına inmesi.
Kendini her fırsatta dünyanın en güçlü ulusu olarak tanımlayan ve belki de bu gücün dünyanın diğer köşelerinde nasıl duygulara yol açtığını pek bilmeyen Amerikalılar, 11 Eylül'ün getirdiği acılarla en büyük dersi bu konuda aldı aslında... Şimdilik, yaraların çok taze olması nedeniyle, daha bir kapılmış görünüyorlar milliyetçi rüzgârlara...
Küçük işaretler...
Ancak zamanla bazı şeylerin değişebileceğine dair işaretler yok değil. Örneğin önceki gün CNN'de 11 Eylül'ün yıldönümü görüntüleri
arasına sıkışmış bir minik haberde, Avrupa gençliğinin Amerikalıları bencil, duyarsız, kibirli ve aşırı materyalist bulduğu belirtiliyordu. Bir Amerikan üniversitesinin 14 Avrupa ülkesinde yaşları 15-25 arasında değişen binlerce gençle yaptığı araştırmaya göre, olumsuz yargıların çoğu filmlerden, TV dizileri ve pop müzik starlarından kaynaklanıyor.
Gücünün paradan geldiğini çok ama çok iyi bilen bir imparatorluk, şimdi 'hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını' göstermek ve bu gücün de değiştiğini kanıtlamak için epeyce para harcamak zorunda.
Galiba ekonomik krizin soğuk nefesini hisseden sadece havayollarında çalışan bilet satış görevlileri olmayacak. Sylvester Stallone, Arnold Schwarzenegger ve Harrison Ford gibi yıldızlar da işsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya.