Olağan şüpheli

Yer hostesi bir biletime, bir pasaportuma baktı ve "Siz şöyle kenara geçer misiniz?" dedi.

NEW YORK - Indianapolis Havaalanı'ndaki yer hostesi, bir biletime, bir pasaportuma baktı ve "Siz şöyle kenara geçer misiniz?" dedi. Sürpriz değil. Amerikan topraklarına ayak bastığım günden beri her kontrol noktasında aranıyor ve birkaç soruya cevap vermek zorunda kalıyorum, sakalım ve ay-yıldızlı pasaportum sayesinde...
Ancak 11 Eylül yaklaştıkça aramalardaki titizlik katsayısı da yükseliyor. İndianapolis-New York uçağına olabildiğince rahat bir kıyafetle gitmiştim. Bisiklet yaka bir tişört, kısa pantolon, çorapsız ayaklarımda sandaletler... Çok turistik ve 'sivil' bir görüntü. Elimdeki, üzerinde '2002 Dünya Basketbol Şampiyonası' yazılı çanta da bu resmi tamamlıyordu bana göre... Olmadı. O noktaya kadar zaten iki kez röntgenden geçirilmiş olan çantam, yine şüpheli bakışlara hedef oldu, açıldı,
saçıldı, içinde şarbon tozu var mı diye didiklendi. Hepsinden önemlisi, sandaletlerim de, acaba ayağımın altında herhangi bir silah gizliyor muyum diye çıkartıldı!
Benden önce geçen Çinli gazetecilerin de aynı muameleye tabi tutulduğunu görmüş ama bunu, onların uzun pantolonlar ve kapalı ayakkabılar giymiş olmasına yormuştum. Öyle değilmiş...
Görevliler nazik ve saygılı
Kontrol noktalarındaki görevliler son derece nazik ve saygılı aslında. Hatta bazıları güler yüzlü olmaya çalışarak, onlarca Amerikan vatandaşının elini kolunu sallayarak geçtiği kapılarda sizin durdurulmanızı, kısmen soyundurulmanızı affettirmeye çalışır gibi bir gayret içine giriyor. Oysa böylesi bir sempati gösterisine gerek yok. Buraya gelirken, 'Olağan Şüpheliler'den sayılacağımı ve sık sık aranacağımı biliyordum.
Amerika'da, başta havaalanları olmak üzere, umuma açık mekânların güvenlik sistemlerinde bir yıl içinde yapılan değişikliklerin yaklaşık 15 milyar dolara mal olduğu söyleniyor. Yeni önlemlerle birlikte yoğunluğu düşen hava trafiği ve bunun havayolları şirketlerine verdiği zarar da cabası. Kesin olmamakla beraber, sivil havacılık ve otelcilik sektörlerinin bir yıl içindeki kaybı 40 milyar dolar.
New York bugün olağanüstü bir gün yaşayacak. Sakalımla ve pasaportumla güvenlik önlemlerini aşıp, sabah 8.46'da törenlerin başlayacağı 'Sıfır Noktası'nda olabilecek miyim, bilmiyorum. Tam bir yıl önce görkemli ikiz kulelerin yükseldiği, bugünse yıkıntıları temizleme çalışmalarının hâlâ sürdüğü bu devasa alanın çevresinde dolaştım dün biraz... Televizyonda, enkazın kaldırılmasından sorumlu John Ryan'ın verdiği kuru bilgileri dinlemektense, etrafındaki duvarlar neredeyse bir açık hava müzesine çevrilen 'Sıfır Noktası'nı ve ziyaretçilerini yakından görmek istedim. Dört bir yanda fotoğraflar, o gün hayatını kaybeden 3 bini aşkın insana tek tek yazılmış mektuplar, sanki Manhattan'ın göbeğinde değilmişiz gibi, insanı ürküten bir büyük sessizlik...
New Yorklular'ın kafası karışık
Amerikalıların, özellikle de New York'luların kafası karışık 11 Eylül konusunda. Kimileri, kötü anıları canlandıracağı endişesiyle, bir zamanlar Dünya Ticaret Merkezi'nin yükseldiği bölgeye gitmek bile istemiyor. Kimileri de, 'Sıfır Noktası'nı kuşatan duvarlara her gün bir fotoğraf ya da bir obje asarak, burayı türbeye çevirme eğiliminde. Ziyaretten kaçınanların ortak yanıtı: 'Orayı, o boş alanı görmek beni depresyona sokuyor.' İçlerinde, Ground Zero'ya görkemli bir anıt yapılması halinde bu psikolojik eşiği aşabileceklerini söyleyenler çoğunlukta.
İlan edilmiş resmi bir tatil yok ama New York'ta bugün dükkânların çoğunun kapalı olması bekleniyor. Halk, 11 Eylül'ü Amerikan tarihinde unutulmaz bir noktaya yerleştirmiş ve ona göre davranmaya başlamış görünüyor. Bazı dükkân sahipleriyse günlük hayatın hiç kesintiye uğramadan akıp gitmesini, teröre verilebilecek en anlamlı cevap olarak görüyor.
Kaçışın yolu kahkaha
Önceki akşam saetlerinde Village'daki Cafe Milou'da klarnetine kulak verdiğimiz yaşlı cazcının dediği gibi: 'Hayat devam ediyor.' Son bir yılda komedi filmlerine giden Amerikalıların sayısında çarpıcı bir artış gözlenmesi de, insanın en büyük kaçış yolunun kahkaha olduğunu ortaya koymuyor mu zaten?