Çizginin zarafeti

Piyâle Madra'nın ince mi ince bir saptaması, katmerli mizah ile yoğrulmuş bir deyişiyle başlıyorum her güne.

Piyâle Madra’nın ince mi ince bir saptaması, katmerli mizah ile yoğrulmuş bir deyişiyle başlıyorum her güne.
Karikatür sanatı üstüne çok düşünmüşlüğüm, çok araştırıp tartmışlığım yok doğrusu.
Ama bir gazetede her gün okuruna gülünçlüğünün altı çizilmiş bir an armağan etmenin gözümdeki yeriyle pek az yaratıcı emek alanı yarışabilir.
Madra, öncelikle bir kısa öykücü. Mükemmel diyalog yazarlığı yanı sıra karakterlerinin geçmişlerini, gelecek duygularını, zaafları ve dirençlerini dikdörtgen sınırla çizilmiş (elle bile değil) alanda çatıverdiği o çizgiden âna yediriyor.
Bundan tanıyoruz her bir karakterini. Ağızlarından çıkan sözcükler bu yüzden böylesine tanıdık. Böylesine hakiki.
Öfkeli abartılar, saçmanın kabası, telaşlı gıdıklama çabalarına bir kez olsun tenezzül etmeden çiziyor Piyâle Madra. Onun aradığı ânın, yaratılmış bir çarpıklıkla ilgisi yok.
O, hakikat üstüne şakalar yapan bir düşünür.
Okurunu bir kez olsun mahçup etmeden.
Her karikatürü billûr gibi çınlıyor.
Çizdiği insanlara yaklaşımı süzülmüş bir şefkat taşıyor çünkü.
Onlarla dalgasını geçse de kıyamıyor. Üstlerinde tepinmiyor.
Onlara gülerken öfkeli bir rahatlama hissetmiyoruz.
Her birinde bir aymazlığımız, bir sakarlığımız, bir takıntımız, bir zaafımızla karşılaşıvermenin
sürprizli ışığı altında kalıyoruz.
Bizde yarattığı şaşkınlığın verdiği tat, zekâ ve mizahtan süzülmüş.
Piyâlecilerin ‘Ademler ve Havvalar’ın her birini birbirlerine yollayıp duvarlarına asmalarının nedeni, bu: İnsanın ezilmeden, kendini görebilmesi. Üstelik en zayıf, en gülünç, en takıntılı, en klişelerle yaralı halini.
Piyâle karikatürlerinin, zarafetin elzem olduğu bir edebiyat alanınıyla; hikâyecilikle akraba olması bu nedenden.
Ben, bahçemde en çok küçük Ademlerle Havvaları ağırlamaktan zevk alıyorum doğrusu.
Çocuk dünyasının en kuytu, en şenlikli noktalarını böylesine olağanüstü bir içgörüyle yansıtabildiği için de sonsuz bir hayranlık duyuyorum Madra’ya.
Çocukların gözüyle baktığı dünyada birçoklarımızın göremediği çarpıklıkları görmekle kalmıyor, birçoklarımızın göremediği çocukları, onların çırılçıplak dünyalarını da gösteriyor.
Bir söyleşisinde; “Karikatür çizebilmek, dünyaya açık olmayı toplumun sosyal, kültürel, ekonomik yapısını incelemeyi, dünyayı tanımayı, bilmeyi gerektirir. Ayrıca karikatür eğlendirir, eğitir, tabuları ve mitosları yıkar, karşı çıkar. Dürüst bir işlevi vardır. Dileğim odur ki; genç karikatüristler dünya meselelerine uzak kalmayıp, bu konularda karikatürler üretsinler” demiş.
İsveç’in karanlık günlerinde doğduğunu söylediği Piknik’le başlayıp hepimizden birer Adem, birer Havva yaratmış olan Piyale’nin katikatürlerini çizen de öncelikle dürüstlük.
Bugün, onun köşesine inat ben de burada bir karikatürünü sunmak istiyorum.
Ve bu olağanüstü çizeri hayranlık ve şükranla ağırlıyorum.