Diyarbakır'ı dinleyelim

Kimi olumlu gelişmelere sevinmemek mümkün mü? Hayatımızın kemikleşmiş, kör yanlarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiği gerçeğinin resmi kabul görmesi, elbette kutlu bir gelişme.

Kimi olumlu gelişmelere sevinmemek mümkün mü? Hayatımızın kemikleşmiş, kör yanlarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiği gerçeğinin resmi kabul görmesi, elbette kutlu bir gelişme. Yakın zamana kadar hayal etmesi bile güçtü. Sözgelimi Diyarbakır Valisi Efkan Ala'nın İnsan Hakları Derneği'nin temmuz, ağustos ve eylül raporlarını incelemeye alıp bir yanıt vermesi hepimizin yüreğine su serpti. Derneğinden geçtim, 'insan hakları' tamlamasına tahammülü olmayan, ağza alındığında bunu devletimiz ve yüce milletimizin düşmanlarının iğrenç bir oyunu olarak kaydeden resmi görüş, ayak değiştirdi demektir öncelikle. Bu noktaya gelene dek kendilerini insan hakları mücadelesine adamış insanların çektiklerinden söz edecek değilim.
Onların derdinin de üzüm yemek olduğunu biliyorum.
Gelgelelim bu gelişmelerin hazmedilme sorununu da es geçemeyiz. Efkan Ala'nın heyecan verici hamlesinin göstermelik bir manevra olarak algılanmaması için gerçekten sonuca gidici bir diyaloğa dönüşmesi gerekiyor.
İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi'nin basın açıklamasını hep birlikte okuyarak bu sürece bir katkıda bulunabiliriz kanısındayım.
Dernek, raporlarının valilik tarafından incelenip sonuç çıkarılmasını olumlu bir gelişim olarak değerlendiriyor.
"Şimdiye kadar yapılan uygulamalarda, hazırladığımız raporlar ve açıklamalarla ilgili olarak valiliğin suç duyurusu nedeniyle hakkımızda 250'den fazla dava ve soruşturma açıldı. Ancak bu geldiğimiz noktada raporlarımıza daha farklı bir şekilde yaklaşıldığını görmek bizleri sevindirmiştir."
İHD, valiliğin inceleme yaptığı dönemde şubelerine toplam 467 başvuru yapıldığını, ancak söz konusu incelemenin sadece 21 vaka açısından ve evrak üzerinden yapılmasının eksik ve yanlış sonuçların doğmasına yol açtığına işaret ediyor. Aynı zamanda çok iyi tanıdığımız bir refleksin altını da çizerek uyarıda bulunuyor: "Söz konusu raporlarımızda bahsi geçen ve aklanmaya çalışılan olayların tamamının eski vali Nusret Miroğlu'nun faaliyet dönemine denk geliyor olması, incelemenin Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılması ve bu şekilde şu andaki valimiz Efkan Ala'ya eksik bilgi verilmesi dikkatlerimizden kaçmamıştır."
Neden Diyarbakır
Son olarak Başbakanımız, Avrupa'dan gelen bütün heyetlerin neden önce Diyarbakır'ı ziyaret ettiğine bir anlam veremediğini belirtip Rize'yi, Erzurum'u da ziyaret etsenize buyurmuştu. Bu mükemmel tecahülü arif örneği şimdi muhalefete kilitlenmiş malûm isimler tarafından sıkça kullanıldı. Onlar imayla da yetinmeyip Türkiye'yi bölmeye yeminli dış şer güçlerine bu marifeti pek yakıştırıyordu.
Neden Diyarbakır? sorusunun cevabını herkesin bildiğine, bilmezlenenlerin de bilinmesinde yarar görmeyenler olduğuna inanıyorum. Bianet.org'dan İHD değerlendirmesini aktarayım:
1. Valilik: Silvan Kıraçtepe Köyü Yeşerdi Mezrası'nda bir kahvehane olmadığı, 28 Temmuz'da bölgede operasyon yapılmadığı, Ş.Ç. adlı kişinin jandarma tarafından gözaltına alınmadığı.
İHD: Kahvehanenin Gündecano Köyü'nde olduğu iddiası raporumuzda mevcut değildir. Gözaltı işleminin Silvan İlçe Merkezi'ndeki bir kahvehanede yaşandığı doğrudur.
2. Valilik: Duru Jandarma Karakol Komutanlığı bölgesinde, 23 Haziran'daki operasyon sırasında atılan roket ve mermilerden makilik alanın yandığı, yangının söndürüldüğü, başka yangın olmadığı.
İHD: Duru Jandarma Karakolu'na yakın bölgede ormanlık alanın birçok yerinde yangın çıktığı ve yangına geç müdahale edildiği olayı Hasan Beksek adlı vatandaşın derneğimize yapmış olduğu başvuru ve sonrasında yapılan yerel araştırmalarda doğrulanmıştır. Bu başvuru kayıtlarımıza çevre hakkı ihlali olarak geçmiştir.
3. Valilik: Çınar Aşağıkonak Köyü'nde R.A.'nın, baba ve kardeşlerinin gözaltına alınmadığı, arama yapılmadığı.
İHD: Ramazan Ayaz'ın baba ve kardeşleri gözaltına alınmış, jandarma tarafından evlerinde arama yapılmıştır. Bu işlemlerin resmi kayıtlara geçmemiş olması, gözaltı ve ev arama işlemlerinin fiilen yapılması ciddi bir suçtur.
4. Valilik: Hevsel Bahçeleri'ndeki operasyonda Valilik Sosyal Yardımlaşma Vakfı tarafından evlere yardım amaçlı paketlerin dağıtıldığı.
İHD: İlimiz merkezinde Hevsel operasyonlarından sonra halka gıda yardımı dağıtıldığı doğrudur. Bizim iddiamız ise operasyonun sürdüğü on gün süresince gıda girişine izin verilmediği şeklindedir.
5. Valilik: Dicle Gençlik Merkezi'nin 14.09.2004'te savcılığın arama kararına istinaden arandığı.
İHD: Doğru. Ancak arama sırasında dernekte bulunan İlker Boğa adlı temsilcinin ellerinin ve ayaklarının elektrik kablosuyla domuz bağı şeklinde bağlandığı olay yerine gelen İHD yöneticileri tarafından tespit edilip bir tutanakla kayıt altına alınmıştır.
6. Valilik: DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'ın 5 Eylül'deki mitinginin Açık Öğretim Sınavı'na giren öğrencilerin başarılarının etkilenmemesi, aynı gün sınavda görevli ve sınava giren polislerin bulunması nedeniyle güvenlik zafiyeti doğabileceğinden ertelendiği.
İHD: Sınavların yapılacağı okullar şehir merkezine 5 ile 10 km uzaklıkta olup sınavlar miting saatleriyle çakışmamaktadır. Dolayısıyla valiliğin erteleme gerekçesi gerçeği yansıtmamaktadır.
7. Valilik: 5 Ağustos'ta polis noktasına silahlı saldırı düzenleyen 2 teröristin silahlarıyla ele geçirildiği.
İHD: Bölgemizde yaşanan çatışmalarda yaşamını yitirenler, kim olduklarına bakılmaksızın 'çatışmada yaşamını yitirenler' başlığı altında raporlarımıza aktarılmaktadır.
Olayın yaşandığı doğrudur.
8. Valilik: Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefetten 19 Temmuz'da gözaltına alınan 16 kişinin tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldıkları.
İHD: Diyarbakır Ofis Semti'nde yapılan bir basın açıklamasına güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucunda 9 kişi gözlem altına alınmış, bu kişiler alınırken ve gözaltı süresince kendilerine kötü muamele bulunduğunu iddia ederek derneğimize ve cumhuriyet başsavcılığına başvuruda bulunmuşlardır. Burada hem toplantı ve gösteri hakkı hem de işkence yasağı ihlal edilmiştir.
9. Valilik: 29 Mayıs 2004'teki festivalde Öcalan ve terör örgütü lehine slogan atan öğrenci S.K.'nın kasetlerden saptanarak 2 Temmuz'da gözaltına alındığı, aynı gün serbest bırakıldığı.
İHD: Söz konusu kişi, S.K. değil, Polat Güllü'dür. Bir konser sırasında slogan attığı iddiasıyla üniversite kampüsünde sivil polislerce gözaltına alınıp Emniyet'e götürülmüştür. İHD'ye göre bu kişinin derhal savcılığa çıkarılması gerekirdi, nezarete konulması hak ihlalidir. Ayrıca slogan atma fiili şiddet içermeyen bir düşünce ifade biçimidir. Suç olarak kabul edilmesi insan haklarına aykırıdır.
10. Valilik: Mardinkapı'da bir bekçinin ölümü, 1 polisin yaralanmasına ilişkin 28 Temmuz'daki eyleme katıldığı ihbar edilen 3 kişinin Silvan'dan alındıktan sonra savcılıkça serbest bırakılması.
İHD: Haksız gözaltı, kişi güvenliği hakkı ihlalidir.
11. Valilik: Araçlarında el bombası bulunan baba-oğulun konu ile bağlantıları saptanamadığından serbest bırakıldığı.
İHD: İHD, gözaltına alma işleminin kendisini hak ihlali olarak tanımlamaktadır. Bize göre, kişiler yakalanabilir ancak nezarete koymak yerine derhal savcılığa çıkarılmalıdır. Bütün ifade alma ve delil toplama işlemini savcı kendisi yapmalıdır. Gerek duyduğunda kolluktan yardım almalıdır. Fakat uygulamada savcılar bütün ifade alma işlemini kolluğa yaptırdıkları için kolluk da insanları gözaltına alarak nezarethaneye koymaktadır. Bu işlemler insan haklarına ve kişi güvenliği hakkına aykırıdır. Kişilerin yasal bir dayanak sonucunda gözaltına alınması, bu durumu insan haklarına uygun hale getirmez.
Yerimiz dar. İlk 12 vakayı aktarabildim. İlgilenen İHD raporuna ulaşabilir. Gözümüz kulağımız elbette Diyarbakır'da. Valinin, başlattığı diyaloğu sürdürmesi umuduyla.