LBGTT raporu

Haberin başlığı, "Üskül?ün tercihi sapıklardan yana." Gazete, kanlı mücahit Vakit gazetesi. Haber, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu...

Haberin başlığı, “Üskül’ün tercihi sapıklardan yana.”
Gazete, kanlı mücahit Vakit gazetesi. Haber, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül’ün ‘3. Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma’ya katılmasıyla ilgili.
Veriliş tarzıyla, memleketimizin neden çıkmaz yoldan bir türlü şaşamadığının, verilen demokrasi mücadelesinin neden çok zorlu olduğunun; bu mücadeleyi verenlerin neden ancak imkânsızla mucizenin kesişme noktalarında soluklanabildiğinin ipuçlarıyla yüklü haberi birlikte okuyalım:
“Adana Kozan’da başörtülü olduğu için Garnizon Komutanı ve Kaymakam emriyle birincilik ödülü verilmeden kürsüden indirilen öğrenci için kılını kıpırdatmayan, kartelin asılsız iddiası üzerine Fatih Sultan Mehmet Camii imamı Hasan Hakyemez’in  ‘en ağır şekilde cezalandırılmasını isteyerek yargısız infaza yeltenen TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Hukukçu Prof. Zafer Üskül; lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüellerin ‘Homofobi Karşıtı Buluşma’ konferansına katılarak, ‘AK Parti’ nin eşcinsellere de aynı mesafede olduğunu’ söyledi. Üskül, bir sorunla karşılaşmaları durumunda hemen kendisini arayabileceklerini söylediği Kaos GL adlı sapkın derneğin toplantısına katılarak  ‘Lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüellerin etkinliklerine katılan ilk milletvekili” unvanını kazandı. Üskül’ün bu tavrı komisyon üyelerini de rahatsız etti. Üskül’ün bu tavrı CHP ve DSP’li komisyon üyelerince bile ‘takdir’ edilmezken, MHP’lilerden ‘Kendi tasarrufu, komisyonu bağlamaz’ tepkisi geldi. AK Partili üyelerin ise rahatsız olduğu gözlendi. Komisyonun MHP’li başkanvekili Mehmet Ekici ‘Sayın Başkan’ın kendi takdiridir. Bu bir komisyon kararı gereği değildir’ derken, İzmir Milletvekili MHP’li üye Şenol Bal da ‘Ben davet edilseydim gitmeyi uygun görmezdim. Gerek duymazdım’ diye konuştu. CHP’li Milletvekili Ali Rıza Ertemür, ‘Bu derneğin davetine icabet etmesi Başkan’ın kendi tasarrufudur. Komisyonun bu konuda bir çalışması yoktur’ dedi. Komisyon Katibi DSP İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş ise, toplumun büyük kesimini ilgilendiren davetlere katıldığını söyledi. Üskül’ün bu tutumunun komisyonun AK Partili üyelerini rahatsız ettiği gözlendi. AK Partili milletvekilleri, konu hakkında bir şey söylemek istemediklerini belirtirken ‘insan hakları alanında ülkenin çok daha önemli problemleri olduğuna’ vurgu yapmakla yetindiler. (ara başlık)—SAPIKLAR ÇOK SEVİNDİ— Travesti Aylin Başak ise  ‘Cinsel tercihlerimiz konusunda bizi desteklediği için Sayın Üskül’e çok teşekkür ediyorum. İlk kez bir milletvekilimiz bize sahip çıktı’ dedi.

Konuyla ilgili görüşmek istediğimiz Başkan’ ın yurt dışında olduğu bildirilirken, Zafer Üskül’e vatandaşlardan da büyük tepki yağıyor.”

Memleketin vasatı
Vakit gazetesinin bu memleketin vasatını temsil edemeyeceğini iddia edenlerin ağız tadını kaçırma pahasına belirtmek zorundayım. Bu toplumun vasatına hitap etme konusunda militan bir dil kullandığı için Vakit’i marjinal ilan etmek gerçek bir safdilliktir.
Vakit gazetesi, en popüler ideolojik çağrıların temsilcisidir. Ve yukarıdaki
haberin dili ve ideolojik karşılığına içtenlikle isyan edecek basın organlarımızın sayısı ve satışları da ortadadır.
Dolayısıyla kendimizi kandırmanın alemi yok. Bu ülkede cinsel azınlıklar, baskı altında tutulması doğal karşılanan sapıklar; hakları konusunda seslerini yükselttiklerinde ise haddini bilmeyen, bunca sorun varken hiçbirimizi ilgilendirmeyen dertleriyle vakit ve gündem çalmaya çalışan sapıklardır. 
Yukarıdaki haber metninde hiçbir haber unsurunun yalan içerdiğini sanmıyorum. Üskül, gerçekten de böyle bir toplantıya katılan ilk milletvekili. Üskül’ün tavrı komisyon üyelerini gerçekten rahatsız etmiştir. MHP’li üye toplantıya katılmaya gerçekten gerek duymazdı. DSP’li hanım gerçekten de bu toplantının toplumun geniş bir kesimini ilgilendirdiğini düşünmüyordur. AKP’lilerin ‘üsküllü bela’ tanımlamasını başka kanallardan da işittik.
Onların rahatsızlıklarından da kuşku duymamız için hiçbir neden yok. Travestilere gelince, onlar da mutlaka bir milletvekiliyle görüşebildiklerinden mutluluk duymuşlardır.
Mesele de işte budur. Vakit yazarlarından birinin ‘Şey-nelerin toplantısı’ ‘namusluları sapıklarla bir tutan’ ve benzeri incilerle süslü yorumuna hiç girmiyorum.
Homofobi Karşıtı Toplantılar haftasının hemen üstüne 12 Eylül’den bu yana Türkiye’deki insan hakları ihlâlleri üstüne sürekli raporlar yayınlayan saygın Human Rights Watch, ilk olarak “Değişen Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet, Cinsellik ve İnsan Hakları” başlıklı bir rapor yayımladı. Bir basın toplantısıyla açıklanan bu raporun haber değerini Milliyet ve Taraf gazeteleri dışında hiçbir basın organı ciddiye almadı. Lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel kelimelerinin baş harflerinden oluşan LGBTT hakları üstüne ilk kez böyle bir raporun yayınlanmasını hiç ilginç bulmayan medyamız, magazin sayfalarında ve programlarında ağzı salyalı bir tecessüs içinde bu konunun abonmanıdır oysa.
Vakit gazetesinin dilinin şık ve şehirli olmadığını bildikleri için bu kesimler hakkında hedef gösteren, saldırgan ve hakaretamiz bir dil kullanmamaya çaba gösterirler. Ama
ola ki bir magazin figürü eşcinsellik üstüne bir kelam yumurtladı, onu nal gibi başlık yapmaktan kaçınmazlar.
Riyanın en yüzsüz resmi, eşcinsellik konusunda çekilebilir.

Rapordan
Human Rights Watch’un 100 sayfa 7 bölümden oluşan raporunun giriş bölümünde, “Türkiye’de yaşayan LBGTT vatandaşların karşı karşıya kaldığı kötü durum bu topluluğun diğer ülkelerde karşılaştıklarıyla çok benzerken, ‘erkeklik’ ve ‘kadınlık’ kavramlarına dair katı kurallar özellikle Türk toplumunun ve devletinin yapısına derin bir şekilde işlemiş durumda. Bu gibi kuralların devamı, bu raporda gösterildiği gibi, aktardığımız birçok olayda eşitsizliği devam ettirmekte ve şiddeti artırmakta” deniyor. Raporda dudak uçuklatacak şiddet-vahşet
öyküleri, tanıkları tarafından anlatılıyor.
Hükümete tavsiyelerde bulunuluyor: “cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyet kimliğine yönelik şiddet ve ayrımcılığı bitirin. İnsanları cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyet kimliğini temel alarak taciz etmek, tutuklamak ya da cezalandırmakta sık kullanılan ‘ahlaksızlık’, ‘teşhircilik’ ve ‘toplum ahlakına karşı suçlar’ gibi belirsiz ve geniş kapsamlı yasaları kaldırın.
Askerlik yasasını cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyet kimliği temelinde askere almamayı kaldıracak şekilde değiştirin.
Her bireyin kendi tanımladığı toplumsal cinsiyet kiliğine Yogyakarta Prensipleri’nde belirlendiği şekilde (uluslar arası insan hakları hukukunun cinsel yönelim ve cinsel kimliğe nasıl uygulandığının yetkin ve geçerli bir yorumu) tam saygı ve hukuki tanımayı garantileyin.
Seks işçiliğiyle ilgili yasa ve düzenlemelerin adil olmaları cinsel yönelim ya da kimlik temelinde ayrımcılık yapmamaları ve seks endüstrisindeki tüm bireylerin haklarını kapsamlı bir biçimde korumalarını garantilemek için inceleyin.
AB’nin ‘istihdam ve meslek edinmede eşit muamele için genel bir çerçeve kuran’ 200/78/ED numaralı yönergesine riayet edin.
Adalet sistemi içinde çalışan tüm görevliler, cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyet kimliği konuları da dahil olmak üzere, ayrımcılık karşıtlığı ve insan hakları ilkeleri konusunda eğitin.
Şiddet ve tecavüz suçlarını, kurbanın cinsiyetine, cinsel yönelimine veya toplumsal cinsiyet kimliğine bakmaksızın gerektiği şekilde araştırın.
Aile içi şiddet konusunda Ailenin Korunması Kanunu’nda yer alan koruma kararlarının ayrımsız bir şekilde tüm aile bireyleri ve aynı cinsten çiftlerin partnerleri tarafından yararlanabilir olmasını sağlayın. Aile içi şiddet kurbanlarına verilen hizmetlerin
cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyet kimliği meselelerine karşı duyarlı olduğundan emin olun ve ayrımcı olmadığını garantileyin.
Tüm lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel derneklerinin toplanma, örgütlenme, yasal statü kazanma, bilgi paylaşma ve yaymaya izni olmasını sağlayın.
Lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel dernekleriyle insan hakları savunucuları olarak yaptıkları çalışmalara destek verebilmek amacıyla yapıcı bir diyalog içine girin.”
Raporda Türkiye’deki sağlık sektörü profesyonelleriyle Avrupa Birliği’ne de sıkı tavsiyeler var.
LGBTT konusu etrafında kurulan dil, toplumların aynasıdır. Homofobi ve mizojini el ele vererek kitlelerin ruhuna faşizmi dövmeler. Onca sorun varken bu insanların hak ve özgürlük alanlarını gündeme getirmeyi uygun bulmayan liberal ve
demokratlara soruyorum. Siz militarist öncelikler silsilesine olan inancınıza
sarılarak insanların hayatını erteleme hakkını ne zaman kazandınız?