Yeni yıla emeğin hakkıyla

Yeni yıl, direnen, direnemeyen bütün emekçilere, açlık sınırında istatistiklere yem olan halk kesimlerine kutlu olsun...

Ardımızda bıraktığımız yılın dökümünü yapıyoruz hep birlikte. Bu takvim bize bir kez daha bir milat hissi tattırıyor işte. İnananın da inanmayanın da iyi dilekler, yeminler, kararlar, büyülü başlangıçlara yönelik sinsi umutlar.
Bu yıla girerken benim dileğim, isteğim, talebim de çok. Yepyeni dilekler, talepler değil üstelik. Ama özellikle yılın son ayında kazanılmış
bir hakla başlamak istiyorum. Ölümlerle kızıştırılmış, canımızı yaktıkça yakmış en az bir önceki kadar uğursuz, en az bir sonraki kadar kutlu bir yılın ardından katılanlara-kazananlara bir tebrik kartı, katılmamışlara-işitmemişlere kutlu bir haber.
Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren Ankas Mühendislik işyerinde çalışan işçiler adına Birleşik Metal İş Sendikası (Birleşik Metal İş) toplu iş sözleşmesini imzaladı. İşçiler 1 Mayıs'ta da
ücretli izin yapacaklar.
Sendika "Bu toplu iş sözleşmesi, uzun yıllardır sendikasız ve toplu iş sözleşmesiz çalışmaya mahkûm edilen Gaziantep ve çevre illerdeki metal işçileri açısından önemli bir adım" diyor.
BİA Haber Merkezi'nden Emin Özcan, Gaziantep'ten bildiriyor: 50 çalışanlı işyerine dair sendikanın verdiği bilgiye göre Ankas işçileri toplu iş sözleşmesi aracılığıyla Eylül 2007 tarihinden itibaren ücretlerine
yüzde 7 oranında ücret zammı aldılar. İmzalanan toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre 2008 Ocak ayında ise ücretlerine ortalama yüzde 11 oranında ikinci bir zam daha alacaklar. Toplu iş sözleşmesinin ikinci yılında ise, gerçekleşen yıllık enflasyon oranının 3 puan üzerinde bir ücret zammı daha alınacak. Ayrıca önümüzdeki Kurban Bayramı'nda işçilere net 75,00.-YTL ödeme yapılacak. 7 Aralık'ta İmzalanan toplu iş sözleşmesi ile Ankas işçileri ikramiye, bayram, izin, yakacak, ayakkabı parası gibi tüm işçilere ödenecek yan ödemelere ek olarak, evlenme, doğum, ölüm, çocuk, öğrenim, yemek, vasıta, askerlik gibi sosyal hakları da kazandılar.
Toplu iş sözleşmesi, Ankas işçilerinin sosyal sigorta haklarında da önemli kazanımlar içeriyor. Ankas işçilerinin vizitede geçen sürelerinin ücretleri ve Sosyal Sigortalar Kurumu'nun ödemediği ilk iki günün ücretleri işveren tarafından ödenecek.
Birleşik Metal-İş Anadolu Şube Başkanı Seyfettin Gülengül, bütün işçileri sendikalarda örgütlenmeye çağırıyor: "Bu toplu iş sözleşmesi üzere tüm işçiler için, çıkış yolunun nerede olduğunu göstermektedir."
İstatistik adlı ağabey
Türkiye İstatistik Kurumu işbaşında. AKP'nin sendika ve emekçi düşmanlığı bütün gücüyle şişinirken ülkenin dört bir yanından emekçilerin direniş sesleri geliyor. TÜİK ise, 2006 yılının resmini 'hem olası hem de zorunlu' iyimserlik rehberine göre çıkarmış. TÜİK'e göre 2006'da yoksulluk sınırının altında kalan insan sayısı önceki yıla göre bir milyon 750 bin kişi azalmış. Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 205, gıda ve yoksulluk sınırını da 549 YTL olarak açıklanıyor. 539 bin kişi de açlık sınırının altında yaşamış.
Birkaç gün önce açıklanan 2006 Yoksulluk Araştırması'nda yer alan verilerin özeti şu: Kırsal bölgelerde yoksulluk oranı kentlerin yaklaşık üç katı. Kalabalık aileler daha yoksul. En yüksek yoksulluk oranı tarım çalışanları arasında. Ücretli çalışanların yüzde 6'sı, yevmiyeli çalışanların yüzde 28,63, işverenlerin yüzde 3,75'i yoksulluk sınırının altında. Okur-yazar olmayanlarda yoksulluk oranı yüzde 33,71. Yüksekokul ve üstü mezunlarında yüzde 1,01. Günlük 1 doların altında yaşayan hiç
kimse kalmadı.
Burada, AKP'nin vahşi ve geleceği karanlık ekonomi politikalarının aklanmasına yönelik bir gayret görmemek mümkün değil. TÜİK'in araştırmasının, Dünya Bankası'ndan (DB) 2001'de alınan krediye yürütülen Sosyal Riski Azaltma Projesi çerçevesinde gerçekleştirildiğini hatırlatmak şimdilik yeterli olacaktır. Nitekim ekonomist Mustafa Sönmez, çalışmanın Dünya Bankası kriterleriyle gerçekleştirildiğini ve belirlenen yoksulluk ve açlık sınırlarının gerçekçi olmadığını açıkça belirtmişti. Sözgelimi, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu'nun (Türk-İş) Aralık 2006 verilerine göre o dönem dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 615, yoksulluk sınırı da 2 bin 4 YTL'ydi.
Marmara Üniversitesi'nden Prof. Dr. Fuat Ercan, istatistikler üstüne son
sözü söylüyor: "İstatistik iktidarın en etkili kontrol ettiği alanlardan biri. Uluslararasılaşma sürecinde yerel iktidarın yanı sıra uluslararası kurumlar da uygun istatistik veri istiyor. Türkiye İstatistik Enstitüsü'nün (TÜİK) yoksulluk araştırması da bu bağlamda değerlendirilmeli." Ercan, hükümetin yoksulluğu -aynı işsizlik gibi- "emeğini satmaktan başka şansı olmayan kesimleri kontrol aracına dönüştürdüğünü" söylüyor. "Başbakan çalışanların hak taleplerini 'bu kadar yoksulluk varken siz ne istiyorsunuz' diye geri çeviriyor. İnsanlar işsizlik korkusuyla taleplerini dillendirmekten geri duruyor." Ercan, aynı şekilde bu toplumsal sorunun kapitalist dönüşüme meşruiyet kazandırmak
için kullanıldığının altını da çiziyor: "Mesela en yoksulların eğitimsizler olduğu verisi. Buna bakıp, 'sorun bir eğitim problemi' diyorlar. Ya da tarım sektöründe yoksulluğun yüksek olmasını tarımdaki neo-liberal dönüşüme bahane ediyorlar."
İnancı bütün muhafazakâr hükümet ölümü gösterip sıtmaya razı olmasını istiyor emekçiden.
Fuat Ercan bu uyarılarına rağmen eldeki verilerin anlamlı bir fotoğraf ortaya çıkardığını söylüyor: "Tarımda yoksulluğun yükseldiğini,
iş bulmaktan umudunu kesenlerin arttığını görüyoruz. Buna karşılık hükümet bugüne kadar 'sadaka ekonomisi' denilen şekilde idare ettiği sorunu, piyasa mekanizması içine çekerek kullanmaya çalışacak. Mikro kredi
gibi eskiden sosyal demokratların kullandığı devlet üzerinden yürüyen paylaşımcı politikalarla iktidar kendi meşruiyetini sağlamaya çalışacak."
Binlerce emekçi direniyor
Yıl sona ererken özelleştirmeye direnen Tokat Tekel Sigara Fabrikası işçilerinin üstüne polis ve özel tim saldırdı. Aynı saldırı ertesi gün Samsun'da direnen Tekel işçilerine yönelik de tekrarlanacaktı.
Bu arada Diyarbakır'da Akyıl Tekstil işçilerinin mücadelesi 400. günü
geçti. Susurluk'ta Yörsan Fabrikası işçilerinin direnişi 20. gününe geçti.
Mersin Tarsus'ta Rus asıllı Alman bir işveren tarafından Türkiye'nin köle işçi cenneti olduğu düşüncesiyle kurulmuş olan SCT Turbo Fabrikası işçilerinin direnişi 660. gününü doldurdu.
Dimes işçilerinin sendika mücadelesi ikinci ayına girdi. Akdeniz Kargo işçilerinin direnişi 4. ayında. Gaziantep'te Kevser Turizm işçileri de aylardır eşleri ve çocuklarıyla eylem halinde.
Sermayenin İslami olanı ile laik olanı arasında vahşilik konusunda en ufak
bir fark olmadığı apaçık ortada.
400 Yörsan işçisinin sendikalaştığı için işten atılması da bunun bir göstergesi.
Hükümetin ve delikanlı başbakanın emekçi hakları konusundaki umursamaz tutumu, önümüzdeki yıl epeyi başlarını ağrıtacak. 2008 yılının en önemli çatışma alanının toplumsal haklar mücadelesi olacağı çok açık.
Sendikal hakları için direnen işçiler hepimize hükümet partisinin ak mı
kara mı olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki yıl da gösterecek.
Yeni yıl, direnen direnemeyen bütün emekçilere, açlık sınırında istatistiklere yem olan halk kesimlerine kutlu olsun.