Anlayana saat hediye

Kıbrıs konusunda BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın çözüm planıyla ilgili ne oluyor sorusuna en iyi cevabı sanırım Ta Nea gazetesinin deneyimli yazarı Yorgos Papahristu verdi.

Kıbrıs konusunda BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın çözüm planıyla ilgili ne oluyor sorusuna en iyi cevabı sanırım Ta Nea gazetesinin deneyimli yazarı Yorgos Papahristu verdi. "Kıbrıs konusunda neler olduğunu anlayana, aynı değerli madenden zinciri eşliğinde altın saat hediye edilir" diyor Papahristu. 'Kıyamet günü'ne yani Kopenhag zirvesine 12 şafak kala, son günlerdeki gelişmelere şöyle bir göz atalım. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan'ın "Kıbrıs için çözüm planını müzakere zemini olarak kabul ediyor musunuz?" diye soran 11 Kasım tarihli mektubuna ancak birkaç gün önce cevap verdi. Bu cevap hakkında BM ile Denktaş'ın değerlendirmeleri biraz farklı. Şu cevabı bir görsek ne iyi olurdu. Rum tarafının işine mi geldi nedir? Denktaş'ın değerlendirmelerini esas aldı ve 'Türk tarafının, planı müzakere zemini olarak kabul etmediğini' varsayarak, Annan'ın geçen hafta iki lidere gönderdiği ve "Plandaki itirazlarınızı bildiriniz" şeklindeki süresi dün sona eren ikinci ültimatom mektubuna cevap vermedi. Annan'ın bu ikinci mektubuna Denktaş'tan da henüz bir cevap çıkmadı.
Buralarda söylendiğine göre, Atina ve Rum Yönetimi, ikinci mektubuna
bir-iki gün içinde cevap alması halinde, Annan'ın şöyle bir-iki değişiklik yapıp planını yeniden meydana sürmesinden ve 'ya hep ya hiç' demesinden çekiniyor. İşte bu nedenle de cevap geciktiriliyor. Başbakan Simitis'in, planın sunulduğu ilk günlerdeki "Bir daha böyle fırsat çıkmaz" açıklamalarını artık tekrarlamaması da bundan olsa gerek. Ve eğer görevi icabı değilse, Perulu diplomat Alvaro De Soto'nun 12 Aralık'a kadar çözümde hâlâ umutlu olduğunu söylemesi de yine bu nedenle olabilir.
Ortada bir gerçek var. Ne Kıbrıs Türk tarafı ne Rum tarafı, ne Ankara ne de Atina birbirinden farklı nedenlerle Annan'ın 12 Aralık'a kadar aslında Kıbrıs sorununun özünü içeren temel anlaşmaya imza atmak istiyor. Buna karşı, Annan planı, mimarı Sir David Hannay'ın da çağrıştırdığı gibi öyle uzun boylu müzakerelere açık değil.
Önümüzdeki on gün içinde durum değişmezse, Kopenhag'da Kıbrıs'ın (Rum Kesimi) üyeliği kesinleşecek. Aksi durumda Simitis, hani derler ya, Atina'ya dönecek uçak bulamaz. Burada önemli olan zirve kararlarında Annan planının Rum tarafını ne kadar bağlayacağı. Atina 'dipnotsuz üyelik' istiyor ama bu pek mümkün görünmüyor. Kopenhag'da Türkiye'ye verilmesi ihtimali güçlü 'tarih için tarih'de de rastlayabiliriz Annan planına.
Geçen hafta Kıbrıs'ta 'evlilik'ten yana çıkmıştık. İnancımız bugün de devam ediyor. Bu birlikteliğin daha uzun ömürlü, daha mutlu olması için çırpınıyorsa iki taraf, gayrete devam. Ancak, akacak gözyaşlarının getireceği siyasi maliyet, ötekinin eşitliğini kabullenemeyen kompleksler ve belki de en önemlisi 'hepsi benim' saplantıları yüzünden olamayacaksa bu evlilik, bari çıkıp açık açık söylesinler. O zaman herkes başının çaresine bakar.
Kraliyetin bedeli
'Psomi elia ke Koço vasilia' derlerdi bir zamanlar bu diyarda taraftarları. Türkçesi ile 'Başımızda kral Koço olsun yeter. Ekmek zeytin yeriz.' 1967 yılında Albaylar cuntasının iktidarı ele geçirmesinde kendine göre 'delikanlılığın saflığı' yüzünden önemli bir rol oynayan,
ama yine cunta tarafından Londra'ya 'sürgün'e gönderilen, 1974'te demokrasiye geçişten sonra yapılan referandumla Yunan halkının 'kal oracıklarda' dediği devrik kral Konstantin üzgün bugünlerde.
PASOK iktidarında çıkartılan bir yasayla Korfu Adası ve Atina yakınlarındaki Tatoi semtinde iki malikânesi ile Larisa'da
on binlerce dönüm ormanlık arazisi devletleştirilen Konstantin, "Bunlar benim malım. Dedemden, babamdan kaldı" diyerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmuş, mahkemenin tazminat talebini kabul etmesiyle de hayli ümitlenmişti. İngiliz bir firma ile anlaşıp gayrimenkullerine 500 milyon euro değer biçtirdi. Yunan ekonomisini sarsacak bir rakkam.
Sonunda, aynı mahkeme Yunanistan'ı 13.7 milyon euro ödemeye mahkûm etti. Devenin yanında pire kalan bir rakam. Şöyle sıfırları bol tazminat alması halinde bir bölümünü hayır kurumlarına bağışlayarak halkın sempatisini kazanmak, Atina'nın sosyete semti Psihiko'da krallara yani kendisine layık bir villa satın almak, Yunanistan'a dönmek ve neden olmasın, önce dolaylı sonra doğrudan siyasete karışmak hayalleri kuran Konstantin, mahkemenin kararını öğrenince herhalde şok geçirdi.
Babasının kral olduğu dönemde, nasıl satın alındıkları hayli şaibeli malikâneler ve ormanlık arazi artık halka açılacak, artık halkın malı olacak. Devrik krala ödenecek 13.7 milyon euro, elbette Yunanlının cebinden çıkacak. Ancak, bu diyarın karanlık bir dönemi için de son nokta konulacak. Tarihin tekerrür etmemesi için onunla hesaplaşmak gerekiyorsa eğer ve hesaplaşmanın faturası 13.7 milyon euro ise bize göre bu diyarın insanı seve seve öder.