Benden de bravo..

Millilerin Dünya Kupası'ndaki başarılarının etkisi, Türk-Yunan ilişkilerinde de görüldü.

Millilerin Dünya Kupası'ndaki başarılarının etkisi, Türk-Yunan ilişkilerinde de görüldü. Türkiye'de siyasi durum ya da Kıbrıs bahaneleriyle 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası'na birlikte ev sahipliği yapılmasına karşı çıkanların sesi bugünlerde
pek duyulmuyor buralarda.
Her ne kadar yarı finale çıkan dört takımdan en az yeri Türkiye'ye ayırdıysa da Yunan basını, Milli Takım'ın performansını övmeden geçemedi. Hatta birkaç köşe yazarı hiç gizlemeden bu performansı kıskandıklarını itiraf etti.
Sokaktaki adam Ecevit, Cem ve Kıvrıkoğlu'ndan
başka Türklerin adlarını da öğrendi: Hasan Şaş, Rüştü, Yıldıray Baştürk.
Hani, sorsanız sokaktaki adama 'Türkiye hakkında ne biliyorsun' diye, alacağınız cevaplar hiç de iç açıcı değildir. Askerin yönetimdeki rolünden, insanların aç olmasından söz edecektir genellikle.
Ciddiyeti ile tanınan To Vima gazetesinin bir muhabiri sokağa çıkıp yoldan geçenlere
'Türkiye'nin Dünya Kupası'ndaki başarısı için ne diyorsunuz' diye sordu. Cevaplar hayli ilginç:
Yiannis Paliuras (mali danışman): Ekonomisi iyi gitmeyen ve rejimi demokratik olmayan bir ülkede futbol başarılı bir grafik çizer. Aynı şey bizde de albaylar cuntası döneminde olmuştu.
Dimitrios Yiosis (özel sektör çalışanı): Türkler başarılı ve kıskanıyorum. Türkleri örnek almalıyız.
Manolis Bokaris (mühendis): Yunanlı olarak Türkiye'nin başarılarından özellikle sevindiğimi söyleyemem.
Vasilis Papandreu (bilgisayar programcısı): Türkiye'nin bu başarısını beklemiyordum. Ancak, Dünya Kupası'nı kazanırsa üzülürüm. Nedeni de futbol değil tabii.
Hristos Rizos (öğrenci): Türkiye'nin başarılarından rahatsız olmadım ama kıskandım.
Kostas Vlahos (öğrenci): Sevindiğimi söyleyemem. Ancak, futbolda Türkiye'de iyi iş yapıldığı anlaşılıyor.
Bu diyar insanın kafasında bir Türkiye vardır. Genellikle olduğu gibi değil, olmasını istediği gibi ya da ona öyle öğretildiği gibi bir Türkiye. İşte Milli Takım az bile olsa kafalarda bazı soru işaretleri yarattı. Türkiye, reklamı için milyarlar harcasaydı bunu başaramazdı.
Tatilde grev olmaz ki...
Denizle bütünleşmiştir adeta bu ülke. Tarihi, kültüründe hep deniz vardır. Sizin türküler nasıl aşılamayan, engel olan dağlardan bahsediyorsa, buralarda da
'dimotika'lar (halk şarkıları) denizden
söz eder. Kimi 'Uzaklara götür beni deniz', kimi 'Tuzlu su seni unutturamıyor' der.
Deniz, Yunan ekonomisinin aynı zamanda candamarıdır. En büyük gelir, turizm ve gemicilikten sağlanır.
Durum böyle olunca, hafta başında gemilerde çalışanların başlattıkları grev ülkeyi tam anlamıyla felce uğrattı. On binlerce turist limanlarda mahsur. Adalarda, temel ihtiyaç maddeleri için ciddi sıkıntı. Gemilerde çalışanlar, hükümetin iki yıl önce kabul ettiği taleplerden şimdi yan çizmesi üzerine greve gitti. Hükümet ise sivil seferberlik ilan etti. Yani zorla iskele alabanda. Limanlarda yine düdük sesleri. Durum normale dönüyor.
Daha önce temizlik işçileri için de uygulanan
sivil seferberliğin demokrasiyle ne kadar bağdaştığı ve muhalefetin tepkileri bir yana, kaomuoyu karardan memnun. Ekonomik zarar için hassasiyet filan bir yana, kamuoyundaki memnuniyetin başka bir nedeni var.
Bugün dini bayram. On binler, yaz tatili öncesi üç günlüğüne 'ısınma turları' yapmayı
planlıyordu. Gemilerde çalışanlar taleplerinde haklı olabilir, ama Yunanlıların
tatil planlarını berbat edecek kadar değil.