Dostluk ve futbol

Aleksandras caddesi üzerinde Atina Emniyet Müdürlüğü binasının tam karşısında bulunan Apostolos Nikolaidis stadında, Fenerbahçe ile Panathinaikos takımları arasında perşembe günü oynanacak maçta...

Aleksandras caddesi üzerinde Atina Emniyet Müdürlüğü binasının tam karşısında bulunan Apostolos Nikolaidis stadında, Fenerbahçe ile Panathinaikos takımları arasında perşembe günü oynanacak maçta, muhtemelen herhangi büyük bir olay çıkmayacak. Hepimiz güzel bir maç seyredeceğiz. Her birinde bilmem kaç yabancının oynadığı iki takımın futbolcuları birbirlerine sarılarak oyun alanını terk edecek. Ardından da barış, dostluk, işbirliği, cacık ve sirtakinin zaferinden söz edeceğiz. Halkların kardeşliğinin üstün çıktığını ve aşırı uçtaki unsurların dışlandığını anlatacağız muhtemelen.
Yunan polisi maç günü kuş uçurtmayacak. Stadın kapıları, çevresi ve yakın sokak ile caddelerde 3 bin polis güvenlik zincirleri oluşturacak. Stadın iki tribünü kapatılacak. Böylece 15 bin küsur seyirci alan Apostolos Nikolaidis'e en fazla 12 bin kişi girecek. Panathinaikos-Fenerbahçe maçının biletleri 80-100 euro'dan satılıyor. Yani normal maç bileti fiyatlarının üç katı.
Panathinaikos yönetimi, biletlerin kime gideceğini kontrol edebilecek bir yol da buldu. Stada, kravatlı ve benim gibi göbekli adamlar girebilecek anlayacağınız. Fenerbahçe taraftarlarının ise maç günü Atina'ya gelmeleri, polis refakatinde stada geçmeleri ve maçtan sonra doğrudan havaalanına, oradan da uçakla İstanbul'a dönmeleri düşünülüyor. Fenerbahçeli futbolcularla yöneticilerin Atina'da ne yapacakları, nerede kalacakları yine güvenlik nedenleriyle gizli tutuluyor. Ayrıca, maç öncesi kameraların önünde öyle İstanbul'daki gibi sosyal etkinlikler de yapılmayacak.
Bir yandan dostluk ve kardeşlik, diğer yandan Şükrü Saraçoğlu'nda yaşananlar ve Atina'da bir Avrupa kupası maçı için eşi görülmemiş geniş güvenlik önlemleri.
Bunun nedeni pekâlâ 'holiganlardan korkuyoruz' olabilir.
Holiganlardan korkuyoruz korkmasına da, İstanbul'un aidiyeti hakkında çeşitli versiyonlarda afiş ve panolar gören biri olarak, meselenin biraz daha derinliği bulunduğuna inanıyorum. Holigan ve taraftarların renk aşkına bir de tarihten süregelen haklı-haksız önyargıları eklemek gerek diye düşünüyorum. İki ülke arasında önyargıların aşılması için siyasi irade mevcut. Bu hiç de küçümsenecek birşey değil. Ancak bazı şeylerin değişmesi için uzun zamana ihtiyaç var.
Şükrü Saraçoğlu'nda yaşananlar ve Apostolos Nikolaidis'de benzerlerinin tekrarlanmaması için alınan önlemlerden sonra, Fenerbahçe-Panathinaikos maçları galiba iki ülke ilişkilerindeki yakınlaşma sürecine pek birşey kazandırmadı. Tabii zararın neresinden dönülse kârdır.
Dileğimiz 'tahrik' ve 'provokasyon' kelimelerinin sözlüklerden çıkacağı ve dostluğun polisler tarafından korunmasına ihtiyaç bulunmayacağı günleri görmek.
Kıbrıs özel
Yazıya, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın çözüm planını sunması beklendiği bir sırada, varılan noktadan sonra Kıbrıs Rum Kesimi için en iyi çözümün ne olabileceğini kestirmeye çalışarak başlayalım: Olabildiğince geniş yetkileri bulunan merkezi bir hükümet ve yetkileri sınırlı iki bögesel hükümet. Merkezi hükümetin başbakanının, nüfus oranına göre belirlenecek temsiciler meclisi tarafından seçilmesi. Kimin Kıbrıs vatandaşı olacağından da merkezi hükümetin yetkili kılınması. Cumhurbaşkanının iki dönem Rum, bir dönem Türk olması. Güzelyurt ile Maraş'ın Rumlara iadesi. Türk askerlerinin önemli bir bölümünün adadan çekilmesi. Kıbrıs'ta ilk aşamada uluslararası bir askeri gücün bulunması.
Yazıya Rumlar için en kötü çözümü kestirmeye çalışarak devam edelim: Yetkileri sözgelimi sadece AB ve güvenlik konularıyla sınırlı merkezi bir hükümet. Bu hükümetin başbakanını belirleyecek temsilciler meclisinde Türk ve Rumların eşit sayıda olmaları. Önemli alanlarda uluslararası anlaşmalar imzalayabilecek yetkilere sahip iki bölgesel hükümet. Cumhurbaşkanının
her dönem değişmesi. Çözüm planının ya evet ya da hayır cevabı istenilerek taraflara ültimatom şeklinde sunulması.
Türkiye ve Yunanistan'ın, ister gevşek, ister değil, federasyon tecrübeleri bulunmadığını hatırlatalım. Ayrıca hangi modelden ilham
alınırsa alınsın 'Kıbrıs özel' damgası taşıyacağını ekleyelim. Yazıyı, Yunan Dışişleri Bakanı Yorgos Papandreu'nun, Kıbrıs'ta çözümün ancak uzlaşmayla sağlanabileceğini, aksi takdirde herkesin evine gidip uyuması ve bir daha Kıbrıs'ta çözümden bahsetmemesi gerektiğine ilişkin sözleriyle noktalayım.