Esenboğa'da sis vardı...

Ankara'ya karanlıkla birlikte sis de çökmüştü. Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Papandreu ve beraberindeki gazetecileri Atina'ya götürecek uçağın pilotu Esenboğa'dan ayrılmak için onayı bekliyordu.

Ankara'ya karanlıkla birlikte sis de çökmüştü. Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Papandreu ve beraberindeki gazetecileri Atina'ya götürecek uçağın pilotu Esenboğa'dan ayrılmak için onayı bekliyordu.
Uçakta perdenin ayırdığı ön bölümde Papandreu ve çalışma arkadaşları ne düşünüyorlardı acaba? Ankara'dan verilen mesaj neydi? Muhtemelen, Kopenhag zirvesinde üyelik müzakerelerinin başlaması için Türkiye'nin razı olabileceği bir tarih verilmezse, Türkiye-Yunanistan-Kıbrıs üçgeninde hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı. Daha doğrusu bu üçgende işlerin iyi gidebilmesi için önce Türkiye'ye uygun bir tarih verilmesi gerektiği.
Kaderin cilvesi mi nedir, üç-dört yıl önce Kıbrıs ve Ege'deki çıkarlarını Türkiye'nin AB ile ilişkilerine engel çıkarmaya dayandıran Yunanistan, şimdi bu ilişkilerin gelişmesine, Türkiye'ye mümkünse en kısa vadeli tarihin verilmesine duacı.
Neden mi?
Çünkü, Türkiye'ye tarih verilmesinden Yunanistan'ın kaybedeceği bir şey yok. Hatta tam aksine. Papandreu'nun dediği gibi "Türkiye'nin Avrupa'ya giden yolu engellenmemelidir. Kıbrıs sorununun çözümü de Ege'deki anlaşmazlıklar da bu yolun üzerindedir."
Çünkü, hem Türkiye'ye uygun bir tarih verilmeden hem de siyasi sorun çözümlenmeden Kıbrıs Rum Kesimi'nin AB üyeliği durumunda Türkiye'nin
tepki dozajını kestirmenin mümkün olmadığının bilincinde Papandreu.
Çünkü, Kopenhag zirvesi kararlarında ister kısa bir dipnotu
ister koskoca bir pagrafla Kıbrıs'ın AB üyeliği ile siyasi
sorununun çözümü arasında bir şekilde sıkı bağlantı kurulacağını da, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs için çözüm planının Kopenhag sonrasında da yaşayabilmesi için Türkiye'ye tarih verilmesinin
şart olduğunu da biliyor. Sis dağılmak bilmiyor. Her dakika koskoca 60 saniye olduğunu acımasızca kanıtlıyor. Tesadüfe bakın ki koltuğumun önündeki bölmede duran derginin başyazısı da zamanla ilgili. Son cümlesinde "Eğer evinizde bir saat var ise o zaman saatin kaç olduğunu bilirsiniz. Evinizde iki saat varsa hiçbir zaman saatin kaç olduğuna emin olamazsınız" diyor. Uçak hâlâ Esenboğa'da. Kontrol kulesinden verilecek onayı bekliyor. Yanımda oturan Anadolu Ajansı'nın Atina Temsilcisi Adnan Çağlayan da "İş için tek kelime konuşmam" diye tutturmuş.
Sıkıntıdan gözlerim tam kapanmak üzere iken imdadıma Yunan meslektaşlarım yetişti.
Önce biri "Kule yetkililerini ve pilotu gerekli siyasi iradeyi
göstererek şu uçağı kaldırmalarına davet ediyorum" dedi. Hemen ardından teki "Tamam kardeşim tarih de veriyoruz, Kıbrıs'ta da anlaşacağız, daha ne istiyorsunuz, izin verin kalksın artık şu uçak" diye patlattı espriyi.
Kahkahalar yükseldi. Yukarıdaki de herhalde keyiflenip birkaç dakika
sonra sisi dağıttı.
Bakın ne diyorlar
Tahidromos dergisinin muhabiri Rula Yeorgopulu, Kopenhag zirvesi arifesinde sanırız hayli ilginç bir 'kamuoyu araştırması' gerçekleştirdi. Bilgisayarının başına geçip chat yaparak Avrupa'nın nabzını ölçen Yeorgopulu'ya kim ne demiş, aynen aktaralım.
Ksenofon (Atina): Avrupa'da birlikte var olmanın temel taşı azınlık haklarına saygıdır. Türkiye, üye olması halinde, AB'ye istikrarsızlık getirecektir.
Climendin (Marsilya): İstanbul'dan yeni döndüm. İnsanların nezaketine hayran kaldım. Türkiye'nin Avrupa'daki yerini bulmasını dilerim. Türkiye ile Yunanistan'ı kıyasladığımda da, dinden başka bir fark bulamadım.
Albert (Brüksel): Açık konuşacağım. Kıbrıs'ın Yunanistan üzerinden AB üyesi olmasına karşıyım. Kıbrıs'ta sayısı hayli yüksek bir azınlık Yunan değildir.
Diego (Paris): Hayır... Türkiye'nin modern Avrupa'da yeri yok. Türkiye'nin Avrupa'daki geçmişi kanlı savaşlar, şiddet kullanımı ve fetihlerdir. Bu geçmişin sonuçları Balkanlar'da hâlâ yaşanmaktadır.
Jose (Madrid): Mösyö Giscard d'Estaing, eğer Türkiye'yi Avrupa'dan tecrit edeceğinize inanıyorsanız aldanıyorsunuz. Avrupa'da hangi ülkenin milli takımı son Dünya Kupası'nda üçüncü olma başarısını gösterdi?
Siz ne dersiniz?