Halk sağ iktidarları unuttu mu?

Başbakan Kostas Simitis bugünlerde keyifsiz, endişeli, canı sıkkın vesselam. Lideri olduğu sosyalist PASOK partisinin her geçen gün destek ve sempati yitirmesini engelleyemiyor.

Başbakan Kostas Simitis bugünlerde keyifsiz, endişeli, canı sıkkın vesselam. Lideri olduğu sosyalist PASOK partisinin her geçen gün destek ve sempati yitirmesini engelleyemiyor. Bir kamuoyu araştırması ilk kez PASOK'u sağ kanat ana muhalefet partisi Yeni Demokrasi'nin bu denli gerisinde gösterdi. Aradaki fark yüzde 8 oranında. Aynı anket, düne kadar en yetenekli başbakan olarak Simitis'i gören Yunanlıların, artık değiştiğini ve Yeni Demokrasi lideri Kostas Karamanlis'i tercih etmeye başladıklarını ortaya koydu. Dış siyasette başarılı olan Simitis'in ekonomi politikası da başarısız sayılamaz. İki yıl önce seçimleri yüzde 1 farkla kazanan Simitis'in itibar yitirmesinin 'resmi' nedenleri 1.5 milyon kişinin parasını kaybettiğini borsanın önü kesilemeyen düşüşü, reforme edilemeyen emeklilik sistemi ve hizmetlerin gerçekten kötü olduğu hastaneler. Ancak asıl neden galiba başka. 1981'den beri üç yıllık ara dışında 18 yıldır iktidarda olan PASOK bu diyar insanlarını yordu. Örneğin eski savunma, şimdiki kalkınma bakanı Akis Çohacopulos ilk bakan yeminini verdiğinde
7 yaşında olan Yunanlı 30'una merdiven dayadı. PASOK'un 'Halk, sağ ne demektir unutmaz' sloganı da eskidi ve gençler için anlam taşımıyor. Gençler zaten başka iktidar görmedi ki. PASOK da bu ülkede iyi işler yaptığını anlatması gerektiğinde zorlanıyor. Çünkü, kıyas yapmak için uzun yıllar öncesine dönmek gerekiyor. İnsanlar Yeni Demokrasi'nin iktidara gelmesiyla pek bir şey fark etmeyeceğinin bilincinde. Reçetelerin Brüksel ve bazen de Washington'dan yazıldığını biliyor. Ancak yine de sanki iktidarın değişmesini istiyor.
14 Nisan 2002 tarihi itibarıyla Perikles'in diyarında Yeni Demokrasi ve Karamanlis rüzgârı esiyor. Seçimlere ise daha 2 yıl var.
Ümitli olabilmek zor
Ankara'daki Yunan Büyükelçisi Yiannis Korantis'in 2001 raporu basına ana hatları ile bir ay kadar önce sızdı. Geçen hafta ise muhalefet yanlısı Elefteros Tipos gazetesi -ne amaç güttüğü bilinmez- 89 sayfalık raporun bazı bölümlerini pehlivan tefrikası gibi yayımladı. Tabii raporun tümünü görmeden kesin bir şey söylenemez. Çünkü, okuduklarımız, olumsuz bölümlerini içeriyor. Ayrıca Yunan Dışişleri, raporun bir iç yazışma olduğunu, yani Yunanistan'ın Türkiye siyasetini sadece buna dayandırmadığını da belirtti. Ama gazetede yayımlandığı kadarıyla bile olsa Korantis'in tespitleri düşündürücü.
Gazetede yer alan rapora göre, Türk yetkililer Türkiye'nin Batı Trakya'da 'ortak yönetim' görüşünü geliştirmek için bölgeye ziyaretlerini yoğunlaştırdı. Bu ziyaretlerle Türk devletinin Trakya'daki varlığının altı çizilmiş. Türkiye'nin AB'de azınlıklar için geçerli mevzuattan yararlanmaya çalıştığı yer alıyor. Hedefin, bölgede dernekler kurarak hukuki ve kurumsal altyapı oluşturulması olduğu belirtiliyor. Korantis'e
göre 'ortak yönetim' için bir diğer yöntem Türkiye'ye yerleşip vatandaşlığa geçen azınlıkların Yunanistan'daki gayrimenkullerini almak üzere mahkemeye başvurması.
Raporda, Türkiye'nin Rodos ve İstanköy adalarında da 'azınlık sorunu' yaratmaya çalıştığı iddiası var. Rodos'ta düzenlenmek istenen iki kültür etkinliğinin 'masum' olmadıkları öne sürülüyor. Korantis Kıbrıs konusunda da ümitli değil. Daha doğrusu, basında yer aldığı kadarıyla rapora bakılınca ilişkilerin geleceği için ümitli olabilmek zor. Düzeltme: Geçen hafta, Ege için yapılan gürüşmelerin resmi tanımı 'inkişafi' ifadesiyle yayımlandı. Suç bilgisayarların kötü şeytanı! Doğrusu 'istikşafi'. Yani 'araştırma amaçlı görüşmeler'. Dileğimiz 'inkişafi' yani 'gelişme amaçlı' görüşmelerin gecikmemesi.