İbiş'in suçu

İlk örnekleri geçen yıl görülmüştü. Uzun tartışmalar sonucu varılan nokta, münferit vakalar yüzünden genelleme yapılamayacağı, Yunanlıların kesinlikle ırkçı olmadığıydı.

İlk örnekleri geçen yıl görülmüştü. Uzun tartışmalar sonucu varılan nokta, münferit vakalar yüzünden genelleme yapılamayacağı, Yunanlıların kesinlikle ırkçı olmadığıydı.
Bir yıl geçti üzerinden... Tarihler 28 Ekim'i gösterdiğinde yeniden alevlenmelerine yine 'münferit' bir vaka neden oldu. Adı İbiş Neza.
12 yaşında. Ailesi Arnavutluk'tan göçmüş. Volos şehrinin Pigara köyünde amelelik yapıyor babası. Yunancayı çabuk söktü İbiş. Cin gibi bir çocuk. İlkokulun son sınıfında. Okulun en başarılı öğrencisi. 'Suçu' da burada.
Yunanistan'da her okulun en başarılı öğrencisi mükâfatlandırmak amacıyla
eğitim bakanlığının bir talimatı var. Her okulun öğrencileri milli bayramlardaki törenlere, en başarılı öğrencinin önderliğinde katılacak diye. En başarılı öğrenci, en önde Yunan bayrağını taşıyacak diye.
Ama İbiş Yunanlı değil ki..
Öğrenci velileri toplandılar ve kararı aldılar: Olmaz öyle şey..
Pigara köyü ilkokulunun altıncı sınıfından tek bir Yunanlı öğrenci törene katılmadı. Çocuklarını göndermedi veliler. Gazetelerdeki haberlere göre, törende bu köyün ilkokulunu sadece altı öğrenci temsil etti. En önde elinde Yunan bayrağı ile İbiş, arkasında da kendisiyle aynı sınıfa giden beş yurttaşı.
Asrın davası
"11 Eylül'de New York'taki saldırılarla ne kadar ilgim varsa, 17 Kasım'la olan ilişkim de o kadar"
Bu sözler, yakalandığında Atina Emniyet Müdürlüğü'ndeki ifadesinde bazılarında tetiğe bizzat bastığı en az altı cinayette, çok sayıda bombalı saldırı ve soygun eyleminde yer aldığını itiraf eden 17 Kasım terör örgütü üyesi Hristodulos Ksiros'a ait.
"17 Kasım'ın 1982 sonrasındaki tüm eylemlerinin faili benim. Eylemlerin manevi sorumlusu ise Amerikalılardır".
Bu sözler, yakalandığında, 1991'de Türk basın ateşesi yardımcısı Çetin Görgü dahil pek çok cinayette tetiğe bastığını itiraf eden ve iki kardeşi
dahil halen hapisteki 17 Kasım'ın tüm üyelerini ele veren Savvas Ksiros'a ait.
"Ne dediğinizi anlayamıyorum. Benimle hapiste bulunan beylerin hiçbiri tanımıyorum. Hayatımda hiç görmedim".
Bu sözler, 17 Kasım'ın kurucuları ve beyinlerinden sayılan Aleksandros Yiotopulos'a ait.
"Hiçbir eylemde yer almadım. Sadece arkadaşların bir yere gitmeleri gerektiğinde kendilerine otomobil tedarik ediyordum."
Bu sözler de, aralarında 1991'de dönemin Türkiye'nin Atina'daki elçi-müsteşarı Deniz Bölükbaşı'ya bombalı saldırı dahil ilk ifadesinde 39 eylemde yer aldığını itiraf eden Vasilis Ceorcatos'a ait.
Yunanistan'da dört ay önce çorap söküğü gibi çözülen 17 Kasım, adli yetkililer için giderek labirente dönüşüyor. Pire'deki Koridalos cezaevindeki özel hücrelerin sakinleri, biri diğerinin ardından, ifadelerini değiştiriyor, itiraflarını geri alıyor. Kimi örgüt üyesi olduğunu kabul ediyor, ancak arkadaşlarını masum çıkarıyor, kimisi terörist olmadığını iddia ediyor. Ortak bir yanları da var. Emniyet Müdürlüğü'nde iken şakaklarında bir tabancanın tehdidi altında, düzmece ifadelerin altına imza atmak zorunda bırakıldıklarını ileri sürüyorlar şimdi.
Örgüt üyelerinin, birilerinin gençlikteki saflıklarından yararlanarak akıllarını çelip ellerine silah tutuşturduğu zavallılar olduklarını, birilerinin maşaları olduklarını pek söyleyen kalmadı buralarda. Adli makamlarla adeta kedi-fare oynuyorlar. İddialar öyle ki, aralarında görünmez bir iletişim hattı bile kurmuşlar. Ayrıca, kiminin babası, kiminin anası, kiminin karısı, sevgilisi medyaya yaptıkları açıklamalarda 'masum insanlara iftira atıldığını' söyleyerek 'kamuoyu' oluşturmaya çalışıyor.
Geçen hafta 17 Kasım üyesi olduğu suçlamasıyla Yiannis Serifis, örgütün tutuklanan 18. üyesi olarak cezaevinin yolunu aldığında ise, kalabalık bir taraftar grubu 'demokrasi' uğruna, 'devlet terörüne karşı mücadele' uğruna polisle çatışmaktan çekinmedi.
Gelecek yılın ilk yarısında başlaması beklenen 17 Kasım davası, hiç şüphe yok ki Yunanistan için 'asrın davası' olacak.