Kadınları korumak

Yaz tatili bitti buralarda. Yunan Polis Teşkilatı'nın (ELAS) başkanı dahil herkes tatilden döndü.

Yaz tatili bitti buralarda. Yunan Polis Teşkilatı'nın (ELAS) başkanı dahil herkes tatilden döndü. Artık, 17 Kasım örgütüyle ilgili ikinci perdenin başlaması gün meselesi.
'Örgütün diğer üyeleri kim? Yunan istihbarat Teşkilatı (EYP) ile ilişkileri-bağlantıları neler? Tetikçilerin arkasında başka kimler var? Marksist-Leninist bir 'idelojiden' yola çıkanlar, nasıl oldu da zamanla değişip şovenizmle yanıp tutuştular?' gibi sorularla başlayan koskoca listeye bakalım hangi cevaplar verilecek.
Size tuhaf gelebilir ama yakalanan 15 örgüt üyesinin bugüne kadar birleştiği tek 'ideoloji' kadınları korumak.
Onca itirafta bulunuyorlar. İşledikleri cinayetlerin çoğunu ayrıntılarına kadar anlatıyorlar da, iş kadınlara gelince durum değişiyor. 17 Kasım'ın kadın üyeleri de olduğunu reddediyorlar. Oysa, cinayetlerden bazılarının tanıkları, saldırılar sırasında sarışın bir veya iki kadından söz ediyorlar hep.
Sözgelimi, Türk diplomat Ömer Haluk Sipahioğlu'nu 1994'te öldürdüğünü ve 1991'de de içinde dönemin elçi müsteşarı Deniz Bölükbaşını'nın da bulunduğu Türk büyükelçiliğine ait otomobile düzenlenen bombalı saldırı sırasında uzaktan kumanda aletinin düğmesine bastığını itiraf eden Savvas Ksiros, bir çocuk sahibi olduğu eski eşi Angeliki Sotiropulu'yla son yıllarda birlikte yaşadığı İspanyol sevgilisi Alicia Cortez'i kanatlarının altına almış durumda. İki kadının da örgütün üyesi olmasalar bile çok şey bildikleri ortak bir 'sır'.
Söylendiği kadarıyla, Savvas Ksiros ilk ifadesi sırasında pek çok şeyi hatırlamadığını ya da bilmediğini söylemiş. Ancak, 17 Kasım'ın basılan bir hücre evinin yakınında iç çamaşırı satan bir dükkân sahibinin polise giderek Ksiros'un hayatındaki iki kadının alışveriş için geldiklerini söyleyince nedense bülbül kesilmiş.
Teröristler ile polis arasında bir pazarlıktan söz ediliyor buralarda. Konuşmanın karşılığında kadınlara dokunulmazlık..
Atina'dan 'seferberlik'
AB Komisyonu, ekim başlarında aday ülkeler hakkında yayımlayacağı raporda, her şey öyle gösteriyor ki, Kıbrıs Rum Kesimi'nin AB üyeliği için 'yeşil ışık' yakacak. AB muktesebatının neredeyse tümünü yerine getiren Rum Kesimi hakkında olumlu rapor çıkmaması için önemli bir neden yok. Tabii, üyelik için karar siyasi ve bu karar da AB'nin aralıktaki Kopenhag zirvesinde verilecek.
Yunanistan, AB'nin Kıbrıs'la ilgili siyasi kararını etkileyebilmek amacıyla Avrupa çapında bir 'seferberbeliğe' hazırlanıyor. Başbakan Simitis ve Dışişleri Bakanı Papandreu, ceplerinde Helsinki zirvesi kararları, Avrupa'yı karış karış gezip siyasi soruna çözüm bulunamamış olmasının Rum Kesimi'nin üyeliğini neden etkilememesi gerektiğini anlatacak.
Simitis, yıllardır aynı otelde, aynı odada kalıp aynı balık tavernasında yemek yediği Sifnos Adası'ndaki tatilinden, Papandreu da Ege'de On İki Adalar turundan dönüşlerinde oturup son durumu değerlendirdi ve taktiklerini belirledi. Basına göre, Simitis, Türkiye'de 3 Kasım'da seçim yapılacak olmasından yararlanmayı düşünüyor. Allah aşkına söyler misiniz, Yunan yetkililer ikna turuna çıktıklarında Türkiye'de seçim kargaşası yaşanırken, Avrupalıların kulaklarına kim bir şeyler fısıldayacak?
Atina, Türkiye'nin ağırlığını Rum Kesimi'nin üyeliğinden çok kendi üyelik müzakerelerinin başlaması amacıyla AB'den bir tarih koparmaya verdiğine inanıyor. Hatta, Türkiye'nin müzakere tarihi koparabilmek uğruna Rum Kesimi'nin üyeliğini bir 'koz' gibi kullanma niyetinde oluğunu söyleyenler de var. Türkiye'nin istediği bu tarih konusunda Simitis'in ağzını nedense bıçak açmıyor. Yunan dışişlerinden, TBMM'nin oyladığı reformların yeterli olmadığı yolunda bazı sesler yükseldi, ancak Atina tavrını net ortaya koymadı. Nedeni de basit. Türkiye'ye AB'den tarih verilmesi, Yunanistan'ın 1 Ocak'ta başlayacak dönem başkanlığına kalacak. Türkiye'nin Rum Kesimi'nin üyeliğine muhtemel tepkilerinin de yine aynı dönemde olması bekleniyor. Dahası mı? Atina için önemli olan Rumların üyeliği.
Rum Kesimi'nin üyeliğini bir tek şey frenleyebilir. O da Denktaş ile Klerides arasındaki müzakere turunda bir sürpriz olması. BM'de bazı gizli beklentiler olduğu anlaşılıyor, ama ne Denktaş ne de Klerides bu beklentileri haklı çıkarabilecek bir tavır içinde. Kıbrıs'ta son günlerde gündeme gelen İngiliz planı, Rum tarafında itibar görmedi. Ayrıca, Klerides'den sonraki başkanı belirleyecek seçimlerin şubat sonrasına erteleneceğine dair bir sinyal de yok.
Simitis'in bakanlar kurulundaki konuşmasından bir cümleyi aklımızda tutalım.
"Kasım sonu ile aralık başı çok kritik" dedi Yunan Başbakanı.
İşte durum buradan bakıldığında aşağı yukarı böyle...
Ya sizin oralardan bakıldığında? Türkiye erken seçim sayesinde siyasi durumuna belki bir çekidüzen verecek, ama kritik bir dönemde önemli zaman kaybına uğrayacak ve bir başkaları galiba meydanı bir süre boş bulacak.