Sepetteki yumurtalar

Yunan Dışişleri'nde, pişkinlik ve serinkanlılık gibi yazılmamış diplomasi</br>'kaideleri' ihlal edilmemekle birlikte derin bir endişe var.

Yunan Dışişleri'nde, pişkinlik ve serinkanlılık gibi yazılmamış diplomasi
'kaideleri' ihlal edilmemekle birlikte derin bir endişe var. Yunanlı diplomatların kaygısı AB. Daha doğrusu AB'nin Kıbrıs konusu, Rumların AB üyeliği, Türkiye-AB ilişkileri ve AGSP konularını aynı çuvala koyması ihtimali. Avrupalı yetkililer her ne kadar 'o başka, öteki başka' gibi sözler söylese de, Atina bu meseleler arasında hem tarihler hem de siyasi açıdan bağlantılar bulunduğunu gayet iyi biliyor. Yunanistan, AGSP konusunda, Kıbrıs ve Ege ile ilgili çıkarlarını korumak ve Türkiye'nin AB kararlarında söz sahibi olmasını engellemek amacıyla aylardır Türkiye, Britanya ve ABD arasında sağlanan anlaşmayı, yani 'İstanbul mutabakatı'nı tanımamakta ısrar ediyor. AB'nin, haziranda Makedonya'da polis görevi yürüten NATO gücünün yerini Avrupa ordusunun alması, böylelikle de ortak savunma politikası için önemli bir adım atılması planları, Yunanistan'ın tutumu yüzünden rafa kaldırıldı. NATO, AB'nin acizliği karşısında, Makedonya'dan görev süresinin dört ay daha, yani ekime kadar uzatılmasını istedi. NATO gücünün aralığa kadar Makedonya'da kalması ihtimali de açık bırakıldı. Durum böyleyse, dört bir yandan gelen baskılardan bunalan Yunanistan bir nebze nefes alır. Ama ne zamana kadar? Aralığa, AB'nin Kopenhag zirvesine kadar.
Kopenhag zirvesinde, AB'nin genişleme süreci ve dolayısıyla da Rumların AB üyeliği için kesin karar verilecek. Kâğıt üzerinde siyasi çözüm Rumların üyeliğinden bağlantısız görünse de karar saati çattığında durumun farklı olması endişesi var Atina'da. Başbakan Simitis geçenlerde bu işin öyle çantada keklik olmadığını söylemeye çalışırken "Bazıları Ortadoğu'daki gelişmeleri gerekçe göstererek Kıbrıs'ın üyeliğine engel olmak isteyebilirler" demesi de buna işaret. Aynı zirvede Türkiye-AB ilişkileri, yani üyelik müzakerelerinin başlaması için Türkiye'ye bir tarih verilip verilmeyeceği de gündeme gelecek. Eğer Rumların üyeliği kesinleşmezse, Yunanistan'ın Türkiye'ye tarih verilmesine
razı olmasını beklemek imkânsız.
Kıbrıs sorununa gelince. Herkes Annan'ın salı başlayacak Kıbrıs ziyareti için
'tarihi' diyor da, bunu neye dayandırıyor? Annan, 23 yıl sonra Kıbrıs'ı ziyaret eden ilk BM Genel Sekreteri olacak. Denktaş ile Klerides arasındaki müzakerelerde, Rum ve Yunanlı yetkililerin söylediği kadarıyla hiçbir ilerleme sağlanmadığı bir sırada neden adaya gidiyor? BM kaynaklarının söylediği 'Ciddi müzakereler yapılması için ikna gücünü kullanacak' ifadeleri pek inandırıcı görünmüyor. Denktaş ve Klerides'e bu aşamada bir çözüm planı sunmayacağı belirtilmekle birlikte, adamın Kıbrıs'a eli boş gitmeyeceği kesin. Sanırım Annan'ın Kıbrıs'ta yapacağı açıklamalara çok dikkat etmek gerekiyor. Kullanacağı kelimeler, BM'nin Kıbrıs için düşüncelerinin sinyalleri olacak. Bir 'ara çözüm' ihtimali unutulmasın. BM hazirana kadar çözüm istiyor. Daha Türkçesiyle Kopenhag zirvesinin gerçekleştirileceği yıl sonuna kadar. Sepetteki yumurtaları kırmadan taşımak ise güç. Kırılacak her yumurtanın maliyeti Simitis hükümetine yüksek olacak. Yunanistan, bir şey kazanmak için bir başkasında taviz veren dış politika geleneğine pek sahip değil. Atina işte bu yüzden yumurtaların aynı sepete konulmasından endişe ediyor.