Simitis'in ziyareti-Ecevit'in ziyareti

Kafalar biraz karışık buralarda. Başbakan Simitis, biraz da apar topar davet edildiği Washington'da bir sürü yetkili ile görüştü ama nedense ABD yönetiminden tık yok.

Kafalar biraz karışık buralarda. Başbakan Simitis, biraz da apar topar davet edildiği Washington'da bir sürü yetkili ile görüştü ama nedense ABD yönetiminden tık yok. Simitis'in, Başkan Bush, Başkan Yardımcısı Cheney, Dışişleri Bakanı Powell ve Savunma
Bakanı Rumsfeld'le görüşmelerinde neler konuşulduğuna ilişkin resmi tek kaynak kendisi. ABD'li yöneticilerin, Ege, Kıbrıs, Avrupa ordusu ve terör konularında Simitis'e neler söyledikleri meçhul. Dolayısıyla, herkes Simitis'in düzenlediği basın toplantısında verdiği cevaplardan yola çıkmak zorunda. Atina'da hükümet, Bush'un görüştüğü yabancı devlet başkanlarıyla ortak açıklamalarda bulunma ya da ortak basın toplantısı düzenleme alışkanlığı olmadığını söylüyor. Baş başa görüşmelerinin programlanmasına rağmen Cheney'nin, Simitis'le telekonferans aracığıyla konuşmasına da hükümetin cevabı hazır: 11 Eylül sonrası Washington'daki güvenlik önlemleri. 'Cheney, İsveç ve Çek Cumhuriyeti başbakanları ve NATO Genel Sekreteri'yle de aynı şekilde görüştü' diyor hükümet,
ancak bu cevaplar pek ikna edici sayılmıyor.
Amerikan yönetiminin, Yunanistan Başbakanı'nın ziyaretini küçümsediği, devlet başkanları ziyaretlerinde uygulanan protokolden yan çizildiğini savunanlar çoğunlukta. Simitis ise böylesi nüanslara önem vermeyen ve sadece ülkesinin çıkarlarını koruyan bir başbakan portresi çizmeye uğraştı. Simitis'e ABD'de reva görülen muamele ile ilgili buralardaki tartışmalar gelecek hafta yoğunlaşacağa benzer. Çünkü, daha şimdiden Ecevit'in ABD
ziyareti, Simitis'e reva görülen muamelenin ölçüsü sayılıyor. 'Bush, kameraların önünde Türkiye'nin başbakanına ne diyecek? Diğer
ABD'li yetkililerin tavrı ne olacak? Ecevit için protokol Simitis'le aynı olacak mı?', merakla bekleniyor.
Sokağa balkondan değil de küçük bir pencereden bakan bir görüş açısı tabii. Türkiye ile Yunanistan'ın ABD ile farklı geçmişi, bağları, ilişkileri, çıkarları, ABD'nin de kendi hesapları doğrultusunda bu iki ülkeye verdiği farklı önemi göz önünde bulundurmayan bir açı. Simitis'in ziyaretinin sonuçlarını değerlendirmek için Ecevit'in ABD'deki temasları tabii ki önemli. Ege, Kıbrıs, Türkiye-AB ilişkileri için ABD'nin niyetleri daha net anlaşılacak. Ancak tüm bunlar bir tarafa, sözgelimi Bush'un Ecevit'in sırtını okşaması bile herhalde buralarda gürültü kopmasına yetecek. Müsaadenizle artık ne anlama geldiğini çözmekte güçlük çektiğim böylesi bir 'jest' galiba günlerce tartışılacak.
Yakınlaşma filan güzel de Ege'nin iki yakasında Soğuk Savaş dönemini anımsatan rekabet, bazen kendini maalesef öyle hissettiriyor ki.
Bravo İrini
Sinema sanatçısı İrini Papa'yı huzurunuzda tebrik etmek isterim. Sanatı Yunanistan'ın sınırlarını çoktan aşmış Papa, siyasetçilere ve buralarda bir buçuk saatlik haber bültenlerini doldurmak için her gün olmadık şaklabanlıklara başvuran ya da köşelerinde bir tek mahallelerindeki çöpçüyü eleştirmeyen medya mensuplarına kolay unutamayacakları bir ders verdi. İrini Papa'ya yakışan bir ders. Hani o filmlerinde canlandırdığı ve karar anı geldiğinde inandığı şey uğruna her şeyi yıkmaktan çekinmeyen, gözüpek, cesur kadını-anayı hayatta da oynadı. Yerel seçimler için geriye sayımın başladığı Yunanistan'da siyasi partiler bu ay sonuna kadar adaylarını belirleyecek. İktidar partisi PASOK'un özellikle Atina ve Selanik gibi büyük şehirlerde üst üste uğradığı seçim yenilgileri nedeniyle sıkıntısı büyük. Büyük şehirlerde, sağcı Yeni Demokrasi partisinin karşısına kimi çıkardıysa sonuç değişmedi. Eski Dışişleri Bakanı Teodoros Pangalos'un en parlak dönemini yaşadığı sırada bile Atina Belediye Başkanlığı için deneyimi hüsranla sonuçlandı. Melina Merkuri'nin
adı da 'Atina sağcıların kalesidir' kuralını bozmadı. PASOK'un kalburüstü adamları da daha soyunma odasından çıkmadan gol yiyen takımın kalecisi olmak niyetinde değiller. Partide kimin aday olabileceği için kafa patlatılırken, İrini Papa'nın adı ortaya atıldı. Avrupa'da 2001 için yılın kadını seçilen Papa'dan iyisini mi bulacaklardı? Sanatçı, sanatçının doğasında var ya, yüreğinin sesiyle konuştu ve Atina Belediye Başkanı adayı olarak adının geçmesinden onur duyduğunu söyledi.
Söylemez olaydı..
Ne kadar karga varsa üzerine üşüştü. Kimi 'yaşlı' dedi, kimi 'Belediye başkanlığı Navarron'nun Topları filmindeki mücahit kadına benzemez'. Başka vasıflar gerekirmiş. PASOK'da ise bu 'bizden değil' sesleri yükseldi. Papa, resmen aday gösterilmesini bile beklemeden filmlerindeki gibi her şeyi yıkmaktan çekinmedi. "Bu hikâye başlamadan bitti. Düellolarda, horoz dövüşlerinde, derbi maçlarda ben yokum. Ne savaş sporları eğitimi gördüm ne de kılıcım, kalkanım var. Hoş hiçbir zaman da ihtiyacım olmadı. Böylesi gösterilerde yer almayı reddediyorum. Çekişmeleri, çatışmaları siyasetçilere, partilere bırakıyorum. Halkımı galipler ve mağluplar diye ikiye ayıracak değilim" diyerek çekip gitti.
Yunanistan'ın, 1996 Olimpiyat Oyunları'na talip olduğunda Dünya Olimpiyat Komitesi Başkanı Samaranch'a "Seni ananın doğurduğuna nasıl şüphe yoksa, Olimpiyatların Yunanistan'da yapılması gerektiğine de şüphe yok" diyecek kadar sözünü esirgemeyen Papa, büyük bir star olmasına rağmen star sistemine, Yunanlıların deyişiyle eski pabuçları kadar önem verdiğini gösterdi.