Siz meleksiniz

Vallahi siz Yunanlı taraftarların yanında meleksiniz. Futbol maçlarında çıkan olaylar </br>kriter sayılsaydı, Yunanistan değil üye olmak AB'nin kapısı bile çalamazdı.

Vallahi siz Yunanlı taraftarların yanında meleksiniz. Futbol maçlarında çıkan olaylar
kriter sayılsaydı, Yunanistan değil üye olmak AB'nin kapısı bile çalamazdı. Statlardaki şiddet fenomeninin evrsenselliği bir yana, bu diyarda durum daha vahim. Futbol, siyasetin kopmaz bir parçası. Üstelik Yunanlı taraftar da hayli fanatik ve daha kötüsü şımarık. Geçen pazar oynanan Panatinaikos-Olimpiakos derbisinin uzatma dakikalarında verdiği ve kararında yüzde yüz haklı olduğu penaltı yüzünden hakem meydan dayağı yedi. Panatinaikos'un önce başkanı sonra da teknik direktörü adamcağızı tartakladı sonra da canı sıkılan her taraftar rahatça hakemin yanına gidip yumruğu indirdi. Adam kanlar içinde sahadan uzaklaştırıldı ancak hastaneye götürülemedi. Çünkü hakemi almaya gelen şoför de dayak yiyince ambulansla birlikte kaçtı. Tabloyu gözümde canlandırmaya çalışıyorum. Panatinaikos yönetimi tavırlarıyla taraftarına 'Hakeme vurmak serbesttir'
mesajı veriyordu. Taraftar ise yönetime 'Bu
zaten benim hakkım' der gibiydi. Hakeme
vuranın mutluluğu gözlerinden okunuyordu.
Ertesi gün 'Yunan futbolu 50 yıl geriye gitti' edebiyatı başladı medyada. Oysa aynı medya, birkaç hafta önce Selanik'in Aris takımının sahası Harilau Stadı'nın tribünlerindeki tel örgüler kaldırıldığında mizah yollu bile olsa "Aris yönetiminin taraftara hizmeti. Taraftar artık sahada kimi isterse gönlünce dövebilecek" diye değerlendirmişti.
Türk-Yunan ilişkilerinin öyle sirtakili cacıklı filan olmadıkları dönemlerde, Atina'ya gelen Türk takımlarına futbol ve basketbol maçlarında reva görülen muamelenin ardından hep tarihten kaynaklanan önyargıları arardım. Önyargıların bir payı var şüphesiz. Ancak, onca yıldır statlarda bunca gördüklerimden sonra, her ne kadar mazeret sayılamayacaksa da Yunanlı taraftarın
'şımarıklığını' hesaba katıyorum.
Dora geliyor Dora
Adını tanrıçadan almış, gündüzden çok masum olmayan geceyi yaşayan, uzun zaman kalındığında teneffüs edilen havada bile parfüm kokusu hissedilen ve bir rebetiko şarkısında da söylendiği gibi "Delikanlıların tren altında kalıp ortalıktan yok olduğu", hani daha Türkçesi ile artık erkekliğin kitabının yazılmadığı dişi bir şehire ne yakışır? Tabii ki kadın belediye başkanı. Takvime göre sonbaharda, bu diyar ikliminin şartlarına göre ise güneşin nimetlerini acımasızca bahşetmeye devam edeceği ekim ayında yapılacak yerel seçimlerde, ana muhalefet partisi Yeni Demokrasi, partinin düne kadar dış politika sorumlusu ve eski başbakanlardan Konstantinos Miçotakis'in kızı Dora Bakoyanis'i aday gösterdi. Yeni Demokrasi'nin
muhalefet partisi olması sakın sizi yanıltmasın. Atina, sağcıların kalesi. Sosyalist PASOK, başkentte kendi belediye başkanını seçtirememesinden bu yana nice baharlar geçti. Atina'yı 15 yıldır sağcı başkanlar yönetiyor. İstanbul hayranı, Türkiye ile iyi ilişkilerin hararetli savunucusu Dora Bakoyanis ile Paris'de tanışmıştım. 1990'ların başlarında Miçotakis ile Mesut Yılmaz bir araya geldiklerinde işler pek de iyi gitmemişti. Yılmaz'ın açıklamaları Atina'yı karıştırmış, Miçotakis durumu idare etmek için çıkış yolu arıyordu. Dora da babası ile Yılmaz arasında postacı görevini üstlenmişti. İlişkilerin kötü gittiği dönemlerde Türk gazetecilerin röportaj taleplerini hiç geri çevirmedi ve hep olumlu mesajlar verdi Dora. Bir ara partinin liderliğine bile soyundu. Yeni Demokrasi'nin dış politika sorumluluğunu üstlendiğinde ise Türkiye konusunda Dışişleri Bakanı Yorgos Papandreu'ya muhalefeti ölçülü oldu. İlk kocası Pavlos Bakoyanis, 17 Kasım terör örgütünün saldırısına kurban gitti. Uzun zaman dul kaldı geçen yıl da ikinci evliliğini yaptı. Birkaç ay öncesinde ise büyük kızını evlendirdi. İlk torunu yolda. Ancak, Dora yaşını hiç göstermiyor. Hâlâ alımlı. PASOK ise AB Komisyonu'ndaki eski temsilcisi ve politika yaşamında birkaç bakanlık da üstlenen Hristos Papuçis'in adaylığında karar kıldı. Pek şansı olmayan Papuçis, rakibi Dora'nın adaylığı ilan edildiğinde yakışanı yaptı ve ilkbahar çiçekleri ile dolu koskoca bir buket gönderdi. Ekim uzak, adayların programları daha belli değil ama bu dişi şehir galiba ilk kadın belediye başkanına kavuşacak.