Az entelektüelin dramı

Az entelektüel ise tüp takviyeli Şahin gibidir. Ara sokaklarda, dar alanlarda, ayak üstü tadımlık ilişki ve sohbetlerde; ani fren ve gazlarla kendini gösterir. Otobanda yola bi türlü hakkıyla oturamaz.
Az entelektüelin dramı

Entelektüel gibi naif bir kavramın en kaba tasviri manda kasa Mercedes’tir. Ara sokaklarda, dar alanlarda, kısa mesafeleri ilişkilerde, ayak üstü kesişimlerde; çevik ve artistik hareketler gerektiren durumlarda kendini hakkıyla gösteremez. Ancak otobanda yola oturduğunda, kayda değer mesafe kat edildiğinde ve derinlikte boy verilmeye başlandığında kendisini kimse tutamaz.

Az entelektüel ise tüp takviyeli Şahin gibidir. Ara sokaklarda, dar alanlarda, ayak üstü tadımlık ilişki ve sohbetlerde; ani fren ve gazlarla kendini gösterir. Otobanda yola bi türlü hakkıyla oturamaz. Motivasyonu sol şeritte gelen geçenle kapışmak olsa da, bunu her denediğinde g..tü başı patlar. Filmin son sahnesinde ise her daim su kaynatır ve emniyet şeridine çekmek zorunda kalır.

Az entelektüel, hayatının her evresinde aşk ve şevk ile gerçek entelektüele öykünür. Öykünmenin dozundaki konjonktürel dalgalanmalardan dolayı da kendini entelektüel zanneder ve öyle yaşar. İşte dram da tam bu noktada başlar. Araf sınırları aşılmış, taraf seçilmiş, eziklik payesi kuşanılmıştır. Artık bundan sonrası rahvan gitsindir.

Az entelektüel dediğin kişiler:

Klasiklerle özetleri üzerinden tanışmış özet edebi kişiliklerdir.

Paleografi, Jeneoloji, Antropoloji, Filoloji, Etnoloji gibi sosyal bilim alanları ile ilgilendiğini her fırsatta dile getirerek etrafındakilerin: “Yok artık Ali Sami… Ne donanımlı herif” diye çığıran iç seslerine kulak kabartır.

Prestijli kitap evleri uğrak yerlerindendir. Sık sık derin kitaplar alır ve aldığı kitapları kapaklarını açmadan kütüphanesinin zindan raflarında esir eder.

Gözlük, 13,5 günlük okunmamış sakal, zayıf beden, belirgin kaburgalar, bir karış genişliğindeki kıç, geniş olmayan omuzlar ve kemikli bir vücuda sahiptir.

Sosyal medyada marjinal bir konuşma tonuna sahip olmak, herkesin söyleyemediklerini söyleyebilmek, beğenilmeyen işler hakkında cesurca yorum yapmak, düzene kafa tutmak, özgün içerikler paylaşmak; az entelektüelin üzerine vazifedir.

Elinin altında tiyatro takvimi, festival takvimi bulundurur ve konuyu mümkün olduğunca son gidilen, ya da gidilmesi planlanan etkinliğe getirir.

Hayatın her manzarasına sürdürebilir depresyon lensi ile bakar. Bohem tavırlar sergiler. Bunalımdan, depresyondan beslenir. (en azından beslenir gibi yapar)

Kahvesiz ve sarma tütünsüz güne başlayamaz. Herkesin çay / sigara ikilisi ile girdiği sabah mahmurluğu virajına filtre kahve / sarma tütün ikilisi girer. Umumdan farklılaşır.

Güne kaktüs traş ederek başlamak, her gün köpeğinin patisini öpmek, mitokondri terbiye etmek, televizyonda arka planda kameraya bakmazken görünmek, kulak kıllarını uzatmak, kayaç biçimlemek, çuhayı yırtmak için pike çekmek gibi antin kuntin hobi ve alışkanlıklara sahiptir.

Füzyon kafasını çok sever. Otu b..ku birleştirmeye çalışarak fark yarattığını düşünür: “Numizmatik ile farmakolojinin füzyonu hayatı ne kadar anlamlı kılıyor değil mi?”

Gerçek bir entelektüel ile karşılaştığında kendisini sömürmek, etinden, sütünden faydalanmak için her türlü yalakalığı yapar. Akabinde de öğrendikleri daha dimağında sindirilmeden satışa başlar. Kendinin ne kadar entelektüel olduğuna dair algıya katma değer sağlar.
Popüler dünyaya ve takipçilerine sürekli b..k atarken (Diziler, kadın programları, yarışma programları vb.) kendini sürekli bu dünyayı deneyimlerken bulur.

Her şeye meydan okuma (challenge etme) eğilimindedir. Çünkü her şey hakkında soru sorup, farklı bakmaya çalıştığında çok daha zeki ve entelektüel gözükmektedir.

Karşı cinsle hiç ilgilenmiyormuş, hayatın anlamını bilginin derinliğinde bulmuş gibi gözüküp, abazalıktan duvarları tırmalayanlarına sık rastlanır.

Sürekli kendini sanatsal film izlemeye zorlar. İzlerken yeterince sıkıldıktan sonra mevzu Youtube’tan “Kolpaçino En İyi Sahneler” araması ile sonlanır.

Yalnızlıkların, hüzünlerin, sevinçlerin emanet edilebileceği bir evcil hayvan sahibi olmak az entelektüellerin olmazlarındandır.
Genel olarak; Cihangir, Nişantaşı, Galata, Çukurcuma, Karaköy, Arnavutköy gibi mekanlarla, tek başına, özgün ev eşyaları (dünyanın farklı yerlerinden toplanmış taso koleksiyonu, zengin bir çizgi roman / manga koleksiyonu, nitelikli bir plak arşivi, fular çeşitleri, kullanılmış ıslak mendil koleksiyonu, karpuz çekirdeği koleksiyonu vb.) ile döşenmiş evlerde oturmak, Alice’nin tavşanını takip ederken yaşanan deneyimlerin hangisinin gerçek hangisinin sanal olduğunun algı arafından farksızdır.

Karşı cinsle yaklaşmak ve ilişkiyi derinleştirmek için entelektüel kaslarını sürekli meydanda bırakır. “İstediğin kadar çekici olmayabilirim ama aslan gibi entelektüelim hadi gel.” mesajını verir.

Çantasında, el altında, baş ucunda muhakkak bir sahaftan alınmış olan ve demlenerek okuyorum izlenimi verilen kitaplar olur.
Sergi, konferans ve panel takip etmesinin yanı sıra alakalı alakasız tüm protesto ve tepki yürüyüşlerinde belli bir mesafe ve otokontrol ile tepkisini açığa vurmaya çalışırken “aynen, bence de” mesajını ortama salar.

Anti-militarist, anti-kapitalist, post-modern, karşı pozitivist gibi modlara ortamına göre girip çıkarken de-hümanize davranışlar sergiler.
Öykünmenin ilk safhalarında top sakallı görünürken, zaman ilerledikçe toptan sakalı salma tarzına evrilir.

Az bilinen kelimeleri öğrenmesini müteakip ait olduğu dil ailesi, alfabe yapısı, kelime kökü keşifleriyle mesafe alır ve sohbet ortamlarında yüz yıllık dil bilimci edasıyla “işte bunlar bana keyif veriyor” sosunda paylaşımlar kasar.

Belli dönemlerde dünya ve kainatın gitmekte olduğu yön ile ilgili depresyona girme teşebbüsünde bulunur ve bunu yedi düvele duyurarak toplumsal sorumlulukta öncü olma hedefinin üzerine çizik atar.

3. Sınıf bir edebiyat dergisi, web sitesi yada bloğunda bir yazısı yada söylemi çıkarsa tüm sosyal platformlarda link paylaşımı yaparak “böyle şeylerden haz alıyorum ama derdimin yanında bu bir hiç!” mesajını da satır arasında paylaşır.

Yıllar öncesinden karşılaştığı lise ve üniversite arkadaşlarının “ne iş yaptığını” sorması üzerine “birkaç yerde yazıyorum, birkaç proje var, yurtdışı falan” gibi top çevirmelerle “sıradan ve maaşlı biri değilim, kendime ait hassasiyetlerimi yaşıyorum” gibi holistik paylaşımlarla karşısında “adam başka bir kafa yaşıyor abi yaa” hissiyatını yaratmaya çalışır.


“Hiç bir zaman entelektüel değildim. Ancak böyle bir görünüşüm var.”
(Woody Allen)