Depresyondayım

Sevgilimden ayrıldım. Boğazımda ve midemde bir yumru var. Kapı gıcırtısına bile ağlıyorum. Bu böyle sürüp gidiyor. Tekrar ağlıyorum. Bitti sanıyorsun. Bitmez.

Buhranlı muson yağmurlarında şemsiyesiz yakalandım…

“Sen özelsin, eşsizsin ve çok değerlisin. İstediğin her şey olabilirsin. Ateşte yürüyebilirsin. Mermiye kafa atabilirsin. Hayallerinden asla vazgeçme! Kendini sev, kendine inan; o zaman her şey mümkün olur” söylemleri ile başlar depresyon filminin ilk karesi.

Tanımlanmış klişelerle dolu, öykünülen sanal dünya beklentileri ile bireysel gerçeklik arasındaki mesafe toplumun depresyon derinliğini ve şiddetini belirliyor. Depresyon bünyede bir kere yer yaptığı zaman sık sık tekrarlayabilen hüzünlü bir araf ruh hali olarak hayatımızdaki yerini alıyor.

Demlenmemiş duygular, olgunlaşmamış yetkinlikleri harekete geçiriyor ve genellikle filmin sonu hüsranla bitiyor.


DEPRESYON MOTİVASYONLARI
“Sevgilimden ayrıldım. Boğazımda ve midemde bir yumru var. Kapı gıcırtısına bile ağlıyorum. Bu böyle sürüp gidiyor. Tekrar ağlıyorum. Bitti sanıyorsun. Bitmez.”

“Kimse beni sevmiyor!” “Hayatta yalnızım!” “Kimsenin bana ihtiyacı yok!”

“Pakize herkes tarafından örnek gösteriliyor ve herkes Pakize gibi olmamı, aksi takdirde terfiyi iş başarısını unutmam gerektiğini söylüyor.”

“Twitter’a YouTube'a giremiyorum. Cam, pencere açın nefes alamıyorum.”

“Instagram’a yüklediğim fotoğrafları kimse beğenmiyor.”

“Sudenaz Facebook’tan göndermiş olduğum arkadaşlık teklifimi bir aydır kabul etmedi.”

“Twitter’a girmek için kendisine VPN yüklemediğim için Buse beni terk etti.”

“Şirketin mayorlüğünü kaptırdım.”

“Remzi, Level 6 Jet Setter Badge’i aldı biz hâlâ İstanbul–Ankara havalimanlarına check-in olup duruyoruz.”

“Serpil, Facebook’a Seyşeller fotoğraflarını yüklemiş. Çok uyuz oldum.”

“Çaycı Recep Abi bile hayvan gibi prim almış.”

“Toplantı yapmaktan iş yapamıyorum. Okunmamış mail'lerimi bitiremiyorum.”

“Proje Kick-Off toplantısı öncesinde kuaföre gidecek zaman bulamadım.”

“Bu hafta sonu da hayvan gibi yedik, hangi spor toparlar bu enkazı…”

“Berk, maçı locada izliyormuş, biz ırgat gibi eski açıkta yağmur yiyoruz…”


DEPRESYON SÜRECİ
Saç, sakal (veya kaş, dip boyası, vb) itina ile birbirine karıştırılır.

Koltukların ve kalp gözünün yerleri boş duvarlara bakacak şekilde değiştirilir.

Dağınıklığın ve pisliğin (saç taranmaz, aynaya bakılmaz, diş fırçalanmaz); düzen ve konfor haline geldiği ev sistemine geçilir.

Şık kıyafetlerin yerini, eşofman üzeri depresyon hırkası alır. Depresyonun ilerlemesi durumunda depresyon hırkası, deli gömleğine yerini bırakır.

Gün ışığına mesafe konulur ve sürekli uyunur. Rüyalarda ışık, huzur, mutluluk, aranır.

Yeme ve içme motivasyonu emanete bırakılır.

Masum hıçkırıklarla başlayan ağlama seansları, böğürerek kasılmalara evrilir. Ağlamak, gülmekten çok daha kolay bir hal alır.

Resimler, kıyafetler, hediyeler dile gelir; acını hafifletir, derdini dinler.

Depresyonun sessize aldığı duyguların haykırışı; telefonları sessize aldırır. Arayanlar bir dost, bir arkadaştan ziyade sadece birer numara halini alır.

Kendinden, düşüncelerinden, iç sesinden, dostlarından, ailenden ve tüm toplumdan kaçış süreci başlamış, 'duyguların haykırışını dizginlemek için sığınaklara' emri tebliğ edilmiştir.

Bütün suçlar üstüne atılır ve her nefesten, her sebepten, varlığından dahi hüküm giyilir.

Bünyedeki bütün enerji bir tutam huzur karşılığında hayata emanet olarak verilmiştir.

Sürecin başlangıcında tüm şaşaa ve şıklıkları ile yer alan bütün motivasyon unsurları, pislik ile dolu dipsiz dehlizlere dönüşmüştür.

Hayata dair yapılmış ve yapılacak tüm plan ve programların son kullanma tarihleri kaotik duygu yoğunluğu tarafından geçirildiği için, kullanım tarihi geçmiş tüm plan ve programlar yalnız planlar rıhtımında ölüme terk edilir.

Zihinsel mantık silsilesinin duygu girdapları tarafından esir alındığı ve kurtulma şansının olmadığı illüzyonuna kanıldığı durumlarda; sabahları 'prozac', akşamları da hisleri rafa kaldıran 'xanax' ile beyinler düşünemeyecek kadar uyuşur, akabinde uyanıp beyindeki serotinler tamamlanmaya uğraşılır, kimyasallardan medet umulur.

Kimyasallardan geriye de yüzlere yapışan aptal mutluluk ifadesi ile salyalarını akıtarak her yerde uyuyan bir beden kalır.

“Bizim neslimiz 'Büyük Depresyon'u ya da 'Büyük Savaş'ı yaşamadı. Bizim savaşımız ruhsal bir savaş. Bizim depresyonumuz kendi hayatlarımız…” (Dövüş Kulübü)