Âlemleri tespih yapmışım çekiyorum

Cansu, valenin salağa yatmasına sinirlenerek açık açık 'Bu gece seninle birlikte olmak istiyorum. Beni eve bırakabilir misin' diye sordu. Ancak aldığı cevap...

1997’de hayatımıza giren Ally McBeal dizisi ile birlikte profesyonel hayatta, post-ergen fırlamalık egemenliği kadınlara geçti. Ally; anoreksik, kronik depresif, şımarık, egosantrik, nevrotik, kimi zaman şizofrenik, artık kırkına yaklaşmasına rağmen hâlâ ebedi aşk, sevgi, yalnızlık temaları ile donanmış paralel evrenler arasında geçişken profesyonel bir karakterdi.

Asu, Cansu ve Berrak; Ally’nin açmış olduğu özgür ve fırlama otobanda sol şeritte önlerine gelene selektör yapıp kısa bir sürede hayatlarından çıkaran, ayaklarını gazdan çekmeden ilerleyenlerden. Yaşları 30’u geçeli henüz birkaç deneyim oldu.

Asu, medya planlamacı. Cansu, bir bankada iç denetim uzmanı. Berrak ise babasının çorap fabrikasında kurumsal iletişim sorumlusu olarak çalışıyor.

Gecenin karanlığı ile yalnızlıklarını örten bu üçlü; gündüz profesyonelce bastırmış oldukları Ally Mc Beal’den devşirme duygularını, gecenin karanlığında serbest bırakıyorlar. Gündüzleri kart basan koyun mantalitesindeki bu profesyonel dimağlar, geceleri alkolün de etkisi ile ormanın acımasız kanunlarına başkaldıran asi bir kurta evriliyor.

Havanın kararmasıyla birlikte gece vardiyası başlıyor. Peki ama neden?

“Yeter artık hayatımın erkeğini bulmak istiyorum!”

“Pakize’ye kıl oluyorum, erkek arkadaşını bu gece elinden alacağım.”

“Hep erkekler mi eğlenecek. Kız kıza çılgınlığın sınırlarında raks edeceğiz.”

“İremsu’nun bekârlığa vedası var bu gece hepimiz kafamıza duvakları takacağız, damadın resmi olan tişörtleri giyeceğiz ve Facebook’ta kendimizi tag’leyeceğiz.”

“Beni aldattı, intikamım çok acı olacak!” Yine sıradan bir cumartesi gecesi.

Asu, Cansu ve Berrak; mekâna girer girmez ismini cismini bilmedikleri insanlarla yalandan selamlaştılar. Uzaktan tebessüm edip “Âlemden tanışıyoruz” mesajını verdiler. Herkesi kesip b..k atabilecekleri sote bir yere konuşlandılar. İçki tercihinde; Cansu votka alternatiflerine yönelirken, Berrak ise fark yaratalım kafasında havalı viskilerden yürüdü. Asu ise mekânın popüler içeceklerine (Kırçiçeği, Bepanthene, Gelincik, Pikaçu, Anasının Nikâhı, Eben, Kevaşe Bakire, Karpuz Kabuğu, vs) hâkim olduğu için her zaman olduğu gibi Asu ve Berrak’ı ezmeye çalıştı.

Asu, düzenli periyotlarla “Tuvalete gidiyorum” bahanesiyle mekândaki, istisnasız herkese kendisini tam kadraj gösterdiğinden ve yorumlattırdığından emin olmak istiyordu.

Cansu ise “Herhangi biri beni kesiyor mu” diye sürekli etrafı kontrol ediyordu.

Uzaktan kendisine kadeh kaldırarak piç bir eda ile tebessüm eden delikanlıyı fark eden Berrak, “Acaba bana mı bakıyor, yoksa arkamdaki yosmaya mı?” sorunsalıyla gecesini zindan ediyordu.

Asu birden, arkadaşlarına dönerek “Ben gidiyorum” dedi. Cansu ile Berrak’ın iç ses konuşma balonlarına “Kaltağa bak, ayarladı herifi götürüyor!” söylemi yazıldı.

Cansu ile Berrak da kendilerini alkole verip eğilmeli, kalkmalı, abartı vücut dansları ile yerin dibinde kendilerine süit ayırttırdılar. Gecenin finali yaklaşırken leş gibi sarhoş olmuşlardı. Ayakta duramıyorlardı. Konuşmaya çalışırken dilleri dolanıyordu. Biri mekânın hemen ortasına diğeri ise tuvalete kusmuştu. Kustuktan sonra açık havada rahatladılar ve son enerjilerini eve gitmek için rezerve ettiler. Kapıdaki valeden taksi çağırmasını istediler. Cansu o kadar gözünü karartmıştı ki valeyi ayartmak için elinden geleni yaptı. Vale öncelikle anlamamazlıktan geldi ve bozuntuya vermeden işine odaklandı. 1.90 boyu, fit vucudu, uzun yeleli esmer parlak saçları, serseri imajı veren pis sakalı ile her türlü götürülecek bir adamdı. Sonuçta erkekti. Cansu da reddedilebilecek bir hatun değildi. Neden olmasındı? Çabalarına karşılık alamayan Cansu, valenin salağa yatmasına sinirlenerek açık açık “Bu gece seninle birlikte olmak istiyorum, beni eve bırakabilir misin” diye sordu. Ancak aldığı cevap karşısında bünyesinde alkolün esamesi okunmayacak şekilde ayılmıştı:

“14 yaşından beri tanıdığım ilk aşkım, karım Ayşe. 4 senedir yatalak. Gündüz vardiyasında takside şoförlük yaparken, geceleri burada çalışıp evime ekmek götüyor ve ailemi geçindirmeye çalışıyorum. Şimdi seninle gelirsem, ilk aşkımın üzerine senin tenini basarsam yerinden kıpırdayamayan karımın gözlerinin içine nasıl bakayım? Ne olur beni anlayışla karşıla, ekmeğimle oynama.”

“İnsan masumiyetini bazen bir başkasının günahıyla öder.” (Murathan Mungan)