Blair ve Ortadoğu bilmecesi

Hiçbir anketin sonuçları, geçen hafta içinde İngiliz Turizm Bakan Yardımcısı Kim Howells'ın açıkladığı ilginç gerçek kadar, gündemdeki gelişmelere 'cuk' oturamazdı:

Hiçbir anketin sonuçları, geçen hafta içinde İngiliz Turizm Bakan Yardımcısı Kim Howells'ın açıkladığı ilginç gerçek kadar, gündemdeki gelişmelere 'cuk' oturamazdı:
ABD vatandaşlarının önemli bir bölümü, Büyük Britanya Birleşik Krallığı'nı 'Ortadoğu'da bir devlet' sanıyordu. 'London'ı bilmeyen
yoktu tabii. 'England'ı da herkes duymuştu. Üstelik, pek çoğunun ataları oralardan gelmişti.
İşin turizm ve 'cehalet' kısmı bir yana, Amerikalıların bir 'Ortadoğu ülkesi' sandığı Britanya'nın başbakanı, anketin yayımlandığı günlerde aslen mensubu olmadığı ama tarihi bağlarının ve mirasının çok 'yoğun' olması nedeniyle o bölgeye büyük bir ilgi göstermeyi sürdürüyordu.
Başbakan Tony Blair, bir yandan artık sadece düğmeye basılmayı bekleyen harekât için hazırlıklarını tamamlarken, bir yandan da yıllardır hep yaptığı şeyi tekrarlayarak Ortadoğu sorunuyla ilgili kafaları karıştırdı. Bizzat başbakanlık özel danışmanlarından başlayarak, Yahudi lobisinin önemli ölçüde etkisinde olmakla suçlanan politikalarıyla hem ülkesinde hem de Arap âleminde tepki görürken, 'Arafat ile en sık görüşen Batılı lider' unvanını pazarlamaya çalıştığı günler, adeta mumla aranır oldu. ABD'nin, uzun süre önce defterden sildiği Arafat'ı, artık ağzına bile almaya cesaret edemediği görülen Blair, geçen hafta Suriye lideri Başar Esad'ı ağırlarken Filistinli liderleri reform amacıyla Londra'ya davet ederek yine suratlara kocaman birer soru işareti oturtuverdi.
Sonradan, adı 'Ortadoğu konferansı' haline geliveren ama bu dönemde ne amaca hizmet edeceği anlaşılamayan bu toplantı için yapılan çağrıya, sadece Filistinliler 'memnuniyet' tepkisi verirken, İsrailliler her cepheden omuz silkti. İşin daha da ilginci, barış süreci için 'kuartet' yani 'Ortadoğu Dörtlüsü' olarak anılan taraflar arasındaki ABD de, son bir yılda artık sayıları unutulan ve hepsi de birbirinden anlamsız 'Blair girişimleri' gibi, bu çağrıya da 'Nereden çıktı şimdi?'
tepkisini verdi. Aynen, Blair ve Straw'un geçen yılki 'Filistin devleti' açıklamaları, Blair'in bu yılki İşçi Partisi kurultayındaki 'Yıl sonuna doğru mutlaka Ortadoğu konferansı' çağrıları gibi...
Bununla da kalmayan Blair, hafta içinde bağıra bağıra Hamas ve Hizbullah'ı 'özgürlük savaşçıları' diye niteleyen Esad'ı yolcu ettikten sonra, Londra'ya gelen İsrail Dışişleri Bakanı Netanyahu'yu kabul etmeyip, yaklaşan seçimin tarafı İşçi Partisi lideri Amram Mitzna ile görüşeceğini açıklamakla ne yapmak istediği konusundaki soru işaretlerini daha da büyüttü. Straw da, Netanyahu ile sadece el sıkışıp basın toplantısı yapmayıp, 'içerideki' kavgayı gizlemeye çalıştı.
İsrail'e silah satmayı sürdüren, Filistinli sivillere yapılan zulmü seyreden, ABD'nin terör listesindeki Suriye liderini ağırlayan, Ortadoğu'da tüm taşları yeriden oynatıp ABD hegemonyasını güçlendirecek olması nedeniyle İsrail'in 'ellerini ovuşturduğu' bir harekât için hazırlıklarını yoğunlaştıran Britanya bunları neden yapıyor?
Arap ve İslam âlemine yönelik anlamsız, zamansız ve komik
bir 'jest'in ötesine geçmiyorsa, anlayan varsa beri gelsin..
Londra'da diktatör ağırlamak
Kurulduğundan bu yana ilk kez bir Suriye lideri Britanya'yı ziyaret ediyordu. Sıradan bir devlet başkanı değildi gelen. Babası yıllar yılı Ortadoğu'yu kan gölüne çeviren sorumlular arasında sayılıyordu. Ama oğulun 'İngilizliği' ağır basmıştı. Öyle ya, Londra'da ünlü bir göz hastanesinde ihtisas yapmıştı. Eşi, kentin batısındaki mahallelerden Acton'da doğmuş, ünlü bir doktorun kızıydı. Üç günlük ziyaret sırasında, Başkan Başar eski işyerine, hastanesine giderek hasret giderdi. First Lady Esma hanım da, yetiştiği okula ve yaşadığı mahalleye... Downing Street'te Tony ve Cherie ile Earl Grey yudumladılar. Saraya da konuk oldular ama Majesteleri Kraliçe ile el sıkışmalarına ve göz göze sohbetlerine, televizyonlarda pek tanık olamadık. Oysa, ne de güzel yakışırdı özellikle bugünlerde Buckingham Sarayı'nda diktatör ağırlama görüntüleri. Başka bir diktatörün sarayında köşe bucak 'sinir gazı' ve 'hardal gazı' araması yapılırken...