Kuzey İrlanda'da 'tufan'

Irak'ta füzelerin ne zaman havalarda uçuşacağı, Stealth'lerin hangi üslerden havalanacağı, Tomahawk'ların ne zaman ateşleneceği tartışılırken,</br>'gözlerden ırak' bir köşede ateş hiçbir zaman tam olarak sönmüyor.

Irak'ta füzelerin ne zaman havalarda uçuşacağı, Stealth'lerin hangi üslerden havalanacağı, Tomahawk'ların ne zaman ateşleneceği tartışılırken,'gözlerden ırak' bir köşede ateş hiçbir zaman tam olarak sönmüyor. Kuzey İrlanda'da 10 Nisan 1998 günü imzalanan tarihi Belfast Anlaşması da (Good Friday Agreement) bu yüzden aylardır can çekiştikten sonra, son nefesini vermek üzere.
Aylardır Britanya basınında sadece kısmen yer alan, dünya basınına ise neredeyse hiç yansımayan bir fırtına giderek ivme kazandı ve Belfast Anlaşması'nın en önemli meyvesi olan Kuzey İrlanda yerel hükümeti dağılma noktasına geldi. Olağanüstü bir gelişme olmadığı takdirde bugün yeniden 'askıya' alınacak olan kabinede zorla da olsa bir arada oturtulabilen İngiltere yanlısı Protestanlar, yani Birlikçiler (Unionist) ile Sinn Fein yani IRA'nın siyasi kanat temsilcileri, Katolik-Cumhuriyetçiler, sonunda birbirlerine tahammül edemez oldular ve ipler koptu.
Fırtına, zaten üzerinden bulutlar hiç eksik olmayan bölgede, 'geliyorum' diyordu. İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu'nun (IRA), görünürde attığı tüm silahsızlanma adımlarına ve tüm açıklamalarına rağmen, 'alttan alta' hâlâ 'terör' amaçlı örgütlenmesini koruduğu iddiaları, Birlikçiler'in dilinden hiç eksik olmuyordu. Hatta aylar önce Kolombiya'da yakalanan üç IRA üyesinin, bu ülkedeki teröristleri eğittiği ortaya çıktığında ve dünyanın çeşitli yerlerinde IRA temsilcilerinin silah alım-satım görüşmelerinde bulunduğu haberleri yayıldığında, yine de Londra hükümeti, olayın fazla 'dallanıp budaklanmasına' izin vermemişti. Sertlik yanlısı Birlikçi Parti DUP'un ve Protestan tabanın, 'IRA tamamen tarihe karışmadan ve silahlarını açıkça teslim etmeden Sinn Fein'le birarada oturamayız' çağrılarına, ilginç biçimde yerel hükümetin Birlikçi Başbakanı, en büyük Birlikçi Parti Ulster Unionist'lerin lideri Davim Trimble bile bir ölçüde direniyordu.
Ama, 'taşıran damla', geçen hafta bardağa düşüverdi. 'IRA'yla hiçbir bağımız yok' hatta 'Onların siyasi kanadı bile değiliz' diyen Sinn Fein'in, Stormont'daki yerel parlamentodaki ofislerinde (dokunulmazlık olmadığı için vekil odaları polisçe aranabiliyor) bulunan belgelerin
'örgüt için toplanan istihbarat içerdiği' anlaşılınca kıyamet koptu. Belgeler arasında Bush-Blair görüşmelerinin bile bant çözümleri vardı.
Sonuç, Birlikçiler'in 'Ya biz, ya onlar' şeklindeki ültimatomuna Londra hükümeti uydu ve Tony Blair, Belfast'taki yarı-özerk yönetimi askıya alarak yeniden Londra'ya bağlamanın eşiğine geldi. Son yerel seçimlerde de görüldüğü üzere, (hem Katolik ve teröre yakın, hem de Protestan-Birlikçi ve teröre yakın) aşırı uçlardaki partilerin giderek güçlendiği Kuzey İrlanda'da, hemen her gece zaten molotofkokteyli, küçük kalibreli silahlar ve beysbol sopalarıyla hiç dinmeyen şiddet sarsıntılarının, yeniden büyük ölçekli depreme dönüşmesi an meselesi... Sinn Fein, bugüne kadar başarıyor göründüğü demokrasi oyununu 'tam kurallarına göre' oynayıp terörle tüm bağlarını koparmaz ve (bizim topraklardan ödünç bir deyişle) 'dağdaki arkadaşlar'a söz geçiremezse, işin sonu 'tufan'... Karşı (Protestan-Birlikçi) kampta zaten hiç dinmemiş olan terörün ve onların kendilerini 'mazur' gösteren 'sivil' yandaşlarının, kimilerine göre 'gizli Londra destekli' oyunları da Belfast Anlaşması'nı tam anlamıyla tabuta koyup, çivilerini de sağlamca çakacaklar.
1998 Nisan'ında gerçekten tarih yazan Başbakan Tony Blair'in de, her yerde haklı olarak övündüğü bu 'tarih dersi' kitabı da, 'kullanım süresi'ni doldurup raftan inecek.
Sessiz diplomatik 'taarruz'
Bundan, çok değil üç-beş yıl önce, koskoca İngiliz Başbakanı Moskova'yı ziyaret edecek, Kremlin'in en güçlü adamıyla görüşecek, 'dacha'sında ağırlanacak ve dünya basınında bu kadar küçük yer alacak. Hayal bile edilemezdi. Aynı anda, yine bir İngiliz Dışişleri Bakanı Paris'e, oradan Kahire, Amman, Kuveyt ve herkesin uzak durduğu Tahran'a (hem de üçüncü kez) gidecek, bu ziyaret 'bir-iki satır'la geçiştirilecek. Mümkün değildi. Ama, günümüzde böyle şeyler oluyor. Hem de bu ikilinin, bu ziyaretleri, tüm dünyanın gözleri Irak üzerindeyken, Irak'la ve olası harekâtla ilgili görüşmeler yapmak üzere gerçekleştirmelerine rağmen. Münafık 'savaş muhalifleri'ne bakılırsa, bu ikili, temaslarını ABD'nin 'zorunlu yedek' dışişleri bakanı (Blair) ve 'onun da yardımcısı' (Straw) sıfatıyla yapar bir görüntü içindelerse, bunu normal karşılamak gerekiyor.



NOT: Dün sitemizde bir hatadan dolayı Zafer ARAPKİRLİ'nin yazısı Ayşe KARABAT adıyla yayınlanmıştır. Bu karışıklıktan dolayı özür dileriz ve Zafer ARAPKİRLİ'nin dünkü yazısını bugün tekrar yayınlamaktayız.