Londra'da bir konuk 'chairman'

İri yarı, boylu boslu, bıyıklı konuk İngilizce bilseydi, üzerinde '10' numaralı hane numarası bulunan siyah renkli kapının önüne geldiğinde, kendisini çok sıcak karşılayan ev sahibi ile ilginç bir 'ortak' noktaları olduğunu anlayacaktı.

İri yarı, boylu boslu, bıyıklı konuk İngilizce bilseydi, üzerinde '10' numaralı hane numarası bulunan siyah renkli kapının önüne geldiğinde, kendisini çok sıcak karşılayan ev sahibi ile ilginç bir 'ortak' noktaları olduğunu anlayacaktı. İkisi de, 'resmen başbakan sıfatı taşımadıkları halde başbakan' mualemesi görmekteydiler,
Ev sahibi 'başbakan' Tony Blair'in resmi unvanı, kapısında da yazdığı üzre, 'Hazine Baş Lordu'dur (First Lord Of The Treasury). Konuk 'başbakan'ın unvanı ise 'Sn. Genel Başkan'dır (Mr. Chairman). Zaten
içeride de, sohbetin en can alıcı konusunu 'Chairman'lıktan 'Başbakan'lığa neden geçemediğinin oluşturduğu biliniyordu.
Bu görece 'renkli' unsur bir yana, bir zamanların iki büyük imparatorluğunun vârisi iki büyük devletin iki önemli adamının buluşmasının, daha ilginç ve 'ciddi' yönleri vardı. Bunlardan şekilsel anlamda en önemlisi, Margaret Thatcher'dan beri, (1986) hiçbir Britanya Başbakanı'nın Türkiye'yi ziyaret etmiyor olması. Dışişleri bakanlarının bile, özel nitelikli hızlı ziyaretler ve uluslararası zirveler ötesinde gelmemiş olmaları. Buna karşılık Türkiye'den gelen başbakan ve dışişleri bakanlarının sayısının tutulamayacak hale gelmesi ve kimi dışişleri bakanlarının '10 numarada' yani başbakan tarafından randevu bile verilmemiş olması...
Buna rağmen, Türkiye tarihindeki en önemli dönemeçlerden birinde, uluslararası politikada yolunun düştüğü en önemli başkentin burası olması da tarihin bir cilvesidir. Son ziyaretin iki önemli gündem maddesi (tavrınıza göre ilintili ya da ilintisiz) İngiltere'nin, hem 'odağında' hem de 'kenarında' bulunduğu iki önemli konu oluşturmuştur.
AB'nin hem içinde, hem dışında; biraz içinde, biraz dışında; biraz kenarında, biraz da direksiyonuna geçme çabasında olan Britanya, genişleme sürecinin en ateşli taraftarı olarak Türkiye'ye (ABD ile
birlikte) 'ağabey torpili' yaptırmaya çalışma rolündedir. Konuk 'Mr. Chairman' ve ülkesi de bu role fazlasıyla inanmış görünmektedir. Öyle ki, 'içeride' Blair'in ettiği 'Tam destek arkanızdayız' sözlerini 'Size tarih verilmesi için var gücümüzle çalışıyoruz' olarak yorumlamıştır. Oysa ki, evsahibi Dışişleri Bakanı, defaten bu konudaki ısrarlı sorulara karşılık 'tarih' kelimesini kullanmamış, Blair'in ağzından da bu sözcük henüz çıkmamıştır. Üstelik Britanya'nın 'tam destek' vaadini başka kapalı kapılar ardında, (yani Hıristiyan ortamlarda) nasıl telaffuz ettiğini de kimse pek bilmemektedir. Daha da ötesinde İngilizlerin meşhur 'Oh! We must do lunch one day' sıcaklığını, onları çok iyi tanımayanların çabucak ciddiye alıp 'lunch'ı nafile bekledikleri de bir vakıadır. Bu nedenle, resmi demeçlerdeki 'tam destek' sözünün tercümesinin de 'tercümesini' görmek için Kopenhag'ın beklenmesi gereklidir. Orada, 'Kanlarının son damlasına kadar Türkiye için çarpışmak'tan söz etmelerine de inanıp inanmamak herkesin kendi sorunudur.
Diğer gündem olan Kıbrıs olayında da, Britanya'nın yine olayın hem içinde hem dışında, konunun hem tarafı hem de arabulucusu, hem garantörü hem uzlaştırıcı 'ağabeyi' rolünü oynamaktan başı dönmüştür. Britanya'nın yıllardır 'BM Genel Sekreteri'nin çabaları' diye sunduğu, (önce Sir, sonra Lord) Hannay damgalı metinlerinden birinin daha masaya getirildiği bir dönemde 'Eh hadi artık basın imzayı da bitsin şu iş. Bu, harika bir metin ve harika bir fırsat' şeklindeki tavrı da ortadadır. Bu iki konu, yani AB ve Kıbrıs'ın 'birebir ilintili ve bir paketin unsurları' olarak görülmesi gerektiğinde en ısrarcı iki ülkeden birinin de Britanya olduğu unutulmamalıdır. Diğer ısrarcı ve 'ayrılmaz -ilintili- paket' yaklaşımının
sahibi ülkenin de, yine Britanya gibi 'Sonuna kadar arkanızdayız, destekçiyiz.. Allahına kadar yanınızdayız' diyen Yunanistan olması da manidardır,
Bütün bunların, 'şahin, güvercin, baykuş, papağan, leylek, turna, serçe, bülbül' edebiyatı ile gözlerden saklanmaması önemlidir.