'Mangal yürek' Blair

Daha, parti liderliğine gelir gelmez 'mangal gibi bir yürek' sahibi olduğu anlaşılmıştı o zamanın genç politikacısı Tony Blair'in... Yaklaşık yüzyıllık bir devletçi ve emekçi partinin ağır toplarını karşısına alıp hem parti tüzüğünün en önemli maddelerinden biri olan devletçiliğin...

Daha, parti liderliğine gelir gelmez 'mangal gibi bir yürek' sahibi olduğu anlaşılmıştı o zamanın genç politikacısı Tony Blair'in... Yaklaşık yüzyıllık bir devletçi ve emekçi partinin ağır toplarını karşısına alıp hem parti tüzüğünün en önemli maddelerinden biri olan devletçiliğin esas olduğu yolundaki maddeyi bir çırpıda değiştirivermiş, hem de sendikalara adeta 'kapıyı gösteren' bir tavırla kurultaylarda oy kullanma yöntemini değiştirerek 'One member one vote' sistemine geçilmesini sağlamıştı. Yani, sendikaların geleneksel biçimde blok oylarla kararlara katılması uygulamasına son vermiş, partiyi ağırlıklı olarak bireysel oy sistemine geçirmişti.
Hatta, daha ileri giderek Margaret Thatcher'ın politikalarına ilişkin övgü dolu sözleri, partililerin önünde açıkça telaffuz edebilmiş, İşçi Partisi içinde adeta 'ayıp' kabul edilen 'Ö' harfini, yani özelleştirmeyi parti kültürüne büyük harflerle yazdırmış, kabul ettirmişti.
Aradan geçen, yani 1994 yılında partinin başına gelişinden bu yana geçen 8 yıl içinde, özellikle iktidar yıllarında Blair'in bu 'mangal yürek' karakteri daha da gelişti, serpildi ve büyüdü. Son kamuoyu yoklamalarına göre, eğitim, sağlık, güvenlik, ekonomi alanlarında verdiği sözlerin büyük bir çoğunluğu 'havada' asılı kalmış olmasına rağmen, bir zamanların 'Bambi'si, ancak bugünlerin 'Demir yumruk' politikacısı, kimi zaman birkaç cephede birden savaşarak her türlü muhalefete 'ölümüne' göğüs germeye devam ediyor.
İngiliz meslektaşımız Andrew Rawnsley'in deyimi ile "Savaşın en önemli birinci kuralını" elinin tersi ile itmekten çekinmeyen Başbakan Blair, aynı anda birkaç düşmanla ve birden fazla cephede kılıç sallamanın adeta 'zevkini' çıkarırcasına bir çılgınlık içinde görünüyor. Bir yandan Irak konusunda hem parti içindeki muhalefete, hem kamuoyu yoklamalarına, hem parlamentodaki muhalefete meydan okuyor. Bütün dünyanın öfkesini (en az Saddam kadar) üzerine çeken George Bush'un peşinden doludizgin gidiyor. Bir yandan, dün başlayan İşçi Partisi yıllık kurultayında sendikaların özelleştirme konusundaki sert muhalefetine 'hodri meydan' diyor. Kamu kuruluşlarına özel sermaye katılımı diye sunulan 'arka kapıdan özelleştirme' (Private Finance Initiative) projesini ille de hayata geçireceğini söylüyor. Bir yandan da euro'ya olası giriş konusunda çizdiği çizgiden, tüm göstergeler aksine işaret etmesine rağmen bir milimetre bile sapmayacağını açıkça beyan ediyor.
İngilizcede güzel bir atasözü vardır : "He, who lives by the sword, dies by the sword" diye. Türkçeye, 'Kılıçla yaşayan, elinde kılıcı ile ölür...' veya 'Su testisi su yolunda kırılır' diye de çevrilebilir..
Mangal yürekli Blair, bakalım bu muharebelerin hangisinden, ne kadar yara alarak ya da ne kadar muzaffer çıkacak ? Tarih, hele İngiltere tarihi,
ne mangal yürekler yetiştirdi bugüne kadar. Çok değil, 1 yıl içinde karneler verildiğinde göreceğiz..
'Gri başbakan'ın dönüşü
Kişiliksiz, silik karakterli, can sıkıcı ve salak... Ortaokul mezunu eski Başbakan John Major için , her türlü olumsuz sıfat kullanılmıştı.
'Spitting Image' (Hık Demiş Burnundan Düşmüş) adlı komedi kukla
dizisinin en çok güldüren karakteri olmuştu. Gri renkli suratı ile, karısı Norma'nın karşısında oturduğu yemek masasında yaptığı en 'ilginç' hareket tabağındaki bezelye taneleri ile oynamaktı. İktidarı sırasında her eline
attığı işi kırdı döktü ve 18 yıl iktidarda olan partisinin cenaze töreninde adeta 'namazı' o kıldırdı. Muhafazakâr Başbakan John
Major'ın oğlu, seksi bir film yıldızı ile evlendiğinde, herkes "Sonunda Major ailesinden ilginç bir haber çıktı" diye alay etti.
Zaten, iktidardan uzaklaştıktan sonra da herkes tarafından unutulmuş gitmişti. Tabii, dünyayı dolaşıp on binlerce dolar karşılığında verdiği konferanslara katılanlar hariç. Taa ki, partisinin eski popüler politikacılarından ve eski bakanlardan Edwina Currie, dün ortaya çıkıp da, "1984 - 88 arasında John ile gizli bir aşk yaşamıştık" diyene kadar. John Major ? Aşk ? Üstelik gizli bir çapkınlık öyküsü ? Üstelik de kimsenin duymayacağı biçimde 4 yıl üstü kapalı kalmış bir macera ?
İşte, 'gri' ve 'kişiliksiz' ve 'aptal' imajının faydaları. Demek ki, karda bile yürüseniz, karlar bile izinizi saptamaya 'tenezzül etmiyor'. Aklınızda olsun..