Royal Flush ile pes etmek

Tarih, eli bu kadar zayıf hiçbir poker oyuncusunun, masada bu kadar kendinden emin konuştuğunu ve karşısındakileri kolayca alt edip,

Tarih, eli bu kadar zayıf hiçbir poker oyuncusunun, masada bu kadar kendinden emin konuştuğunu ve karşısındakileri kolayca alt edip, avuç içilerini terlettiğini görmemişti. Tarih, bu kadar beceriksiz görünen iki kumarbazla masaya oturan diğer oyuncuların, bu kadar kötü bir oyunla alt olduğuna tanık olmamıştı.
Bush-Blair ikilisinin, BM'deki yeşil çuhalı masaya '3-5-1-2-8' gibi
anlamsız kartlarla oturup, diğerlerinin 'Royal Flush' ve 'Kare As' kadar
sağlam ellerini göstermeye bile cesaret edemeden, teslim bayrağı çekmesinden söz ediyorum.
Irak'tan 7 milyar dolar alacağı olduğu, bu yüzden ülkenin kaosa sürüklenme riskine karşı çıkacağı söylenen Rusya'nın nasıl kolayca satın alınabildiğini, üç gün öncesine dek 'muhalif' kanatta gösterilen Fransa'nın nasıl şahin kesildiğini, Çin'in de ofsayta düşmüş görünmemek için nasıl çekimser kalma hesapları yaptığını gördükçe, Vahşi Batı'nın tarihi gerçeğini yeniden anımsıyoruz: Poker'de en güçlü kâğıt, Smith and Wesson'dur...
İnce ayarları Londra'da yapılan ve 'dünyanın en iyi iknacısı' Tony Blair'in masasından çıkan stratejiyle, savaşın zemini artık hazır. New York'ta 'Saddam'ın eski ve ödenmemiş senetleri' görünümü altında, dünyanın önde gelen güçlerine 'boş senetler'in altına imza attırılmak üzere.
Herkes, Blair'in 10 Eylül günü İşçi Sendikaları Konfederasyonu Kurultayı'na gelirken ayaklarının titreyeceğini sanarken, sıkı solcu sendikacıların, kendilerine savaşı ayaküstü ustaca satıveren Blair'i nasıl 'sus pus' dinlediklerini gördüğünde, ardından gelecekleri anlamıştı. Kameralar New York'a çevrildiğinde, Bush'un da aynı postayı BM'de nasıl koyup, "Kendi kararınızı uygulatacak kadar delikanlı değilseniz, yuh olsun size... Biz gidiyoruz... Gelen gelsin..." tavrını ağızlarımız açık izledik. Derken, Britanya ve ABD'nin özel kuvvetler sevkiyatı ekranlara yansıdı. Atlantik'in iki yakasındaki pazar gazeteleri, dünkü sayfalarını yine Pentagon, CIA, Whitehall ve MI6 mahreçli mültivizyon gösterilerine ayırdı. Bu hafta Saddam'ın Usame ile 'düğünde göbek atarken' fotoğraflarını görürsek şaşırmayacağız.
Sonrası mı ?
Eğer havalar soğursa mısır patlatıp, kestane kavurup televizyon karşısına geçebilirsiniz. Eğer küresel ısınma sonucu havalar böyle sıcak giderse soğuk içecekleriniz ve tercihe göre dondurma kâselerini alıp kerameti kendinden menkul uzmanları izlemeye koyulabilirsiniz.
Birkaç gün içinde BM'ye imzalatılacak 'boş senet'te neler mi yazıyor? Bundan ABD'nin, Britanya'nın, Rusya'nın ve Fransa'nın çıkarı mı ne? Kuzey Irak ve Türkiye'ye ne mi olacak? İmzayı atanların ve attıranların bir bildikleri vardır
elbet. Biz falcı değiliz. Tek bildiğimiz, 'muhalif bakanlar sert çıkacak' diye şişirilen Britanya parlamentosunun 24 Eylül'de, ABD Senatosu'nun önümüzdeki haftalarda yapacağı oylamalarda, 'boş senet'in onaylanacağıdır.
Bir de, Saddam'dan sonra, bölgedeki yeni durumdan en çok zararlı çıkacak ülkenin adını tahmin ediyoruz. O kadar.



Savaşın unutturdukları
Cümle âlem, Başbakan Tony Blair'in dış politika turlarını ve açılımlarını 'Cambaza bak' misali izlerken, Britanya'nın AB ile ilişkilerinde yeni bir krizin ayak sesleri duyuluyor. Euro'ya katılıp katılmamaktan söz etmiyoruz.
O kendi bilecekleri iş. Britanyalıların 'emperyal' ölçü birimlerinden, pub'larında satılan biradan, tezgâhlarındaki salatalığın boyutlarından sonra, şimdi de canım iki katlı kırmızı otobüslerine taktılar, Brüksel'li 'eurokrat'lar. Yok efendim miadını doldurmuş, yok efendim
AB normlarına göre tehlikeli sayılırmış, yok efendim, kapısı olmadığı için güvenli değilmiş...
Britanyalıların 30 yıldır bir türlü alışamadığı tek katlı otobüslere, ucube körüklü otobüslerin katılımı ile, Londra'nın simgesi çift katlı kırmızı emektar Routemaster'ların cenazesi kaldırılmak isteniyor.
46 yaşına basan Routemaster'ların meraklıları, müzayedede birer
tane satın alıp koleksiyon yapıyor. Her yıl Londra'yı ziyaret eden
28.5 milyon turist gibi, görmeye geleceklere ise tavsiyemiz : Elinizi çabuk tutun, birkaç yılınız kaldı.