Çocuklar Saddamcılık oynuyor

Elleri arkadan bağlı olsa da darağacının önünde kapı gibi Saddam'ın, yüzü maskeli infazcılarına diklenip çıkıştığını televizyonda defalarca gördü çocukçağız.

Elleri arkadan bağlı olsa da darağacının önünde kapı gibi Saddam'ın, yüzü maskeli infazcılarına diklenip çıkıştığını televizyonda defalarca gördü çocukçağız. İp boynuna geçirilip iyice sıkılırken de istifini bozmadı Saddam.
Onu da gördü çocuk, defalarca.
Birtakım sesler, bağırtılar olduğunu duydu. Sonrası? Yok.
Bütün dünyayla beraber Muş'un Sütlüce Köyü'nde, 12 yaşındaki Alişan da günlerce ve defalarca seyretti yeni bin yılın şimdilik en şenlikli, en ibretlik idamını. Sonra boş odaya geçip tavana astı ipi, ucunu halka yapıp boynuna geçirdi. Saddam'ınki gibi. Ve öldü!
Görüntü ve gösteri öğreticidir.
Alişan ve başkaları, TV'de gördükleri adam asma oyununu bir kez de kendileri denedi ve öldü. İnfaz sırasında tanınmamak için yüzlerine maske takanların, bu intikam şenliğini kaydedip hemen dünyaya yaymakla kalmadıkları, Saddam'ın ölüsüne türlü çeşitli tacizde, tecavüzde bulundukları da çıktı ortaya. Her şeyiyle pornografi bağımlısı haline gelen dünyada, bütün bunların da bir 'kullanım değeri' vardı. Öyle oldu, kullanıldı. Ve idam pornosu, en çok çocukları vurdu.
Ama hiçbiri yeni değil bunların. Şimdilerde 'Hatırla Sevgili' dizisiyle TV dramasına dönüştürülen yakın tarihimizde, 27 Mayıs 1960 darbesinde de Saddam'sı, Irak'sı durumların daha arsız, daha vahşice yaşandığı çıktı ortaya. Murat Bardakçı'nın pazar günü bize hazırladığı sürpriz, tüyler ürperticiydi: İdamdan dört saat önce eski başbakan Adnan Menderes, 'prostat muayenesi'nden geçirilmişti. Muayene, işin kılıfı. Hangi güdüdür bilinmez, birilerinin canı, gönlü, ölüme giden birine, eski iktidar sahibine parmak atmaya yöneltiyor onları. Siyasal ya da her ne olduğunu bilemeyeceğimiz hiçbir hırs, hiçbir intikam duygusu açıklayamaz bunu. Hâlâ karşımıza çıkan intikam tecavüzlerininin, töre cinayetlerinin yakın geçmişteki 'siyasal' kökenini bulabiliriz belki Menderes'e yapılan muayenede!
Yedikule Zindanları'nda 'hal edilen' Genç Osman'ı anımsadığımızda, Menderes'e yapılanların hayli hafif kaldığını görürüz. Ve unutmamak gerekir ki, 12 Eylül darbesine kadar, 27 Mayıs, bu ülkede resmen 'devrim' olarak anılmıştır. Çoğu sivil, demokrat ve 'ilerici' de böyle kabul etmiştir 27 Mayıs'ı. Hal ediliş biçimi Menderes'i, Saddam'ı ve Genç Osman'ı hiç de aratmayan, ama cinayetin resmi kayıtlara 'intihar' olarak geçtiği Abdülaziz sonrasının 'meşrutiyet'e geçiş olarak adlandırılması, 27 Mayıs devrimcilerine esin kaynağı olmuştur belki.
Osmanlı faslını geçelim şimdilik. 27 Mayıs'ın rövanşı olan 12 Mart 1971 darbesine bakalım. 27 Mayıs'taki idamlara nazire, 'Üç bizden, üç sizden' intikamcılığıyla Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan'ın infazına TBMM'de şevkle, şehvetle el kaldıranların, daha sonraları nasıl da demokrasi havarisi kesildiklerini anımsayalım. Ama vahşetin dili, yöntemi, ruhu, hep aynıdır. İşte, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının avukatı Halit Çelenk, İdam Gecesi Anıları adlı kitabında anlatmadıklarını bugün açıklıyor. Deniz Gezmiş'e kasıtlı olarak 25 dakika can çekiştirildiğini... İdam sırasını bekleyen Yusuf Aslan'a Deniz'in asılışının seyrettirildiğini, aynı şekilde Hüseyin İnan'a da Yusuf Aslan'ın asılışının seyrettirildiğini... Mahkeme başkanının ise, bütün son dakika 'ibret' cezalarını sigarasını tüttürerek keyifle seyrettiğini anlatıyor Çelenk. 50 kişinin ipi boyladığı 12 Eylül rejiminin sloganı ise tam ibretliktir: Asmayalım da besleyelim mi?
TV'de gördüklerini oyuna çeviriyor çocuklar. Oysa biliriz ki, hep Saddamcılık oynanıyor burada. Büyükler arasında.