Kim kime tecavüz ediyor

Baştan kabul edelim, tecavüz, yöresel ve kısmen ulusal geleneklerimizden biridir.

Baştan kabul edelim, tecavüz, yöresel ve kısmen ulusal geleneklerimizden biridir.
Uzağa, derine gitmeye gerek yok, pijamalı Gaffur ağzıyla, "Seni tenhada kıstırırım" ne anlama gelir? O çok güldüğümüz söz, "Sana hiç istemediğin şeyleri zorla yaparım, canını yakarım" tehdididir.
Tecavüz, ille de birine rızası olmaksızın cinsel, seksüel şiddet uygulamakla sınırlı değildir. Her şekliyle 'tenhada' ya da açıkta 'kıstırılmak'tır. Budur tecavüz ve tarihsel, toplumsal geleneklerimizdendir. Son olarak bir kurum, bir kimlik olarak Nesin Vakfı karşı karşıya kaldı bu kıstırılmayla.
Vakfa tecavüz edilmeye çalışıldı, "Burada kızlara tecavüz ediliyor" iddiasıyla...
TGRT Haber'le başlayan harekât, anında ekrandan yazılı basına sıçradı. Çatalca'daki vakıf binası jandarma baskınına, medya kuşatmasına uğradı. Bir değil, birkaç kızın tecavüze uğradığı iddiasıyla 'haber' genişledi. Biri 18 yaşından büyük, diğeri küçük iki genç gözaltına alındı. Vakıfta kalan, en büyüğü üç kız bekâret kontrolünden geçirildi.
Raporlarda ve ifadelerde söz konusu iddiayı doğrulayan bir bulgu ortaya çıkmadı.
Tecavüzcü iddiasıyla gözaltına alınan, biri Metris, diğeri -18 yaşından küçük olan- Bayrampaşa Cezaevi'nde birkaç gün tutulan iki genç serbest bırakıldı. Cinsel değilse bile, fiziksel ve ruhsal tacizden, tecavüzden, şiddetten geçmiş olarak serbest kaldı o iki genç... İğrenç senaryoda yem, figüran olarak kullanılan buluğ çağındaki üç kızın yaşadıkları, tacizin de ötesinde tecavüzün ta kendisi...
Ve elbette bu beş gencin, çocuğun yanı sıra onlara, 1973'ten beri yüzlerce, binlerce kimsesiz, yardıma muhtaç çocuğa kucak açan Nesin Vakfı asıl tecavüze uğrayan!
Nesin Vakfı neden tecavüze uğruyor?
Çünkü, bu kurum 34 yıldır kimsesiz, yoksul çocuklara, Ali Nesin'in ifadesiyle 'en şanssızlara en fazla şans tanıma' çabasıyla hareket ediyor. Hayatın her türlü şiddeti, tacizi, tecavüzüyle karşı karşıya aramızda ve kimsenin umurunda olmaksızın yaşayacak, ayakta durmaya çabalayacak olan çocuklar, Aziz Nesin'in kurduğu vakıfta, 'doğal yazgıları' dışında bambaşka bir dünyaya, bambaşka bir hayata yelken açıyorlar.
Kimsesiz-yoksul, yardıma muhtaç çocuklar, 'doğal yazgıları'nda asla yer almayan, bu ülkede ancak çok az sayıdaki şanslı çocuğun tanışabildiği, baleyi biliyorlar, sergilere, konserlere, müze ziyaretlerine gidiyorlar.. yurtiçinde ve hatta dışında! Vakıfta kendileri için düzenlenen seramik, resim, heykel atölyelerinde çalışıyor, sanattan nasipleniyorlar, aktif olarak. Tiyatro yapıyor ve izliyorlar. Havuzda yüzüyorlar. Spor yapıyorlar... Meyve, sebze, et, süt başta olmak üzere temel gıda vakıf bünyesindeki çiftlikten sağlanıyor. Taze ve doğal... Hormonsuz!
Sadece bu kadar değil Nesin Vakfı'nın büyük suçu. Bugün o vakıfta 46 çocuk bulunuyor. 20'den fazla ücretli, 10'un üstünde gönüllü çalışan o çocuklara hizmet veriyor. Ayda 40-60 bin YTL, yani milyar lira harcanarak...
Bu ülkede hangi çocuk için yapılıyor bunlar? Nesin Vakfı'nın yaptığı, standartlara, koşullara, doğal yazgılara 'tecavüz'dür. Tabii ki tenhada kıstırılmaya çalışılır! Kim tarafından? Kerinçiz önderliğindeki malum milliyetçi Büyük Hukukçular takımından bir avukatın girişimiyle, medyanın iştahlı ve aktif desteğiyle...
Yeşilçam'ın kadrolu tecavüzcüsü Coşkun'un, onun işvereni tuzakçı Nuri Alço'nun imgesini görmüyor musunuz bütün bu senaryoda?
Hepsi bir yana, bu kısa gösterimli film sonrası medyanın suskunluğuna ne demeli?
Tecavüz, yapanın yanına kâr kalmasın, devam etmesin.