Türklüğe hakaret?!

Bir sözü nasıl anlamak istiyorsanız öyle anlarsınız. Ama gazetecilik, habercilik yapıyorsanız, başkalarının sözlerini kendi anlamak istediğiniz gibi anlatamazsınız!

Bir sözü nasıl anlamak istiyorsanız öyle anlarsınız. Ama gazetecilik, habercilik yapıyorsanız, başkalarının sözlerini kendi anlamak istediğiniz gibi anlatamazsınız! Hele haber başlığı, suçlama ve hedef gösterme taşımaz, taşıyamaz...
Dünkü gazetelerden birinde, ilk sayfada Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Türkan Saylan'ın fotoğrafı var. Altta başlık: 'ADD'nin mitingine destek verip, Türklüğe hakaret etti'.
Ne yapmış da Tüklüğe hakaret etmiş Türkan Saylan?
İTÜ Maçka Yerleşkesi'nde, Türkiyemizin Çağdaşlafşmasında Laiklik konulu toplantıda konuşmuş.
Habere bakılırsa, toplantıda Saylan'dan başka konuşmacı yok?!
Çünkü onun birkaç tümcesinden başka toplantıda ne olduğuna, nelerin söylenip nelerin tartışıldığına ilişkin en küçük bir bilgi yok.
Haberin ilk tümcesi şu: "Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Genel Başkanı Türkan Saylan, Türkleri barbarlıkla suçladı." Başlıktaki Türklüğe hakaret ithamı ve ihbarı, ilk tümceyle pekiştiriliyor... Böyle bir habercilik?!
Demiş ki Saylan, "Biz Türkler hep akın etmişiz; yakıp yıkmışız, başkalarının yaptıklarını yakıp yıkmışız. Şimdi kendi yaptıklarımızı yıkıyoruz. Nedir bu alışkanlık. Biz yakıp yıkmak için var değiliz. Biz yaratmak, geliştirmek ve çağın üstüne geçmek için varız."
Güzel bir çıkarsama yapılmış: "Biz Türkler hep akın etmişiz; yakıp yıkmışız, başkalarının yaptıklarını yakıp yıkmışız" diyorsa birisi, söze "Biz Türkler" diye başlasa da, Türklüğe hakaret etmektedir, biz Türklere barbar demektedir. Peki, aynı sözleri, "Bin akıncı o gün çocuklar gibi şendik/ Dev bir orduyu yendik" türünden kahramanlık, zafer, büyüklük vb. olarak ilkokuldan beri çocuklarımıza geveletip durmuyor muyuz?
Ecdadımızın hiçbir engel tanımadan, küffarı tir tir titreterek Viyana kapılarına dayanmasıyla böbürlenip dururken şimdi AB kapısında tir tir titreyerek beklemeyi Türklüğümüze hakaret saymıyor muyuz?
Saylan, "Başkalarının yaptıklarını yakıp yıkmışız" demiş. Yanlış mı? Bu ülkede kültür bakanları, İstanbul'da büyükşehir belediye başkanları, yeri geldiğinde Bizans surları için, "Onlar bizim ecdadımızdan kalma değil" demediler mi? Çırağan Sarayı otele dönüştürülürken, duvarlar indirilmedi mi? Buna da aynı gerekçe gösterilmedi mi: "Türk yapısı değil, mimarı Ermeni'ydi" denmedi mi?
Evet, ne yapalım var bunlar, oldu. Peki ama bu duruma işaret eden Saylan ne diyor: "Biz yakıp yıkmak için var değiliz. Biz yaratmak, geliştirmek ve çağın üstüne geçmek için varız".
Nerede burada Türklüğe hakaret?
Geçmişten gelen ve sürmekte olan yanlışı, olumsuzluğu düzeltme ve iyiye, olumluya dönüştürme çağrısında, çabasında hakaret nerede?
Bugün nüfusunuzun dörtte biri açlık sınırında yaşarken, çocuklarınız okula gidemezken, okul çağındaki kızlarınız şu ya da bu nedenle eve kapatılır, evlendirilir, dünyadan, hayattan uzaklaştırılırken, " Yüzlerce yıl üç kıtada at oynattık" muhabbeti yaparsanız asıl o zaman Türklüğe hakaret etmiş olmaz mısınız?
70 yaşını aşmış, senelerdir kanserle pençeleşen Türkan Saylan ne yapıyor? Senelerdir tam da bu 'hakaret' durumuyla mücadele ediyor. Başkanlığını yaptığı Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'yle. 1976'da kurduğu Cüzzamla Savaş Derneği ve Vakfı'yla binlerce insanı sağlığına kavuşturmasını, akademik alandaki verimini, doktorluğunu bir yana bırakın...
Saylan'ın Türklüğe hakaret ettiği ihbarını taşıyan haberin son tümcesine bakalım. "Bu ülkedeki insanları siyah-beyaz diye ayırmak, vatansever veya vatan sevmeyen hain diye ayırmak kimin haddine"
Hakarete bakar mısınız?!