Vurun Ezo Gelin'i, vurun şairleri

Şair cinayetleri çağrısı yapıyor birileri! Sayı aklımda değil, Kuvvacı teşkilatlardan biri 12 bin mi, 15 bin mi 'hain' belirlemiş ve takibe almış. Kendince hain belirleyip haklamayı görev edinen o teşkilatlardan her şehirde...

Şair cinayetleri çağrısı yapıyor birileri! Sayı aklımda değil, Kuvvacı teşkilatlardan biri 12 bin mi, 15 bin mi 'hain' belirlemiş ve takibe almış. Kendince hain belirleyip haklamayı görev edinen o teşkilatlardan her şehirde, her yerde en az birkaç tane var. Oturuyor, kafa kafaya veriyor, memleketi hainlerden temizlemek için harıl harıl çalışıyorlar. Silahsa silah, istihbaratsa istihbarat, elemansa eleman... Ramazanda oruç tutmayanları cezalandırma görevi, bunların mesela. TAYAD'lılar'ı linç edip bir daha oralara ayak bastırmamak da, 'bu memleketin ekmeğini yiyen ama kadrini bilmeyen' Hrant gibileri susturmak da öyle... Liste uzayıp gidiyor. Onlara göre her yerde hain kaynıyor, her yerden ve herkesten tahrik yağıyor üstlerine, küfür yağıyor. Böyle bir özsavunma güdüsü ve korkusu.
Son icraatlardan biri Şanlıurfa'da yaşandı, biliyorsunuz. Düşmanla boğazlaşma şanını künyesine kazımış öz-hakiki Urfalılar, güya ki 'töre'ye takılan bir TV dizisinden tahrike kapıldılar. Namusları, gelenekleri, töreleri, şehirleri, kimlikleri yanlış anlatılıyor, yanlış tanıtılıyordu. Haliyle cezayı, dayağı hak ediyorlardı. Set basıldı. Yönetmen haklandı, önlerine geleni bir güzel benzettiler. Çekilip gittiler. Bu kadar. Değil. O iş orada kalmıyor. Şanlıurfa'nın komşusu, yine tarihini ve künyesini bağrında taşıyan Gaziantep var. Orada da TV dizisi çekiliyor: Ezo Gelin. Antepliler duracak değil ya... Onlara da bir şeyler dokunuyormuş meğer Ezo Gelin'de. 27 Şubat'ta yerel Olay gazetesinin manşeti: 'Ezo Gelin dizisine Şanlıurfa gözdağı'... Kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit deyiminin de ötesinde. Okuyucuya doğrudan doğruya, çağrı: Geleneklerimize, törelerimize sahip çıkmada Urfalılardan geri mi kalacağız? Ne duruyorsunuz, çağrısı. Diziyi çekenlere, orada çalışıp rol alanlara alenen tehdit. Başlıktaki söz açık: Gözdağı. Haber, doğrudan eylem çağrısı taşıyor: "Şanlıurfa'da yaşanan olayın Gaziantep'te çekilen Ezo Gelin dizisinde de yaşanabileceğini belirten Gaziantepliler, 'Şanlıurfalılar bizden daha duyarlıymış ki, örfleri ve âdetleri ile oynatmıyorlar. Ancak, aylardır Gaziantep'te Ezo Gelin dizisinin sanal bir ortamda gerçekle ilgisi olmayan bir senaryo ile oynatılması bizleri küçük düşürüyor' dediler."
İki diziyi de izlemedim, ama hikâyeleri de, görüntüleri de tahmin edebiliyorum. Gaziantep'te de, Şanlıurfa'da da izleyicinin, sokaktaki insanın "Ulan, bizi küçük düşürüyorlar, hadlerini bildirelim" dediğini hiç mi hiç sanmıyorum. Ama yazının başında andığım teşkilatların, kimi partilerin kendilerini göstermek, var etmek için 'tahrik' vesilesi aradığı malum.
Urfalının, Anteplinin ve kendilerini oraların öz-has sahibi, temsilcisi sayanların günün 24 saatini işsiz güçsüz, bomboş geçirmekten; en büyük aşağılamadan, çaresizlikten, hiçlikten hiç mi hiç gocunmamalarını da anlayabiliyorum. Örf, âdet, töre, milli haslet o hiçliğin ilacı! Kendince tahrikten doğan teşkilatların en önde ve merkezdeki temsilcilerinden biri, 'Kerinçek'. Kendi Aydınlık'ında şairleri diline dolamış şimdi. Bütün bu hiçlikten doğan linç kültürüne, Hrant Dink cinayetine karşı Yetimler Ağıdı'nı kaleme alan 73 şaire küfrediyor. Şairlerin satılmışlıktan açıyor kapıyı, onların toplu intiharıyla bağlıyor. İntihar eden birileri var tabii. Ama şairler değil. Fakat, tıpkı Şanlıurfa Yaralı Yürek dizisi -, tıpkı Gaziantep Ezo Gelin- örnekleri gibi Aydınlık da linç
çağrısı yapıyor. Şairler hedefte. Bu biline.