ABD Medyasında Fakirler: 1 - Milyarderler: 82

ABD Medyasında Fakirler: 1 - Milyarderler: 82
ABD Medyasında Fakirler: 1 - Milyarderler: 82
FAIR tarafından hazırlanan medya araştırmasının sonuçları medyanın fakirlikten değil, zenginlikten bahsetmeyi tercih ettiğini ortaya koyuyor.

ABD ’de fakirlik %15’i bulmuşken, Cumhuriyetçiler fakirliği azaltmak için fakirlere yardım etmeye yönelik federal programlarda kesinti yapmayı önerirken ve eşitsizlik hızla artarken medya konuyla ilgili sessiz kalma hakkını mı kullanıyor?

FAIR’ın yürüttüğü yeni bir çalışma, ABC Dünya , CBS Akşam ve NBC Gece Haberleri’ni 14 ay boyunca 1 Ocak 2013- 28 Şubat 2014 tarihleri arasında, 2012 seçim sonuçlarından sonra incelemeye başladı. Çalışma, içinde “fakirlik”, “düşük gelir”, “yemek kuponu”, “refah” ya da “evsiz” kelimelerinin bulunduğu, hatta sadece bu kavramlara referans verilen haberleri bulmayı hedefledi.

Bulunan 23 haberin üçünde kaynak belirsiz. Geri kalan haberlerin toplam 54 kaynağı var ve bunların 22 tanesi fakirlikten etkilenen insanların kendileri. Sonuç, fakirliğin etkilediği insanların gece haberlerinde ancak 20 günde 1 yer alabildiği... Aynı zaman diliminde içinde “milyarder” kelimesi geçen 82 haber yayınlanmış. Örneğin, NBC Gece Haberleri, aralarında Warren Buffett ve Jeff Bezos’un da olduğu milyarderlerin medya satın almaya meraklı olduğunu, çünkü bu adamların kaliteli işe ve sağlıklı basına inandıklarını belirtiyor. ABC Dünya Haberleri’nde ise Tom Perkins adlı milyarder ABD’de zenginlere savaş açıldığını anlatıyor.

Öte yandan fakirliğin ele alınma derinliği de çeşitlilik gösteriyor. Kimi hikâyeler uzun ve bilgilendirici iken bazıları sadece bir sözcük olarak fakirliği kullanıp geçiyor.

Kaynaklar arasında 9 politikacı, 2 akademik/uzman, 7 kamusal hak savunucusu ve 4 gönüllü var. 3 kaynak, yemek dağıtan birimlerde çalışan dini görevliler. 22 kaynak bizzat fakirlikten etkilenen kişiler. Kaynakların yaklaşık %70’i kadın ve bunların neredeyse yarısı fakirlikten etkilenen kişiler arasında. Beyazlar %72’lik oranla kaynaklar arasında öne çıkıyor.

İnsanlara sahip olmadıkları şeylerden bahsetmekten vazgeçmeyen ve gerçeklere çözüm bulmak yerine imkansız hayaller yaratan medya sadece ABD’ye özgü bir sorun değil.