Avrupa'nın dili çok uzamış!

Avrupa'nın dili çok uzamış!
Avrupa'nın dili çok uzamış!
AB üyesi ülkelerde vatandaşların %88'i yabancı dil bilmenin çok önemli olduğuna inanıyor.
Haber: KALBEN SAĞDIÇ - info@yeniakil.com.tr / Arşivi

Avrupa Birliği bünyesinde Fransızca, Almanca, İngilizce, İtalyanca, İspanyolca başta olmak üzere 24 adet resmi olarak tanınan dil bulunuyor. Azınlıklar ve yerel diller hesaba katıldığında toplam 60 farklı dilden bahsedilebiliyor. Elbette, henüz keşfedilmemiş diller ile bu sayı 100’e ulaşabilir.

Avrupa Birliği içinde aralarında İsveççe, Slovence, Estonca’nın da bulunduğu 23 resmi dil konuşuluyor. Azınlıklar ve yerel dillerle birlikte bu sayı 60’a yükseliyor. Eğitim ve dil politikaları üye devletlerin bireysel sorumluluğu olsa da, AB bu dil çeşitliliğini korumaya ve dil bilimini yaşatmakta kararlı. Bu kararlılığın öncelikli sebeplerinden biri kültürel kimlikleri, sosyal entegrasyonu ve bütünlüğü korumak. Çok dilli vatandaşlar birlik olmuş bir Avrupa’nın sunduğu ekonomik, eğitimsel ve profesyonel fırsatlar daha verimli şekilde yararlanabilir. AB ekonomisinin temel taşlarından birinin mobil iş gücü olduğunu hatırlatalım.

Dillerin önemini ve çok dilli olmanın AB ekonomisine olumlu etkilerini vurgulamak; tüm vatandaşları daha fazla dil öğrenmeye ve konuşmaya teşvik etmek; AB yasalarına, prosedürlerine ve genel bilgilendirmelerine herkesin kendi dilinde erişebilmesini sağlamak; ve karşılıklı anlayışı beslemek Avrupa Birliği’nin diller konusunda 10 yılı aşkın bir süredir yürüttüğü çalışmaların temel prensipleri arasında.

Örneğin, 2003 yılında uygulamaya geçen “Promoting Language Learning and Linguistic Diversity” (Dil Öğrenmeyi ve Dilsel Çeşitliliği Yayma) stratejisi yerel, bölgesel ve ulusal seviyelerde yürütülen eğitim/öğretim programlarına genel bir çerçeve sağlamak için tasarlandı. Avrupa Birliği’nin tüm dillere kucak açan ve kitleler arası iletişim konusunda önyargılardan arınmasına yardımcı olan bu gibi stratejiler her vatandaşın anadili dışında en az 1 dil daha öğrenmesine yönelik teşvikler sağlıyor.

Eurobarometer tarafından hazırlanan, 27 üye ülkeden yaklaşık 25.000 farklı sosyal ve demografik gruba mensup vatandaşı kapsayan yeni bir araştırma da Avrupa Birliği ülkelerinde en çok konuşulan ikinci dilleri ortaya koyuyor.

En yaygın konuşulan anadil Almanca (%16). İtalyanca ve İngilizce %13 ile Almanca’yı takip ediyorlar. Avrupalılar için anadil demek, yaşadıkları ülkenin resmi dillerinden biri demek. %54 anadili dışında en az 1, %25 en az 2, %10 en az üç dil biliyor. Lüksemburg, Hollanda, Malta ve İsveç’te yaşayanların %90’ından fazlası ana dilleri dışında 1 dil konuşuyor. Avusturya (+%16) , Finlandiya (+%6) ve İrlanda (+%6) ise geçtiğimiz yıllara göre dil öğrenme konusunda performans arttırmaları ile öne çıkıyorlar. Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Bulgaristan, Polonya ve Macaristan ise 2005’ten beri yabancı diller konusunda gerileme gösteriyor.

En yaygın biçimde konuşulan yabancı diller hangileri?


İngilizce %38 ile şampiyon oluyor ve yine şaşırtmıyor. Fransızca %12, Almanca %11, İspanyolca %7 ve Rusça %5 ile takip ediyor.
Bu dilleri konuşan AB vatandaşları diğerlerine göre daha vasıflı ve becerikli oldukları görüşünde. Bir dil, bir insan, bir özgüven…
Avrupalıların %44’ü başka bir dilde dergi ya da gazete okuyabildiğini; radyo ve televizyon yayını takip edebildiğini belirtiyor.

AB vatandaşlarının %88’i anadilleri dışında diller bilmenin çok faydalı olduğuna inanıyor. En faydalısı hangisi mi? %67, bu soruya “İngilizce” yanıtını veriyor. %17 Almanca, %16 Fransıca, %14 İspanyolca ve %6 Çince diyor. Fransızcanın %9, Almanca %5 puan kaybederken Çince önem sıralamasında %4 yükseliyor.

Çocuklarının dil öğrenmesinin değerini vurgulayanlar %98… Yani, kıtanın neredeyse tamamı özgür iletişimin öneminin farkında diyebiliriz.

Gelelim Türkiye’ye… Konuyla ilgili kapsamlı ve ciddi bir araştırmanın eksikliği bir yana, yerel dillerini itinayla asimile eden, yabancı dil eğitimi bir yana anadil eğitimi konusunda da ciddi sıkıntılar yaşayan ve bir türlü insan haklarını ciddiye alan bir dil politikası geliştiremeyen ülkemiz sizce ne zaman bu rahatlık seviyesine erişecek?