Ayakta çalışmak yaratıcılığı artırıyor

Ayakta çalışmak yaratıcılığı artırıyor
Ayakta çalışmak yaratıcılığı artırıyor
İnsanların rahat iletişim kuramadıkları, küplerin içinde sıkıntıyla mesainin bitmesini bekledikleri ofislerin yerini yeni ve daha hareketli çalışma alanları alabilir mi?

Zihin gücüyle çalışan “ beyaz yakalılar”ın oturarak, beden gücüyle çalışan “mavi yakalılar”ın ise ayakta çalışmaları doğal kabul edilir. Washington Üniversitesi’nde yürütülen bir araştırma “beyaz yakalılar”ın da yakın gelecekte ayakta çalışmaya başlayabileceğini düşündürüyor. Araştırmaya göre, ayakta çalışmak yaratıcılığı ve ekip olma duygusunu artırıyor çünkü..

Akademisyenler Andrew Knight ve Markus Baer’in birlikte kaleme aldıkları ve Sosyal Psikolojik ve Kişisel Bilim ( Social Psychological and Personality Science) dergisinin 12 Haziran tarihli sayısında online yayınlanan makale, ayakta çalışmanın bilgiyi detaylandırma, grup performansı, yaratıcılık gibi unsurlar üzerindeki etkilerini ele alıyor.

Knight ve Baer makalelerin tezini desteklemek için bir de deney tasarladılar. Bu deneyde birinde masa etrafında sandalyeler olan, diğerinde ise katılımcıların ayakta olacağı farklı çalışma alanları oluşturuldu. Katılımcıların istenen ise birlikte 30 dakika çalışarak üniversiteye personel alım videosu hazırlamaktı.

Videolar hazırlandıktan sonra araştırmacılar takımların birlikte nasıl çalıştığını ve hazırlanan videoların kalitesini irdelerken katılımcılar da takım arkadaşlarının grup çalışması sırasında ne kadar mülkiyetçi davrandığını değerlendirdiler.

Katılımcıların psikolojik uyarılma seviyelerini ölçmek için kullanılan giyilebilir küçük sensorlardan elde edilen veriler ayakta çalışan grubun daha fazla terlediğini, yani heyecanlandığını, ayrıca fikirleriyle ilgili daha az korumacı olduklarını gösterdi. Ayakta çalışırken mülkiyetçilik duygusu azalırken grup üyeleri arasında fikir paylaşımı arttı ve daha kaliteli videolar üretildi.

Knight insanların işlerine ve birbirlerine yaklaşımlarını fiziksel alan üzerinden değiştirebileceklerini düşünmenin bile çok heyecan verici olduğunu düşünüyor ve giyilebilir teknolojinin akademik araştırmalarda daha fazla rol oynaması gerektiğini de belirtiyor.

Kuruluşların ofis düzenleri konusunda daha özgür olmak için bütçeye değil, cesarete ihtiyaçları var. İnsanların rahat iletişim kuramadıkları, telefon konuşması yapmak için kaçacak yer aradıkları, küplerin içinde sıkıntıyla mesainin bitmesini bekledikleri ofislerin yerini yeni ve daha insancıl çalışma alanları alabilir. Böylesi hem daha insancıl hem de daha verimli görünüyor çünkü.