Bir ağaç gibi hür şehirler hangileri?

Bir ağaç gibi hür şehirler hangileri?
Bir ağaç gibi hür şehirler hangileri?
Dünyanın en fazla nefes alan şehri Singapur. Halka açık yeşil alan bakımından en fakir büyük şehir ise ne yazık ki İstanbul...
Haber: KALBEN SAĞDIÇ - info@yeniakil.com.tr / Arşivi

Büyük şehirlerin nüfusları arttıkça, kültür ve yaratıcılığın etkileri de daha görünür hale geliyor. İnsanları şehirlere çeken ve şehirlerle kurdukları bağları şekillendiren temel faktörlerden biri “maddiyat” ise, diğeri de kültür. Sosyal ve ekonomik zenginliklerle ilintili olan kültür, günümüzde birçok büyük şehrin yönetiminde de odak noktası…

World Cities Culture Forum ( Dünya Şehirleri Kültür Forumu) kültür ve yaratıcılık yoluyla şehirleri güzelleştirmenin önemine inanan üyelerden meydana gelen bir işbirliği ağı… Sürdürülebilir şehir gelişimi çerçevesinde oluşturulan küresel gündemler üzerinde rol oynayan; hem siyasi hem ekonomik değerleri bulunan; dünyanın en “özel” şehirlerinden meydana geliyor.

Aralarında İstanbul ’un da bulunduğu birçok büyük şehri sinema salonu sayısından, kültürel hazine zenginliğine kadar farklı kıstaslara göre değerlendiren anket ve araştırmaların sonuçlarına yer veren forumun yayınladığı kamusal yeşil alan oranları ne yazık ki İstanbul’un dünyanın en “nefessiz” şehri olduğunu ortaya koyuyor.

İstanbul’da halka açık park ve bahçelerin oranı sadece %1.5... Bu oran Singapur’da %47, Sidney’de %46, Hong Kong’da %41 ve Londra’da %38.4… İstanbul kadar beton kaplı diğer şehirler Seul (%2.3), Bombay (%2.5), Şanghay (%2.6) ve Tokyo (%3.4).

Günün yorgunluğundan arınabildiğimiz, düşüncelerimizi düzenleyebildiğimiz, nefes alabildiğimiz yeşil alanlara hayatın karmaşası, gürültüsü ve kirliliği içinde giderek daha çok ihtiyacımız var; ancak ihtiyacımızla ters orantılı olarak bu alanlar kimi zaman ranta, kimi zaman iş, kimi zaman da alışveriş merkezlerine “kurban” veriliyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre bugün, dünyanın %54’ü azı büyük şehir alanlarında yaşıyor ancak Birleşmiş Milletler’in tahminlerine göre bu oran önümüzdeki 30 sene içinde %66’ya kadar yükselecek.

Kontrollü ve deneysel çalışmalarla yeşil alanların önemini vurgulasak da doğanın sağlığımız üzerindeki “doğrudan” etkilerini irdeleyen pek çalışma yok. Hollanda’da yürütülen epidemiyolojik bir çalışmanın sonuçlarına göre yaşlılar, ev hanımları ve daha düşük sosyo-ekonomik gruplar yeşil alanlarda daha fazla vakit geçiriyor ve bu da sağlıklarının daha iyi olmasına yol açıyor.

Altyapısal ve çevresel sınırlamalar yüzünden şehirlerin ekolojik potansiyelleri kısıtlanmakta. Bilim ve tasarım arasındaki iletişim sayesinde inovasyon yoluyla iyileştirme denense de pratikte pek ilerleme yok. İklim değişikliğini tetikleyen küresel ısınmanın getirmesi beklenen fırtınalar; endüstri toplumunun büyüyen çöp şehirleri ve her ülkenin baş etmesi gereken birincil sorunlarından biri olan sağlık sektörü gibi sebeplerle yeşil alanları öncelik haline getirmek zor gibi görünüyor.

Yine de birkaç ağaç için çok şeyi göze alacak insanların hala dünyada olduklarını bilmek güzel.