Dijital çocuklar duyguları okuyamıyor

Dijital çocuklar duyguları okuyamıyor
Dijital çocuklar duyguları okuyamıyor
UCLA Üniversitesi'nde yürütülen yeni bir araştırma, dijital iletişimin çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini ortaya koyuyor.

Annelere ve babalara telefonu, tableti bırakın; çocuklarınıza bakın diyoruz. Peki, çocukları dijital cihazlardan ayırmanın yolları nedir? Milenyum nesillerinin sosyal medyaya, sürekli güncellenen haberlere ve bloglara ya da komik videolara adeta bağımlı hale geleceğini hiç düşünmemiştik. Ve işte karşımızda büyüklerin deyimiyle “ekrana bakmaktan şaşı olmuş”, uygulamalar aracılığıyla iletişim kuran ve yüz yüze konuşmaktan uzaklaşan çocuklar, gençler duruyor. Üstelik, durumdan endişe duyan ailelerin haksız ya da kontrol delisi olduğunu söylemek imkansız.

UCLA’de yürütülen, Ekim’de Computers in Human Behavior (İnsan Davranışında Bilgisayarların Yeri) dergisinde yayınlanacak çalışma dijital cihazlarla bağlarını bir süre askıya alan çocukların tüm gün boyunca mesajlaşan, televizyon izleyen ya da video oyunları oynayan çocuklardan daha sosyal olduğunu ortaya koyuyor.

Güney Kaliforniya bölgesinde bulunan bir devlet okulundan 100’den fazla çocuk ile yürütülen araştırmada 51 öğrenci beş gün boyunca Los Angeles yakınlarında bulunan doğa ve bilim kampında herhangi bir elektronik cihaz olmadan zaman geçirirken aynı okuldan 54 öğrenci de normal ekran alışkanlıklarını sürdürdü. Araştırmacılar, çalışma başladığında ve bittiğinde bu iki grubun da fotoğraf ve videolardaki insan duygularını okuyabilme becerilerini irdelediler.

Mutlu, üzgün, sinirli ya da korkmuş 48 portredeki duyguları tanımlamaları beklenen çocuklar, aynı zamanda kişilerin videolarını da izlediler. Elektronik cihazlardan arındırılmış kampta zaman geçiren çocukların insan duygularını okumaktaki becerilerinin diğer gruptaki yaşıtlarına göre iyileştiği gözlemlendi. Araştırmacılara göre, iki grup arasındaki en belirgin farklılık yorumlarda ortaya çıktı.

Kampa katılanlar çalışmanın başında 14.02 hata yaparken (48 ifadede), çalışma sonunda 9.41 hata yaptı. Kampa gitmeyen ve günde 4.5 saat boyunca oyun oynamaya, ekran başında zaman geçirmeye, mesajlaşmaya ve chat yapmaya devam eden çocukların hata oranındaki azalma ise çok daha düşük oldu.

Son yıllarda çocukların öğrenmesi için dijital kaynakları kullanmanın gerekliliğini vurgulayan birçok çalışma bulunsa da, araştırmanın öncülerinden psikoloji profesörü Patricia Greenfield’a göre “dijital medyanın eğitime tamamen entegre olması, duygusal ipuçlarına düşük hassasiyet ve insan tepkilerini okuma becerilerinde azalma gibi ciddi sonuçlar doğurabilir.”

Sizce çocukların yüz yüze değil, dijital iletişim kuruyor olmasının sonuçları uzun vadede ne olabilir?