Ev alma, deneyim al!

Ev alma, deneyim al!
Ev alma, deneyim al!
Sizce hangisi daha değerli: Tatile gitmek mi, tablet almak mı? Araştırmacılar konu tüketim alışkanlıklarımız olduğunda deneyimlere yönelmemiz konusunda hemfikir.

İnsanı eylemleri mi eşyaları mı mutlu eder? Tüketmek mi daha önemlidir, yoksa üretmek mi? Amerikalı psikologlar Leaf Van Boven ve Thomas Gilovich’in Yapmak mı, Sahip olmak mı? İşte Bütün Mesele Bu” (To Do or to Have? That Is the Question) adlı çalışmalarının üzerinden 11 sene geçti.

Deneyimi, sahip olmakla gelen mutluluğun önüne koyan çalışma, yayınlandığı günden beri yüzlerce kez alıntılandı. Ne var ki, birçok insan keyifli bir tatilin LCD televizyondan daha önemli olduğunu yeni yeni fark ediyor. Mutlulukla ilgili çalışmalar çoğalıyor, araştırmaların kapsamları genişliyor ve ekonominin olumlu hislerimizi nasıl etkilediğini anlama çabamız devam ediyor.

Thomas Gilovich’in de aralarında olduğu araştırmacıların hazırladığı yeni bir çalışma deneyime yönelik alımlar ve materyal edinimler arasındaki farkları irdeliyor. Uzun zamandır gitmek istediğimiz Paris için uçak bileti alırken nasıl hissediyoruz? Peki, sinema bileti alırken? Mücevher ya da kıyafet almayı planlarken?

Gilovich ve arkadaşlarının 2262 yetişkinin katılımıyla hazırladığı araştırma, insanlara akıllı telefonları aracılığı ile ulaşarak iletilen; alımları sırasında nasıl düşündükleri, hissettikleri ve bu alımların tipleriyle ilgili sorulardan meydana gelen anketlerin sonuçlarına dayanıyor.

Örnek sorular şöyle: Bir şey satın almak için sırada beklerken nasıl hissediyorsunuz? Bir şey almayı planlarken neler düşünürsünüz ve bu alacağınız şey deneyim edinmekle mi ilgili, yoksa materyal mi? Heyecan, sabırsızlık, keyif? Bir ürün satın alırken hangisi ağır basıyor?

Araştırmanın sonuçlarına göre, deneyim kazanmak için bir şey satın alırken insanların daha heyecanlı ve keyifli olduğu gözlemlenirken, fiyattan bağımsız olarak herhangi bir eşya almanın böyle bir heyecanı olmadığı ortaya çıkıyor. Ayrıca tiyatro, eğlence merkezi, müze gibi yerlerde bilet almak için beklerken daha mutlu olan insanlar, kasa kuyruklarında bu kadar gülümsemediklerini belirtiyorlar.

Gilovich’in de vurguladığı gibi parklar, eğlence merkezleri, kumsallar, yani deneyim kazanacağımız, sevdiklerimizle yüz yüze zaman geçireceğimiz ve tükendikten sonra anılara dönüştürüp saklayacağımız yapılar oluşturmak, en az materyal tüketim kültürü kadar değerli olmalı.


    ETİKETLER:

    Sinema

    ,

    Van

    ,

    Eğlence

    ,

    Müze

    ,

    zaman