Feministler gözlüklü ve çirkin değildir!

Feministler gözlüklü ve çirkin değildir!
Feministler gözlüklü ve çirkin değildir!
Kadın ve erkeklerin eşit politik, ekonomik, sosyal ve kültürel haklara sahip olması için "savaşan" feministlerle ilgili en klişe 14 hata...
Haber: KALBEN SAĞDIÇ - info@yeniakil.com.tr / Arşivi

Feminizm, kadın ve erkek arasında cinsiyetçiliğe dayalı eşitsizliğin sona ermesine; sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi anlamda herkesin aynı adil haklardan yararlandığı bir düzenin var edilmesine dayanan ancak dünyanın birçok yerinde hala yanlış anlaşılan ve klişelerle gölgelenen bir düşünce sistemi.

Modern feminizm erkekleri mahvetmekle ilgili değil, kadın düşmanlığının ve kadınları olduğu kadar erkekleri de aşağı çeken önyargıların ortadan kaldırılmasıyla ilgili.

İşte feministlerin duymaktan bıktığı ancak feminizmi bir türlü anlamayanların söylemekten sıkılmadığı 14 klişe cümle:

1. “Erkeklerden nefret ediyorsun.”

Feminist olmak demek, erkeklerden nefret etmek demek değildir. Kadınları da erkekleri de etkileyen eşitsizlikleri ortadan kaldırmak için süregelen tacizi, aşağılanmayı ve şiddeti ortadan kaldırmayı hedefler. Bu dünya görüşünün, erkeklere şiddet uygulamak gibi bir amacı yoktur.
2. “Tüm feministler lezbiyendir.”

Feministlerin homoseksüel olma özgürlüklerini bir yana koyarsak, bu söylem başlı başına her anlamda sorunlu bir söylem. Cinsel kimliklerimiz ve hayatı kimi severek nasıl yaşamayı seçtiğimiz ideolojimizden bağımsız olamaz mı? Elbette olabilir. Bkz: Vatikan

3. “Feministler bebek düşmanıdır.”

Annelik, kürtaj ve evlat edinme gibi konularda feministlere karşı gelen ve onları “bebek katili” olmakla suçlayan milyonlarca insane var. Özellikle radikal dindar kesimler, kadının kendi bedeni ve geleceği üzerinde söz sahibi olma özgürlüğüne şiddetle karşı çıkıyor. Türkiye ’de de yaşadığımız doğum kontrolü krizi, “en az 3 çocuk” polemiği, ne yazık ki dünyanın birçok ülkesinde kadınların en temel insani haklarından yoksun bırakıldığını ortaya koyuyor.

4. “Feministler komik olamaz.”

Kadına şiddet, maaş eşitsizliği, homo ve transfobi, annelik ve kürtaj gibi ciddi konularda ayağa kalkan ve konuşan kadınların komik olmasına pek de imkan verilmiyor. Öte yandan, Tina Fey, Amy Poehler, Mindy Kaling ve Aziz Ansari (hem de erkek) birçok başarılı ve ünlü komedyen açık seçik feminist olduklarını duyurmaktan ve çeşitli çalışmalara, kampanyalara destek vermekten geri durmuyorlar.

5. “Bu ne şiddet, ne celal!”

Protestolarda iç çamaşırlarını yakan feministlerin görüntülerini artık aklımızdan çıkarabiliriz. Tüm bir düşünce sistemini “sinirli birkaç kadının feryadına” indirgemek, kadınlara bugüne kadar yapılan haksızlıklar hanesine çentik atmaktan başka bir şey değil.

6. “Artık eşit değil miyiz?”

Hayır.

Kadınlar oy verebiliyor, eğitim alabiliyor, para kazanabiliyor, sevdikleriyle evlenebiliyorlar ancak şiddet, düşük kaliteli sağlık ve eğitim hizmetleri, politika alanında neredeyse yok denecek kadar temsiliyet ve maaş eşitsizliği konularında henüz net çözümler üretmiş sayılmayız.

7. “Feminizmin kendisi bizzat seksisttir.”

Mic’ten Marcie Bianco diyor ki: “Feminizm tüm cinsiyetler için yasal eşitlik anlamına gelir. Erkek ve kadın arasında yer alan yelpaze de buna dahildir. Eşitlik sadece yasal bir platformda gerçekleşebilir.” Yani, feministlerin tek derdi kadınlar değil. Eşit haklara ve yasalar karşısında eşit korumaya sahip olması gereken tüm cinsiyetlerin yanındalar.

8. “Feministler kıllıdır.”

Öncelikle bir insanın vücut kıllarıyla değerlendirilmesindeki aşağılayıcı tavrı bir yana koymak zorundayız. Feministlerin temel söylemlerinden biri kadınların erkek egemen toplum baskısı karşısında belirli güzellik standartlarına uyum sağlama zorunluluğundan kurtulmaları yönünde… Dileyen tüm vücut fazlalıklarından kurtulup makyaj yapabilir, dileyen bunları reddedip kendini nasıl güzel buluyorsa öyle yaşayabilir.

9. “Erkeklerin objeleştirilmesine ne demeli?”

Erkekler iktidar sahibi olmak zorunda kaldıkları, duygularını belli ettiklerinde toplumdan dışlanabildikleri bir sistemin içinde elbette objeleşmiş haldeler. David Beckham’ın iç çamaşırı billboardlarından Hollywood’un “aygır erkeklerine” kadar durum kendini birçok alanda belli ediyor. Yine de kadınlar ve erkeklerin objeleştirilmesi arasında büyük farklar var.

New York Magazine’den alıntılarsak: “Erkeklerin faydalandığı ekonomik ve üretimsel avantajların anlamında herhangi bir azalmaya yol açmadan, onları seksi kılabiliyoruz.” Ancak kadınları aşağılamadan, siyasi, kültürel ve sosyo-ekonomik olarak ciddiyetlerini zedelemeden seksi göstermek nedense hala imkansız.

Ve elbette, bir insanın vücut parçalarından meydana geldiğine böylesine odaklanan bir rejim mutlaka ki değişmeli.

10. “Tüm erkekler kötü değil ki!”

Dünyada anlayışlı, kültürlü ve erdemli birçok erkek var. Bundan emin olsak da kadınlara şiddet uygulayan, çocuk gelin yarasına tuz basmaya devam eden, birden fazla kadınla evlenen, tecavüz eden, öldüren yine erkek. UN Kadın’a göre dünyada 120 milyon kız tecavüze ya da şiddet içeren cinsel baskılara maruz kalmış. Guardian’ın raporuna göre dünya genelinde yaşanan kadın cinayetlerinin %38’i kadınların eşlerinden, partnerlerinden, tanıdıklarından, akrabalarından kaynaklanıyor…

11. “E, o zaman sana kapı tutmama gerek kalmadı.”

Bir insana incelikli davranmakla şovenizm arasında kalın bir çizgi bulunuyor. Hem kadınlar hem erkekler sevdikleri, değer verdikleri insanlara kapı da tutabilir, çiçek de alabilir. Ancak, bunları yaparken üstünlük belli etmek ya da “nasıl da erkeksi bir erkeğim” tavrı sergilemek asıl sorun.

12. “Muayyen günlerde miyiz?”

Tüm siyasi ve kültürel geçmişler ele alındığında, kadınlar büyük ihtimalle asırlardır ayda bir kere yumurtladıkları için küçümseniyorlar ve duygusal olmakla itham ediliyorlar. 21. Yüzyılda erkeklerin anlaması gereken bazı şeyler var:

Kadınlar ayda 1 hafta sinirli, aç, dengesiz, kararsız ve hassas olabilirler. Bu dönemde Nutella, reçel ya da börek gibi normalde aşırı tüketmedikleri yiyecek maddelerine saldırabilirler. Hayatlarındaki özel insanlardan özel ilgi ve sevgi bekleyebilirler. Ya da bunların hiçbiri olmayabilir. Çünkü her insan, her anatomi, her genetik düzen farklıdır. Yine de, insanın doğasıyla alay etmek, onu üreme organlarının işleyişiyle irdelemek ne kadar mantıklı diye sormak lazım.

13. “Ben feminist değilim ama cinsiyetler arası eşitliği savunuyorum.”

Şok haber : Aslında feministsin!

Insanlar “feminist” kelimesini yukarda sıraladığımız önyargılarla ve klişelerle özdeşleştirdikleri için fikirlerinin aslında bu şemsiye altında var olduğunu bir türlü kabul edemiyorlar.

Efsane grup Eurythmics’in vokali Annie Lenox’un belirttiği gibi “feminism harika bir kelime ve bir alternatifi yok. Geçmişe gidip kelimeyi yeniden değerlendirmeli ve ona hak ettiği eşsiz, derin anlamı kazandırmalıyız.”

14. “Erkekler feminist olabiliyor muydu?”

Eveeet! Başlangıcından bugüne kadar kadınların öncülüğünde ilerlemiş olsa da günümüzde Josepth Gordon-Lewitt, Aziz Ansari, Daniel Radcliffe ve Ryan Gosling gibi birçok ünlü ve etkili erkek başta olmak üzere milyonlarca feminist erkek var. Ancak, sadece desteklemek değil, öğrenilmiş prensiplerini yıkmak ve kadın-erkek kimliklerine dair bildiklerinin ötesine geçmek durumunda olan erkeklerin, daha büyük adımlar atmaları gerekiyor.