Güçlü Demokrasinin Sırrı: Eşit Propaganda

Güçlü Demokrasinin Sırrı: Eşit Propaganda
Güçlü Demokrasinin Sırrı: Eşit Propaganda
Türkiye'de katılımcı ve çoğulcu demokrasinin güçlenmesi için mücadele eden Denge ve Denetleme Ağı Koordinasyon Grubu temsilcilerinden Sevna Somuncuoğlu Yeni Akıl'ın seçim süreci, propaganda ve medya etiğiyle ilgili sorularını yanıtladı.
Haber: KALBEN SAĞDIÇ - info@yeniakil.com.tr / Arşivi

10 Ağustos’ta gerçekleşecek Cumhurbaşkanı seçimi Türkiye ve katılımcı demokrasi adına çok özel bir seçim olacak.

Türkiye’de katılımcı ve çoğulcu demokrasinin güçlenmesi için mücadele eden bir organizasyon var. Özgürlük, eşitlik, istikrar, adalet, refah ve barışın garanti altına alınması için gelişmiş bir denge ve denetlemenin şart olduğuna inanan; farklı siyasi partileri desteklese de güçlü demokrasi hedefiyle bir araya gelen 156 sivil toplum kuruluşundan oluşan Denge ve Denetleme Ağı, seçim sürecinde tüm adayların eşit şekilde propaganda yapabilmesi için çeşitli çalışmalar da yürütüyor. Ağ ile ilgili daha ayrıntılı bilgiye www.birarada.org adresinden ulaşabilirsiniz.



Denge ve Denetleme Ağı Koordinasyon Grubu temsilcilerinden Sevna Somuncuoğlu Yeni Akıl’ın sorularını yanıtladı:

Seçimlerde adayların ve partilerin medyayla ilişkilerinin evrensel demokratik ilkelerini hayata geçirmek yolunda Dünyada görülen iyi uygulama örnekleri nelerdir?

Fransa’da, adaylara her turda ulusal yayın kanallarında eşit sürenin verildiği görülmektedir. Bu süre, adaylara danışılarak Görsel-İşitsel Üst Kurulu tarafından belirlenmektedir. Birinci turda adaylara 15 dakikadan az olmayacak bir propaganda süresi verilmektedir. İkinci turda adaylara bir saatten az olmayacak bir süre verilmekle birlikte; adaylar anlaştığı takdirde süre kısaltılabilmektedir.

Kanada Hükümeti, Radyo, Televizyon ve İletişim Komisyonu, seçim propaganda sürecinde, seçmenlerin bilgilenmeleri ve oylarını bilinçli bir şekilde kullanabilmeleri için, yayın yapan kanallara, adaylara eşit fırsat tanımalarını zorunlu kılmaktadır. Adayların da fikirlerini, vatandaşlara aktarabilmeleri için, her adaya eşit fırsat tanınması gerektiğinin özellikle altını çizmektedir. Seçime katılan bütün adaylara, kampanya reklamı sürelerinde eşit imkan sağlanmasını ve eğer bir adaya ücretsiz yayın süresi fırsatı tanınıyorsa, diğer adaylara da aynı fırsatın tanınması gerektiğini belirtmektedir.

Yeni Zelanda’da seçime katılacak partiler, seçim propagandalarında, radyo ve televizyonlardan süre satın almayabilirler. Radyo ve televizyon Kanunu’na göre, partilere, seçim propagandası süresince ücretsiz yayın süresi fırsatı tanınmaktadır.
İngiltere’de radyo ve televizyonların, ücretsiz bir kamu hizmeti olarak, kayıtlı siyasi partilerin propagandalarını yayınlama yükümlülüğü bulunmaktadır.

Almanya’da kamu ve özel radyo ve televizyonlarında siyasi kampanya spotları ücretsiz ve partilere eşit biçimde yer ayrılarak yayınlanmaktadır. İki büyük kamu yayıncısı ARD ve yerel yayınlarda yapan ZDF partilere ayrılacak propaganda süreleri ve sayılarını da içeren kriterleri belirleyip, kamuoyuna duyurmaktadırlar. Özel radyo ve televizyonların da bu kriterlere göre hareket ettiği görülmektedir.

Avustralya’da bir parti propagandasına yer veren kanallar, diğer tüm partilere de ücret karşılığı veya karşılıksız olarak yer vermek zorundadır.

Mevzuatlarında medyaya eşit erişimi sağlayan ülkelerin çoğu genellikle, bu kuralların ihlali durumunda, uygulanacak yaptırım mekanizmalarına da sahiptirler. Örneğin Yeni Zelanda da Kanun, her yayın kurumunun, Seçim Komisyonu’na, kampanya süresince, partiler ve adaylarla ile ilgili yaptıkları yayınlar hakkında, adaylara hangi programlarda yer verildiğinin, adaylarla ilgili yapılan programların sürelerinin ve yayın saatlerinin, ve satın alınan programların ücretlerine ilişkin bilgilerin raporlanmasını ve Seçim Komisyonu’na iletilmesini zorunlu kılmaktadır.

Denetimin esasını oluşturan çok seslilik ve tarafsızlık gibi yayın ilkelerinin yukarıda dile getirilen ülkelerde esas alındığı görülmektedir. 

Dijital medyada ve internette seçim ve medya etiği açısından dünyada ne gibi iyi uygulamalar var? 

Dijital medya ve internet, tüm dünya için yeni ve oldukça geniş bir alan. Dijital medya ve seçim etiği ile ilgili yeterince deneyime sahip değiliz. Henüz dijital medyanın tanımıyla ilgili dahi bir uzlaşmaya varılmadı. Bu yüzden bildiğimiz kadarıyla oluşmuş bir kurallar bütünü ya da iyi uygulamalar yok. Dijital medya ve seçim etiği ilişkisinden ziyade, günümüzde en çok iletişim etiği tartışılıyor. Örneğin nefret söylemi oluşturmak ve yaygınlaştırmak gibi pratikler dijital medyada seçim etiğiyle ilgili tartışmaların yoğunlaştığı konulardan bir tanesi. Önümüzdeki yıllarda dijital medya ve seçim etiği ilişkisinde var olan boşluğun dolacağına ve iyi uygulamalar oluşacağına inanıyoruz.

Medya etiği ve serbest, eşit seçimler açısından Türkiye’nin genel durumu nasıldır ve Cumhurbaşkanlığı seçimini bu açıdan değerlendirirseniz; nasıl bir karneye sahibiz?

Vatandaşların Cumhurbaşkanı seçimi için ilk defa oy kullanacağı bu süreçte, televizyon ve radyo kanalları, adayların mesajlarını iletebilmeleri için en önemli araçlardır. Denge ve Denetleme Ağı olarak “adil, tarafsız ve eşit” bir propaganda ortamının sağlanması için tüm televizyon kanallarını ve radyoları, yayınlarında, adaylara eşit fırsat tanınması gerektiğini düşünüyoruz. Bu doğrultuda geçtiğimiz günlerde TV ve radyo kanallarına bir çağrıda bulunarak, adaylara eşit fırsat tanımaları için gönüllü olmaya davet ettik. Çünkü, ancak seçmenler, adayları dinleme ve tanıma fırsatı buldukça, oylarını daha bilinçli bir şekilde kullanabilecektir. Bunun gerçekleşmesi ise, adayların, nasıl bir Cumhurbaşkanı olacaklarını, büyük oranda, medya vasıtasıyla anlatmaları ile mümkündür. Her adayın medyaya erişiminin eşit ve adil olarak sağlanması şarttır. Kampanya dönemlerinde, televizyon ve radyo kanallarının, bu eşitliğin ve hakkaniyetin sağlanmasında vatandaşlara karşı sorumluluğu vardır.

Medyanın, seçimlerde adaylara eşit mesafede durabilmesi, fırsat eşitliği sağlayabilmesi için adayların da medyaya eşit yakınlıkta durmaları gerekir. Nasıl ki bir gazetenin, seçimle ilgili bir haberi oluştururken tüm adayların görüşlerini yansıtması evrensel bir zorunluluk ise adayların da buna imkân tanıyacak görüşleri gazeteye bildirmeleri, gazete ile paylaşmaları da aynı derecede önemli ve bir zorunluluktur.

Medya ve seçim etiği, dünyadaki demokratik ülkelerin hemen hepsinde kanunlarla düzenlenmiş durumda ve hemen hepsi de fırsat eşitliğinin gözetilmesine vurgu yapıyor. Kimi ülkelerde bu kuralların yerine getirilmesinde bağımsız üst kurullar, kimisinde seçim kurulları, çoğunda da mesleki birlikler ve sivil toplum örgütleri önemli rol oynuyor.

Türkiye’de ilk defa Cumhurbaşkanı’nı halk seçecek. Bu seçimde ve öncesinde uygulanan ilkeler, bir sonraki seçimler için de bir gelenek oluşturacak. Denge ve Denetleme Ağı olarak, Cumhurbaşkanı seçimine ilişkin yayınladığımız politika belgelerinde ve analiz raporlarında uluslararası ilkeler ışığında öne çıkan iyi uygulamaları ve mevcut mevzuatın iyileştirilmesine yönelik önerileri dile getiriyoruz ve bu çalışmalarımızın, ileriki seçimler için mevzuatın iyileştirilmesine katkı vermesini umuyoruz.

Ağ olarak adayların kampanya süreçlerinin şeffaflığını izlemeye devam ediyoruz ve herkesi de bu sürecin takipçisi olmaya davet ediyoruz. Bu seçimleri uluslararası ilkeler ışığında izlemek ve bu sürecin takipçisi olmak, ülkemizin demokrasisine büyük katkılar sağlayacak; daha şeffaf, adil ve eşit bir seçim sistemine kavuşmamızı sağlayacaktır. 

Sevna Somuncuoğlu'na, Denge ve Denetleme Ağı'na ve özgür, katılımcı demokrasi için çalışan herkese teşekkür ederiz.