İnternet, internet söyle bana: Güzel miyim?

İnternet, internet söyle bana: Güzel miyim?
İnternet, internet söyle bana: Güzel miyim?
Güzellik görecelidir. Önemli olan dıştan görünen değil, içten gelendir. Vesair, vesair... Bu çok tartışılan kavram şimdi de internetin etkisi altında. Peki, internet güzelliğe dair fikirleri nasıl şekillendiriyor?

Dikkat, dikkat: İnternette çekici bulduğunuz insanlara fazla bakarsanız gerçek hayata bakış açınız değişebilir!

St. Andrews Üniversitesi’nde yapılan ve PLOS One’ın bu haftaki sayısında yer verilen çalışmaya göre insanları karmaşık ve gerçekçi olmayan güzellik fikirleriyle doldurmak gerçek hayatta sahip olduğumuz fiziksel beklentileri fazlasıyla etkiliyor.

Çalışmanın yazarları Carlota Bartres ve David Perrett’e göre insanların “yüz tercihlerini” araştıran eski çalışmalar sınırlı internet erişimine sahip gelişmekte olan ülkeleri kapsamakta başarısız oldu. Bu başarısızlığı ortadan kaldırmak için vatandaşların %74’ünün internet erişimine sahip olmadığı El Salvador’u pilot bölge olarak seçen araştırmacılar, 18-25 yaş arası katılımcılardan farklı fiziksel özellikleri olan kadın ve erkekleri “çekicilik” konusunda sıralamalarını istediler.

İnternet kullanımının yaygın olduğu katılımcı gruplarında erkeklerin maskülen, kadınların ise zarif, zayıf ve feminen olması tercih sebebi oldu. Düzenli olarak internet kullanmayan katılımcılar ise kadınsı erkekleri ve daha erkeksi, ağır kadınları çekici buldu.

Hemen kesin bir sonuca varmasak da dijital medyanın manipülasyon gücünü inkar edemeyecek kadar etkileşimli bir çağdayız. Bu noktada, Bartres ve Perrett online reklamlara da dikkat çekiyor. Evinde internet olan kişilerin genellikle televizyonları da olduğundan standartlara bağlanmış güzelliklere maruz kalma oranları daha yüksek.

Buradan erişebileceğimiz en net sonuç insanların çekiciliğe ve güzelliğe dair fikirlerinin ekonomik ve çevresel durumdan etkilendiği... Perrett’a göre “Daha fakir ve kırsal alanlarda iri ve büyük figürlerin çekici bulunması geçmiş araştırmaların bulguları ile tutarlılık sağlıyor.”

Böyle çalışmalar internetin, televizyonun ve diğer medya kanallarının güzellik kavramımızı değiştirme gücünü gösteriyor. Yeme bozukluklarının şiddetle arttığı, kendini Barbie’ye ya da Justin Bieber’a benzetmek için estetik olan insan sayısının patladığı ve 0 beden olgusunun normalleştiği dünyamızda güzelliğe yüklenen anlamları yeniden ele almanın zamanı geldi.

Orange is the New Black gibi farklı kadın/erkek bedenlerine görünürlük kazandıran ve herkesin güzelliğine vurgu yapan dizilerin, filmlerin ve reklamların çoğaldığı bir medya, kendimizi kimseyle kıyaslamadan iyi ve güzel hissetmemize yardımcı olabilir.