Kadını objeleştiren cinsel şiddet de uyguluyor

Kadını objeleştiren cinsel şiddet de uyguluyor
Kadını objeleştiren cinsel şiddet de uyguluyor
Birlikte olduğunuz kişi sadece vücudunuzla ilgilense? Kilo aldığınızda sizden uzaklaşsa? Makyaj yapmadığınızda sizi beğenmediğini belli etse? Ne yapardınız?
Haber: KALBEN SAĞDIÇ - info@yeniakil.com.tr / Arşivi

Kadınlar dünyanın gündeminde. Beyoncé, Taylor Swift ve Lena Dunham gibi ünlü ve güçlü kadınlar “ben feministim” demekten ve bunun erkek nefreti olmadığını anlatmaktan artık çekinmiyor. Kadın-erkek eşitliği hakkında yazılanlar, çizilenler gün geçtikçe artıyor. Kadın süper-kahraman filmleri yolda. İran’da başörtüsü olmadan selfie çeken kadınlar Facebook sayfası açıyor ve bir anda milyonların ilgisini çekiyor.

Çizginin diğer ucunda ise reklamlarda göğüsleriyle araba yıkayan mankenler, gazetelere dekolte gelinliği sayesinde haber olan oyuncular ya da sadece birlikte olduğu ünlü erkek üzerinden tanımlanan başarılı kadınlar var.

Peki, kadının kültürel olarak o ya da bu şekilde objeleştirilme durumu, romantik ilişkileri nasıl etkiliyor?

Psychology of Women Quarterly dergisinin son sayısında yayınlanan yeni bir çalışma ilişki içinde objeleştirmenin ciddi bir kırmızı bayrak olduğuna dikkat çekiyor.

Bridgewater Üniversitesi araştırmacıları tarafından hazırlanan çalışma “objeleştirme” kavramını, kadının fiziksel görünümünü öne çıkararak onu insan olarak değil eşya olarak görme şeklinde tanımlıyor. İki bölümden oluşan çalışma, heteroseksüel 119 erkek ve 162 kadına cinsiyetlerine özel anket soruları yöneltiyor: Erkeklerin birlikte oldukları kadını objeleştirmeye yönelik deneyimleri var mı? Ve kadınlar obje olarak görüldüklerinde neler oluyor?

Daha önce yapılan araştırmalara göre erkeklerin kadınları objeleştirmesi daha olası. Bir başka deyişle, bir kadının önünden geçen bir erkeğe “Yavrum, hepsi senin mi?” deme ihtimali oldukça düşük.

Çalışmanın baş yazarlarından Yrd. Doç. Laura Ramsey, objeleştirmeyi medya temelli ele alan birçok araştırma olduğunu belirtiyor ve bu sebeple konuyu, kadınların en yoğun psikolojik ve cinsel şiddetle karşılaştıkları ilişkileri açısından ele almak istediğini ekliyor.

Ramsey ve arkadaşları erkeğin şiddet ya da yönlendirme kullanarak kadının görevi olduğuna inandığı cinsel birleşmeyi elde etmesini şiddet/baskı olarak tanımlıyorlar. Erkek katılımcıların inanışlarını ve davranışlarını analiz eden ekip, objeleştiren fikir ve hareketler karşısında, kadın katılımcıların cinsel hareketlilik ve beden imgesi açısından ne yönde etkilendiklerini de araştırıyor.

İşte erkeklerin cümlelerinden bazıları:

Bir kadın, eşiyle eşi ne zaman istese birlikte olmak zorundadır.

Benimle birlikte olmazsa, ona şiddet uygularım.

Eğer dilediğim zaman sevişmezsek, onu sağladığım maddi kaynaklarla da tehdit edebilirim.

Araştırma sonuçlarını analiz eden Ramsey ilginç bir gerçekle karşılaşmış: Bir erkek birlikte olduğu kadının fiziksel görüntüsüne ne kadar odaklanıyorsa, ona cinsellikle baskı yapma ihtimali de o kadar artıyor.

Partnerlerinin sık sık vücutlarını incelediğini ve izlediğini belirten kadın katılımcılar ise “kadının görevi erkeği cinsel olarak tatmin etmektir” düşüncesine daha fazla inananlar... Ayrıca bu kadınlar şiddetle ya da başka türlü davranış-kontol etme yollarıyla zorlanan kadınlar… Davranış kontrol etme yollarına bir örnek: “Beni sevsen, benimle sevişirdin.” gibi yönlendirici ve esasen zorlayıcı cümleler… 

Objeleştirilen kadınların vücutlarına başkasının gözleriyle bakmaya başladığı, görüntüleriyle ilgili güvensizleştikleri, partnerleri ile birlikte olurken rahatsız oldukları, cinsellikten daha az keyif almaya başladıkları ve kendi istekleriyle ihtiyaçlarını dile getirmekten vazgeçtikleri de araştırmanın sonuçları arasında.

Ramsey’in sözleriyle: “Ne de olsa, objeler konuşamaz ve arzularını dile getiremez.”

Kadın ve erkek rollerini böylesine kamusallaştırmışken özel sınırların içine girmek ve de insanların zevklerini, tercihlerini irdelemek elbette zor. Bu araştırmanın riskli sorularından biri de bu zorlukla ilgili: Fiziksel çekim bizim için önemli olsa da, ilişkimizde öncelikli olmalı mı?

Kadınların vücutlarından utanmalarını adeta isteyen bir düzen içinde “body shaming” (beden utancı) ile savaşan çeşitli organizasyonlar var. Kadınların vücutları, kıyafetleri ve kusurları üzerinden haber olmasını ti’ye alan medya kanalları da var.

Ve elbette, kadınların sadece vücutlarıyla ve nasıl göründükleriyle ilgilenen erkeklerle ilişkiye girmemek gibi bir seçenekleri var.

Erkek ya da kadın… Toplumun, kültürün ve medyanın beklentilerine göre şekillenmek ve bizler için hazırlanmış sosyo-cinsel kimlikleri sorgulamadan benimsemek yerine kendimize özgü, özgür bir insanlık anlayışı geliştirmek için hiçbir zaman geç değil…