Kelimelerin cinsiyetleri hayatımızı etkiliyor

Kelimelerin cinsiyetleri hayatımızı etkiliyor
Kelimelerin cinsiyetleri hayatımızı etkiliyor
Adem'in kemiğinden gelen Havva, erkek kelimelerden türetilmiş kadın kelimeler: Eşitsizlik hem dilde hem hayatımızın her yerinde.
Haber: KALBEN SAĞDIÇ - info@yeniakil.com.tr / Arşivi

İsimlerin kadın ve erkek olarak ayrıldığı cinsiyetçi dilleri olan ülkelerde daha fazla eşitsizlik var.

Rhode Island Tasarım Okulu psikoloji profesöylerinden Jennifer Prewitt-Freilino’nun araştırmasına göre dil ve kadın erkek eşitsizliği arasında ciddi bir bağlantı bulunuyor. Kadınlar üniversiteye gitseler de, yönetici olsalar da henüz eşitsizlik sorunu çözümlenebilmiş değil. Prewitt-Freilino’ya göre maaş eşitliğinin söz konusu olduğu ülkelerde bile kadınlar erkeklere göre %16 daha az kazanıyor.

Dil, göstergeler arasında çok mühim bir yer tutmasa da geçtiğimiz yıllarda yapılan çalışmalar dilin düşünme biçimimizi etkilediğini ortaya koyma gücüne sahip.

Cinsiyetçi dillere örnek olarak İspanyolca verilebilir. El nino erkek çocuk, la nina ise kız çocuk anlamına geliyor örneğin. Bir de doğal olarak cinsiyete sahip diller var. He ve she ayrımının bulunduğu İngilizce gibi. Cinsiyetsiz diller ise bu iki grubun da dışında kalan, kelimelere kadın ya da erkek kimliği yüklememiş olanlar.

111 ana dili bulunan 134 ülkeden veri setleri toplayan Prewitt-Freilino 26 cinsiyetsiz, 12 doğal cinsiyetli ve 73 cinsiyetçi dil ile karşılaşmış. Sonrasında, 136 ülke çapında, ekonomik, siyasi , eğitim ve sağlığa bağlı kadın erkek eşitsizliğini 0 ile 1 arasında bir yelpazede ölçümleyen Global Cinsiyet Endeksi’ni ele alan Prewitt-Freilino’nun bulguları şu yönde:

Cinsiyetsiz dilleri bulunan ülkelerin Global Cinsiyet Endeksi puanı 1 üzerinden 0.68

Doğal cinsiyeti bulunan dillerin puanı ise 0.74

Cinsiyetçi dillerde ise puan 0.67.

Maskülen ve feminen kelimeleri bulunan 2 dil grubunda eşitsizlik ortalaması oldukça yüksek.

Ülkelerin insani gelişimine, dini geleneksel yapılarına, coğrafi konumlarına ve yönetim biçimlerine de eğilen ve bu kriterlere göre gruplama yapan araştırmacılar, cinsiyet barındıran dillerin yine en yüksek ortalamalara sahip olduğunu gözlemlemişler.

Bu alanda yapılan eski çalışmalar da var. Bunlardan birine göre Almanca’da “sert, ağır, pürüzlü ve metal” anahtarları erkeksi kelimeleri ifade etmek için kullanılırken İspanyolca’da “altın, karmaşık, ufak ve parlak” anahtarları dişil kelimeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Dil, siyasetle bağlantımızı da etkiliyor. Örneğin, kadınlar bir aday “biz” genellemesini kullandığında ve suçlu olduğu bir durumu “ben” üzerinden kabullendiğinde adayı desteklemeye daha istekli oluyorlar. Erkekler ise suçu saptıran adayların yanında…

Prewitt-Freilino’nun araştırma sonuçlarına göre dildeki ayrımcılık düşünme süreçlerini ve sosyal etkileşimi derinden etkiliyor: “Güncel hiyerarşik sistemleri yaymak ve geliştirmek için bir kaynaktan çok daha ötesi olan dil, bunları aynı zamanda yeniden üretebiliyor da.”
Türkçe’de de müdür, müdire; imparator, imparatoriçe; bay, bayan gibi kullanımlar bulunuyor. Bunların ötesinde, erkeklere daha güçlü,

kadınlara ise daha duygusal kelime kullanımları atfediliyor. Çukurova Üniversitesi’nden Hatice Çubukçu, Mehtap Eşme ve Ferda İlerten’in hazırladığı Türkiye ’nin Söz Varlığı Cinsiyetçi midir? TDK Türkçe Sözlük’te Toplumsal Cinsiyet adlı çalışma konuyla ilgili derinlikli ve önemli bilgiler sunuyor.

Araştırmayı incelemek, bilinçdışı önyargılar kadar hesapsız ve doğal kullandığımız cinsiyetçi kelimeleri hatırlamak için buraya tıklayınız.