Kocamın rızası olmadan asla!

Kocamın rızası olmadan asla!
Kocamın rızası olmadan asla!
Türkiye'de çalışan kadın olgusu doğallaşsa da kadınların kocalarından "izin almadan" çalışması doğru bulunmuyor. Ipsos araştırdı...

Türkiye ’yi anlamak için mutlaka hesaba katmamız gereken temel kavram ve olgular vardır. Gelenek, din, aile ile başlayacağımız bu liste uzar gider. Listenin en kritik noktalarından birisinde de toplumsal cinsiyet eşitliği, daha basit ifadesi ile kadın-erkek eşitliği yer alır.

Dünyanın pek çok yerinde, hatta kimi zaman en gelişmiş ülkelerde dahi hakim olan erkek-egemen kültürün değerleri bu topraklarda da hakimdir. Kadınların Fransa’dan önce oy kullanma hakkı kazandığı ülkemizde, hala zorla evlendirilen, namus ya da töre cinayetine kurban verilen, “ev kadını” olarak hor görülen milyonlarca kadın vardır. Eğitim, siyaset, ekonomi ve çalışma hayatı gibi birçok temel taşı ortadan ikiye ayıracak kadar güçlüdür toplumsal cinsiyet anlayışımız...
Kadınların ellerinin hamuruyla doktor, mühendis, sanatçı, düşünür ve daha niceleri oldukları; ve giderek ön plana çıktıkları Türkiye, kadınların çalışmasıyla ilgili ne düşünüyor?

Ipsos, Türkiye’yi Anlama Kılavuzu 2014 çalışmasının bulgularından beslenen ve Türkiye’de kadın olmanın ne demek olduğunu anlamaya yardımcı olacak yeni bir rapor hazırladı. Rapor 34 ilden 15,854 bireyin yanıtlarına göre şekillendi. Bu rapora ünlü reklamcı Nesteren Davutoğlu yorumlarıyla katkı sundu. Sonuçta ortaya Türkiye’de kadın-erkek eşitsizliğini ve kadınlar için temel toplumsal dinamikleri gözler önüne seren bir rapor çıktı.

Kadın ve Kadın 2014 raporu, çalışma yaşamı, din ve muhafazakârlık algısı, gelenekler hakkındaki düşünceler, kişisel bakım, ev yaşantısı gibi birbirinden farklı alanda önemli bulgu ve değerlendirmeler sunuyor.

Türkiye gibi nüfusun yarısını kadınların oluşturduğu ancak farklı alanlardaki yönetim kademelerinde eser miktarda kadının bulunduğu, hatta çoğu kademede bulunamadığı bir ülkede kadınları ve kadınlara dair yaygın toplumsal algıyı anlamak önemli.

Kadın ve Kadın 2014 raporuna göre Türkiye’de yaşayan bireyler, kadının çalışma hayatında daha çok var olmasını ve aile bütçesine katkıda bulunmasını önemli oranda destekliyor. Ama bu destek koşulsuz verilmiyor. Kadınların çalışma yaşamına katılması eşlerinin izni olduğu sürece destekleniyor.

Kadınların iş yaşamında daha aktif olmasını destekliyorum” ifadesine katılanlar kadınlarda %71, erkeklerde ise %56 düzeyinde. Özellikle kadınlar arasında önemli bir oranda kadınların çalışması destekleniyor. Ancak hem kadınlar hem de erkekler için “kadının çalışması için kocasının rızası gerekir” şeklinde düşünenlerin oranı hiç de az değil. Her 5 erkekten 3’ü kadınların çalışması için eşlerinden izin alması gerektiğine inanıyor. Kadınlarda bu görüşe katılanların oranı ise neredeyse erkeklerle aynı (%54).


Bu özet bulgu Türkiye’de kadın istihdamının son dönemdeki artışa rağmen (%30) gelişmiş üke ortalamalarının (%70) neden hala bu kadar altında olduğuna dair önemli bir ipucu sunuyor. Kadınlar eğitim, iş-özel yaşam dengesi ve buna benzer bir sürü engeli aşıp iş yaşamına girmeye niyetlendiklerinde bu kez de “eşin rızası” engeline tosluyorlar. Erkeklerin çalışması için eş rızası gibi bir kavramı tartışmak bir yana aklımıza getirmiyoruz bile. Bu bile başlı başına bir gösterge değil mi?

Bu noktada durup hemen “kadınlar da eşitsizliği destekliyor”, hatta “eşitsizliği tercih ediyor” dememek lazım. Kadın-erkek rolleri ve eşitsizlik öğrenilen şeyler. Kadınlar doğal olarak bu eşitsizliği öğreniyor ve kanıksıyor. Dışlanmamak, ailelerine saygısızlık etmemek ve hatta kimi zaman hayatlarını tehlikeye atmamak için sessiz kalmayı ve vazifelerini yerine getirmeyi tercih edebiliyorlar.

Eğitim yaşamından istihdama kadar her alanda gelişim sağlanması için eşitlik vurgusu çok önemli. Bu eşitliği sağlamak için de kadınlar, erkekler ve toplumun tüm kesimlerinin ne düşündüğünü ve daha önemlisi neden böyle düşündüklerini oturup etraflıca irdelememiz gerekiyor. Merak edenler için Kadın ve Kadın 2014 raporu iyi bir başlangıç noktası olabilir.