Kötü anılardan kurtulmak için...

Kötü anılardan kurtulmak için...
Kötü anılardan kurtulmak için...
Hafızamızı daha yakından tanımak için harıl harıl çalışan bilim insanlarından umutlu haberler geliyor.

Bazı anıları taşımak, dönüp de hatırlamak güçtür. İnsan, hafızasının karanlık dehlizlerinden kaçmaya çalışırken yorulur. Anılar, seneler boyu peşimizi bırakmazlar. Bazen kısacık bir aşk için, senelerce üzülürüz. O anların üzerinden geçer durur, daha iyi cümleler biriktiririz. Ancak, nafile. Olan olmuş, gidenler çoktan gitmiştir.

Peki, Michel Gondry’nin en ünlü filmlerinden Sil Baştan (Eternal Sunshine of the Spotless Mind) gerçek olsaydı, hafızanızı sildirir miydiniz? Ya da kendinize yeni anılar yaratmak ister miydiniz?

Bu soruların yanıtlarını keşfetmek isteyen bilim insanları laboratuvarlarda harıl harıl çalışıyorlar. Farelerin beyinlerine çılgın şeyler yapıyorlar. Hafızalarını siliyor, anılarını yok ediyor ve yeniden üretiyorlar. Hatta daha önce olmamış anılar da yaratıyorlar. Bu çalışmaların amacı günümüzde en ciddi sağlık sorunlarının kaynağı haline gelen hafızayı daha yakından tanımak.

Araştırmacılar hafızanın nasıl işlediğini anlayabilirse, Alzheimer başta olmak üzere birçok hastalıkla ilgili daha iyi tedavi ve onama yöntemleri geliştirebilirler. Ne var ki, en gelişmiş genetik mühendislik teknikleri ile uyguladıkları deneyler, insanlarda aynı etkiyi göstermeyebilir. Yine de, hafızayla ilgili daha derin bilgilere erişmek için farelere ihtiyacımız var.

Çeşitli ilaçlar ve uyuşturucularla hafızayı zayıflatmak ve silmek mümkün. Ancak, tüm sistemi silmek yerine özel anıları silmek bilim insanlarının yeni merak konusu. California Üniversitesi’nden araştırmacıların hazırladığı yeni bir çalışma, belli frekansları olan hafıza-taşıyıcı hücreleri uyararak çok özel bir anıyı dilmek ve yeniden yaratmakla ilgili. Nasıl mı oluyor? Öncelikle, farenin beynindeki belli nöronları ışığa duyarlı hale getirmişler. Buna optogenetik deniyor. İlgilenenler buraya gidebilir.

Hayvanı küçük elektroşoklarla uyararak bu nöronları açıp kapayan bilim insanları, daha sonra bu nöronlarla korku tepkisi oluşturmuşlar. Düşük frekanslarda ışık uyarıları göndererek nöronlar arasındaki bağlantıları zayıflatmışlar. Daha sonra, tam tersini uygulayarak bağlantıları güçlendirmişler. Baş araştırmacı Roberto Malinow’un deyimiyle “hafıza ile top gibi oynamışlar”.
İnsan beyninde de bağlantıları zayıflatmak ya da güçlendirmek mümkün olacak mı? Öncelikle, spesifik bir anının yerini tespit edip o özel hücrelere ulaşmak gerekiyor. Bu da canlı bir beyinle yapabileceklerimizin hala çok çok ötesinde…

Hafızayı tamamen silmek, karakterimizi ortaya çıkaran geçmişi yok etmek anlamına geliyor ve bu durum biraz ürkütücü. Peki, anılarımızda ufak modifikasyonlar yapabilsek? Mesela, o kadar kötü hissettirmeseler? MIT’li Susumu Tonegawa önderliğinde hazırlanan başka bir çalışma farelerin belli duyguları, tam tersi duygularla değiştirmeyi başarmışlar. Bu da başka bir günün konusu olsun. Biz kısaca yöntemlerine bakalım. Negatif bir anının yerini belirleyip onu ufak bir elektroşokla özdeşeleştirirken bu anıyı yaratırken çalışan hücreleri “etiketleyen” bilim insanları farenin hafızasında kötüyü iyiyle takas edebilmişler.

Hafızamızı silmek ya da değiştirebilmek peşimizi bırakmayan, ciddi travmalara ya da sendromlara yol açan, strese yol açan anlardan kurtulmamız anlamına geliyor. İyi anıları kötü anılara dönüştürmek de aslında düşündüğümüzden daha önemli etkilere sahip olabilir. Örneğin, sigarayla ilgili iyi anıları olan bir bağımlının tiryakiliğinden kurtulması mümkün olabilir.

Kognitif iyileştirme yöntemlerinin ötesine ne zaman geçeceğiz, henüz belli değil. Ancak, bilim sinemaya yetişmek üzere gibi görünüyor.


    ETİKETLER:

    aşk

    ,

    Alzheimer

    ,

    Ünlü

    ,

    Bilim

    ,

    zaman

    ,

    Karanlık

    ,

    hafıza