Kurultayı değil Türkiye'yi kazanmak

Kurultayı değil Türkiye'yi kazanmak
Kurultayı değil Türkiye'yi kazanmak
CHP'nin kurultayının gündemi, kendini yeniden yapılandırma ve tahkim etmeden ziyade, bir 'parti içi iktidar' savaşına sıkıştırıldığı için ciddi bir eksiklik taşımasına karşın verilen mesajlarla anlam kazandı.
Haber: SERDAR KURŞUN * / Arşivi

Türkiye'nin koşar adım zifiri karanlığa götürüldüğü bu alacakaranlık kuşağında CHP 18. Olağanüstü Kurultayını gerçekleştirdi. Kurultay birçok açıdan kamuoyunda tartışıldı. Bu tartışmanın bir süre daha devam edeceği görülüyor. Olağanüstü kurultay yazısının önündeki rakam dahi tek başına sosyal demokratların kurultay mekanizmasını politik bir ilerlemenin başlangıç noktası olarak değerlendirmekten ziyade tüketici iç tartışmanın bir eşiği olarak yaşadıklarını gösteriyor. Dünyada ve ülkede yaşanan gelişmelerin bu kez sosyal demokratların bu türden yeni bir deneyimini politik bir intihar olarak kayıt alması içten bile değil. Çünkü bir tarafta Türkiye'nin dış politikasının küçümsenemeyecek katkısıyla savaş alanına dönen Ortadoğu, ülke sınırlarına dayanmış savaş gerçeği diğer yanda ise geniş kitlelerin ekmek, adalet ve özgürlük talepleriyle son sınavına hazırlanan parlamenter demokrasi var. Doğru bir politik organizasyon ve müdahale gerçekleştirilemezse sosyal demokratlar Haziran 2015 den sonra artık ortada kaybedilecek bir seçim bile bulamayabilirler.

Türkiye siyasal hayatı yakın dönemde iki kurultaya tanıklık etti. Bu iki kurultaya ilişkin değerlendirmeler siyasetin geldiği yeni aşamayı popüler söylemle Yeni Türkiye'yi tarif ediyor. AKP kurultayının Erdoğan'ın iradesini hayata geçiren yasal olarak zorunlu bir devir teslim töreni olmasına karşın CHP kurultayının tüm eksikliklerine rağmen gerçek bir seçim olduğunu belirtmeliyiz. Yazılı ve görsel basında birincisinin bir demokrasi şöleni ikincisinin ise anti demokratik bir kurultay olarak sunulması yandaşlığın geldiği aşamayı göstermesi açısından dikkat çekicidir. Tek talimatıyla il başkanlarını ve yönetimlerini görevden alan her il kongresini tek adayla yapan, hazretin belirlediği tek adayla gidilen delegelerin oy değil alkış için doldurduğu görkemli salonlarda yapılan ayinlere seçim diyenlerin mahalle temsilcilerinden başlayarak seçimi esas alan bir partinin kurultayına anti demokratik demeleri sözün bittiği yerdir. Tabi burada asıl problem bu kervana sol adına katılanlardır.

Bugün sol adına eleştiri kervanına katılan kesimlerin partiyi yönettiği dönemde aday olmanın zorluklarını, dahası aday olanların yaşadıkları fiziksel müdahaleleri tekrar hatırlatmanın bir yararı yok. Genel başkana en yakın isimlerin PM ye girememelerine dair kurultay delegesi iradesinin bu partide geçmişte ve başka bir partide bugün olabileceğini düşünen beri gelsin. CHP kurultayına dair anti demokratik söylem kurultay delegelerince tedavülden kaldırılmıştır.

Peki Kurultay eksiklikler taşımamakta mıdır? Tüm sorunlarına karşın hala halka yönelik saldırı politikalarının önündeki en önemli direnç mevzisi olmayı sürdüren CHP'nin bu kurultayı; gündemi kendini yeniden yapılandırma ve tahkim etmeden ziyade bir parti içi iktidar savaşına sıkıştırıldığı için -içerden ve dışarıdan büyük bir gayretle- ciddi bir eksiklik taşımasına karşın verilen mesajlarla anlam kazanmıştır. Belki gelecek kazanılmamıştır ancak politik yönelim son derece doğru belirlenmiştir.

Diğer yandan Kurultayın tarihsel görevlerin yerine getirilmesi noktasında olası mazeretleri ortadan kaldırması bir olumluluk olarak not edilmelidir. Sosyal demokratların an'a ve hayata politik müdahalesi için öne sürecekleri hiçbir mazeret kalmamıştır.

Bugünden yapılması gereken Kurultay dolayısıyla temas edilen yönelimlerin derinleştirilmesi bunun için de hızlıca parti içi gündemden çıkıp ülke gündemine dönülmesidir. Aksi tutum telafisi olmayacak sonuçlara yol açacaktır. Bu noktada politik alan yeni bir patinaja izin verecek ne zamana ne de paya sahip olduğundan bu kez sonuç hepimiz açısından daha yıkıcı olacaktır. Burada alınan sonucun sadece bir parti örgütüyle sınırlı olmayacağını ülkenin geleceğini doğrudan etkileyeceğini belirtmemiz gerekir. Genel başkanından üyesine kadar bu tarihsel sorumluluk bugün için sosyal demokratların omuzlarındadır.

Sembolik adımlardan gerçek adımlara, transferlerden katılıma, kurtarıcılardan kadrolara, gündelik girişimlerden politikaya geçilmesinin vakti gelmiştir ve kaçırılmamalıdır.


SEMBOLİK ADIMLARDAN GERÇEK ADIMLARA
Kurultay altı çizilmesi gereken önemli mesajlar vermiştir. Bu mesajların ilki kurultay davetlileri üzerinden verilmektedir. Davetli seçimi bir politik anlayışın ifadesi olarak gerçekleşmiştir.
Kurultay davetlileri arasında Gezi'de yaşamını yitirenlerin aileleri ve Gezi'de sakat bırakılanların olması partinin toplumsal mücadeleyi sahiplenme ve onunla kurduğu bağı göstermesi açısından son derece önemlidir. İktidar partisinin miting meydanlarında yuhalattığı anneyi kurultayında şeref konuğu yapma tercihi politik bir tercihtir. Gezinin üzerinde yükseldiği sorunların hala varlığını devam ettirmesi ve bu noktada o sürece eklenen güçlü bir adalet arayışının da yakıcılığı karşısında bu yönelim partinin sağa kaydığına ilişkin tespitleri boşa çıkarmaktadır. Her milliyetten ve toplumsal gruptan özgürlük ve adalet için bir araya gelmiş milyonları sahiplenmek dahası o mücadelenin bir parçası olma iddiası son derece değerlidir. 'Türkiye'nin Birleştirici Gücü' sloganı ancak bu yönelimle ete kemiğe bürünecektir.

Ancak bunun sadece sembolik bazı adımlarla yapılamayacağı da açıktır. Hareketi içerlemek onun temsil ettiği değerleri anlamak ve hayata geçirmekle mümkündür. Bu noktada şimdilik doğru ancak mutlak suretle ilerletilmesi gereken bir başlangıçtan bahsedebiliriz

Yine davetliler arasında Roboskili ailelerin bulunması da son derece önemlidir. Katliamın başından beri partinin sergilediği pratik bu noktadaki tavrın pragmatist bir siyasetin gereğinden ziyade ilkeli bir politik duruşun varlığını göstermektedir.

Doğrusu Kürt sorunu salt Roboski Katliamı üzerinden anlaşılamayacak bir derinliğe sahiptir. Kuşkusuz sorunun çözümü için daha fazla çaba sarf etmek, yeni bir politika oluşturmak gereklidir. Ancak burada sergilenen tutumun Kürt sorununu doğru anlama noktasında yaratacağı imkanda yadsınmamalıdır. Kürt Halkının Kendi Kaderini Tayin Hakkı noktasında elde ettiği mücadele deneyimi ancak sol bir siyasetin varlığı ile toplumsal mücadeleyle bütünleştirilebilirse kalıcı kılınabilir. Toplumsal barışın garantisi, hayat bulacağı yer işte burasıdır. CHP Roboski'den Gezi'ye, Gezi'den Lice'ye uzanan bir politik hattın yaratılmasında başat bir role sahiptir. AKP'nin yürüttüğü siyasetin bu haliyle kalıcı bir barış sağlaması söz konusu değildir. Bütün toplumsal kesimlerin özgürlüğünü gasp eden bir anlayışın Kürtlere barış getirmesi düşünülemez. Her milliyetten yoksullar, ezilenlerle bütünleşen bir barış talebi başarıya ulaşabilir.


TRANSFERLERDEN KATILIMA, KURTARICILARDAN KADROLARA
Türkiye'de kitlesel siyaseti kucaklamanın yolu Kürt Sorunu ile mütedeyyin kesimler ilişkin doğru politikaların izlenmesinde saklıdır. CHP bir süredir bu gerçeği kavramasına karşın bu noktada geçmişte yaptığı bazı tarihsel hatalardan ciddi şekilde sıyrıldığını gösterecek adımları henüz atabilmiş değildir.

Partinin mütedeyyinlerle ilişki kurma politikası ne kadar doğruysa bu noktada yöntemi de o denli sorunludur. Bugüne kadar daha önce sağ partilerde çalışan bazı isimlerin transferiyle sorun çözülmeye çalışılmıştır. Kuşkusuz bu isimler içerisinde CHP'nin politik hattının hiç de yabancısı olmayan kadrolar da bulunmaktadır. Ancak bu durum yöntemin sorunlu olduğu gerçeğini ortadan kaldırmamaktadır. Netice olarak pratik tercümesi Sezgin Tanrıkulu'nun transferiyle Kürt Sorunu, Mehmet Bekaroğlu'nun transferiyle mütedeyyin politikasını çözmüş olamazsınız. Asıl olan oluşturulacak ve de özenle izlenecek politikalardır. Ve o zaman transfer değil bir katılımdan bahsetmiş oluruz ki bunun siyaseten yaratacağı verim kaçınılmazdır.

Tabi burada aynı şeyin partinin yüzünü sola dönmesine yönelik tartışmalarda da geçerli olduğunu unutulmamalıdır. Daha önce sağ partilerde çalışan bazı isimlerin katılımını Partinin sağcılaşması olarak değerlendirip listelere kendilerinin alınması halinde Partinin yüzünü sola döneceğine ilişkin çıkarım yapanların tarih ve bilim dışılıkları da unutulmamalıdır. Genel başkanın anahtar listesinde adlarının bulunup bulunmamasına göre demokratiklik- anti- demokratiklik, sağa kaydı- sola döndü tespitlerinin hiçbir kıymeti harbiyesi bulunmamaktadır. Çözüm kişilerde değil politikalardadır.

Transfer spor kulüpleri açısından ne kadar doğru bir yöntemse siyasal partiler için o denli sorunludur. Kaldı ki bu yönlü her girişim siyaset karşılığı futbol terimleriyle konuşursak 'pahalı batık transfer'dir. Yakın siyasal tarihimiz yeterli zamana ve kadrolara sahip bir partinin politika üretmeyip son dakika hamleleriyle ve bazı transferlerle başarılı olma girişimlerinin yaşattığı hüsran hikayeleriyle doludur.

Yapılması gereken bir rejim değişikliğini müjdelenmesi beklenen genel seçimlere pahalı transferler yerine geniş siyasal katılımla ve programla hazırlanmaktır. Bir politik hattın belirlenmesi üzerine yeni isimlerin siyasal kökenleri ne olursa olsun Partiye zenginlik katacağı açıktır. Aksi halde her transfere göre şekillenen bir partinin bırakın bir başarı elde etmesi parti olma işlevini yitireceği unutulmamalıdır.


* CHP Kağıthane Belediye Başkan Adayı