Mutlu ve geniş aileler Yeşilçam'da mı kaldı?

Mutlu ve geniş aileler Yeşilçam'da mı kaldı?
Mutlu ve geniş aileler Yeşilçam'da mı kaldı?
Kalabalık, mutlu ve geniş aileler Yeşilçam filmlerinde mi kaldı yoksa hala evlerimizde akrabalarımız ile birlikte mi yaşıyoruz? Peki, kim bu evimizdeki akrabalar?

Ipsos Sosyal Araştırmalar Enstitüsü T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı için Türkiye ’de Aile Yapısı Araştırması’nın 2006-2011 döneminin bulgularını karşılaştırdığı ve analiz yaptığı kapsamlı bir çalışma yayınladı. Çalışmaya geniş bir uzman ve akademisyen kadrosu analizleri ile destek verdi. Farklı disiplinlerden uzman isimlerinin yoğun katkıları ile şekillenen bu çalışma 2006 ve 2011 yılına ait aile yapısı verileriyle ilk kez karşılaştırmalı bir makro perspektiften toplumu, aileyi ve bireyi etkileyen farklı faktörleri birlikte inceleyebilme şansı veriyor.

Akrabalık ve komşuluk ilişkilerini etraflıca inceleyen bir analiz ile Prof. Ferhunde Özbay çalışmaya katkı sunan isimler arasında yer aldı.
Bu çalışmada ilk defa geniş aile içinde yaşayan ve 18 yaşından büyük olan akrabaların sayısı da hesaplandı. Böylece hanede çekirdek aile dışında kimlerin yaşadığı anlaşılmak istendi. 2011 yılında hanede yaşayan bireylerin %87’si çekirdek ailenin üyesi, hanede yaşayan çekirdek aile dışındaki akrabalar ise sadece %6 oranında, yalnız yaşayanlar ise yaklaşık %5 düzeyinde.

Peki kim bu %6’lık kısım?

2011’de çekirdek aileye eklemlenen kişiler çoğunlukla kadın (%59). Evdeki akrabaların önemli bir diğer özelliği de çoğunlukla başlarından bir evlilik geçmiş olması. Daha çok eşi ölmüş, boşanmış ya da ayrı yaşayanlar akraba yanına sığınmış görünüyor. Yaş dağılımına bakıldığında evdeki kişiler çoğunlukla yaşlılar (%15,8). Benzer şekilde evdeki akrabalar arasında gençler (%27,1) de Türkiye ortalamasına (%16,9) göre daha yüksek oranda. Her iki grubun da üretken olmayan nüfus içerisinde olması dikkat çekici.

Diğer bir ifade ile evde bizimle yaşayan akrabalarımız başından bir evlilik geçmiş, yaşlı kadınlar. Tabi ki bu kadınlara bakım hizmeti sağlamaktan sorumlu olan aile üyelerimiz de var. Ve ne tesadüf ki bu bakım hizmeti sağlayan üyeler de yine ailenin kadınları.

Burada özellikle hem alt hem üst jenerasyona bakmaktan sorumlu olan 45-65 yaş grubundaki kadınlara dikkatle eğilmemiz gerekiyor. Prof. Özbay’ın deyimiyle bu yaş grubundaki kadınlar iki grubun da bakım sorumluluğunu omuzlarında taşıyarak bir nevi “sandviç” olma durumuna maruz kalıyorlar.

Bu noktada gözlerimiz kocaman açılarak yaşlı, çocuk , ve engelli konusundaki bakım hizmetlerini düzenleyecek sosyal politikaları arıyor.