Siyasi Özür Dileme Sanatı

Siyasi Özür Dileme Sanatı
Siyasi Özür Dileme Sanatı
Milyonların hayatları onların kontrolünde. Hatalarının affı da milyonların...

Geçtiğimiz günlerde unutulmaz Oval Ofis skandalının kahramanlarından Monica Lewinsky, Vanity Fair dergisine bir makale yazdı. Makalenin en can alıcı cümlelerinden biri “ Başkan Clinton ile aramda yaşananlardan dolayı derin pişmanlık duyuyorum.” idi. Lewinsky aslında tam bir özür sunmuyor ancak olanlardan ötürü üzgün olduğunu hissettiriyordu. Haziran ayında Oxford University Press'ten çıkacak “Sorry About That: The Language of Public Apology” (Kusura Bakmayın: Kamusal Özrün Dili) adlı kitabın yazarı, dilbilim profesörü Edwin Battistella'ya göre halka mal olmuş kişilerin her biri, birer özür dileme sanatçısı da olmalı. Battisella'nın Politico için kaleme aldığı ve eserin öncüsü niteliğinde olan “Siyasi Özür Dileme Sanatı” adlı makale gerçek hatayı görmezden gelen, genellikle muğlâk ve pişmanlıkla suçu örtbas etmeye çalışan özürleri ve özür dileme yöntemlerini irdeliyor.

İşte Battistella'ya göre, siyasi özür sanatının kimi incelikleri:

Hayatı kadar hataları da halka mal olan bir kişi, özür dilerken başarılı olmak için ahlaki bağlamda yanlış yaptığını kabul etmeli; pişmanlık göstermeli ve sosyal olarak zarar gören bir taraf varsa onu tazmin etmeli. Elbette yaptıklarını ifade etme biçimi de önemli. Kendini suçtan, skandaldan ve yanlıştan uzaklaştırmak için edilgenlik yöntemini, yani “hatalar yapıldı” dilini kullanmak sıkça görülüyor. “Eğer böyle olduysa…” diye başlayan koşullu dil de siyasetçileri rahatlatan bir başka yöntem. “Herkes”, “bunu yapanlar”, “birçok şey” gibi belgisiz zamirlere başvurmak da oldukça popüler. 2007senesinde Barack Obama'dan “kendini düzgün ifade eden, zeki ve temiz ilk Afrikalı-Amerikalı” olarak bahseden Joe Biden, özür dilerken “yorumumun birilerine vermiş olabileceği her türlü zarardan ötürü derin bir pişmanlık duyarım.” demişti. Kısacası, ortada neredeyse bir özür yok bile.

Başka bir yöntem de kusurun çok küçük bir parçası için özür dilerken geri kalan kısmını göz ardı etmek. Jimmy Carter'ın 2006 senesinde çıkan “Filistin: Irkçılık Değil, Barış” adlı tartışmalı kitabını ele alalım. Carter, 2007 yılında kitabında geçen “intihar bombalamalarını bazı durumlarda geçerli görmek mümkündür.” cümlesi hakkında bir özür yayınladı.

Sonrasında Brandeis Üniversitesi'nde yaptığı bir konuşma sırasında “Cümle uygunsuz ve aptalca kurulmuştur. Burada bulunan herkesten tek tek özür dilerim.” demiş ancak yine de kitabın tamamının İsrail aleyhinde ve ayrımcı olduğunu kabul etmemişti. Sert eleştiriler almaya devam eden Carter 2009'da Yahudilerin “Işık Bayramı” sırasında JTA'ya (Jewish Telegraphic Agency) bir mesaj iletti. Özrü kısaca şöyleydi: “İsrail'i lekeleyen her türlü söz ve eylemim için affedilmeyi dilerim.”

Yüklem seçimleri de özür dileme sanatının incelikleri arasında. Örneğin, “olanlardan ötürü üzgünüz” demek tam olarak özür dilemek sayılmaz. Pişman, üzgün ya da şaşkın olmak da tam olmayan özürler arasında. Öte yandan, siyaset tarihinde gerçek özürler de var. 1988'de Cumhuriyetçilerin kampanyasını yürüten Lee Atwater, baba Bush'un rakibi Michael Dukakis hakkında aşağılayıcı sözler etmiş, cinayetten müebbet almış olan siyahi Willie Horton'un Dukakis'in izin programı sırasında silahlı soygun ve tecavüz suçlarını işlemesini kaba bir üslupla Dukakis'in aleyhinde kullanmıştı. Atwater, 3 sene sonra, beyin kanserinden ölmeden önce Life dergisinde sade ve dürüst bir özür metni kaleme aldı: “Acımasız olduğum için, bir ırkçı gibi davrandığım için-çünkü değilim-, ve en önemlisi de başka insanlar hakkındaki düşüncelerim için özür dilerim.” Dukakis, tüm hatalı söylemlerini tek tek ele alan ve her birinden ötürü pişman olduğunu anlatan Atwater'ın özrünü kabul etti.

Battistella'ya bir katkı da biz Türkiye'den yapalım; Özür dilemek yerine “sandıkta görüşürüz” demek de mümkün.