Sonucu ne olursa olsun, seçimimiz gizli olsun

Sonucu ne olursa olsun, seçimimiz gizli olsun
Sonucu ne olursa olsun, seçimimiz gizli olsun
Birlikte karar almak mı? Gizli karar vermek mi? Yoksa anonim olmak mı? Oy verenlerin davranışlarının kalitesini araştıran yeni bir modelimiz oldu.

Kime oy verdin? sorusunu dünyanın neresinde olursanız olun duyabilirsiniz. Yanıtın kimi zaman sessizlik, kimi zaman yalan, kimi zaman tartışma ile biten bir sohbet içermesinin sebebi ise politik açıklık ve gizlilik arasındaki gerilim.

Kellogg’da yönetimsel ekonomi ve karar bilimleri alanında yardımcı doçent olarak görev yapan Ronen Gradwohl bu gerilimden yola çıkarak ilginç bir model geliştirdi.

Şirketlerde, akademide ya da çeşitli organizasyonlarda oyların şeffaflığı ve oy verenlerin davranışları arasındaki ilişkiyi inceleyen ve Oyun Teorisi’nden feyz alan bu model, açıklık, gizlilik ve etkili karar verme mekanizmaları arasındaki ilişkilere odaklanıyor.

Kişilerin oylarını gizlemelerinin birçok sebebi var. Örneğin, çalıştıkları yerin ideolojik yapısı ile çelişmekten çekinebiliyor ya da çoğunluğun parçası olsalar da azınlıkta olanları yabancılaştırmak istemeyebiliyor. Ek olarak, topluluğun genel çıkarları için oy vermişken durumu kişiselleştirmeyi istememek de sebepler arasında.

Açık, gizli ve isimsiz olmak üzere üç farklı oylama biçimini ele alan modelin bu alanda yapılan çalışmalardan en temel farkı, oy veren kişinin davranışsal kalitesini irdeliyor olması.

En samimi oylamalar açık ve gizli olanlar. İsimsiz oylamalar ise kişilerin strateji yapmaya başladığı ve renklerini hiçbir zaman belli etmediği bir ortam yaratabiliyor. Sadece kazananların açıklandığı gizli oylamalarda zafere giden yolda kaç kişinin desteği olduğu açıklanmadığı için seçim yapanlar en doğru ve ideal sonuca odaklanıp özgürce oy veriyorlar. Ayrıca, birlik olmak isteyenlerin tercihi de gizli oylama.

Yönetim kurulları, komiteler ya da organizasyonlar için karar alırken çeşitli insanların çeşitli endişeleri olabileceğini göz önünde bulundurmak gerekiyor. Hangi bilginin kamusallaştığına dikkat etmeyen kurumlar ya da yapılar, birlik ve düzen konusunda sorun yaşayabilir.

Öte yandan, Gradwohl’un kurumsal yapılar için geliştirdiği ve oy veren kişilerin davranış kalitelerini optimum seviyeye çıkarmayı hedefleyen modelin yerel ve ulusal seçimlere uygulanması pek olası değil. Neden mi? Belirli bir seçmenin davranışları üzerinden ülkenin tüm seçmenlerine dair çıkarımlar yapmak imkânsız da ondan.

Hatta Türkiye örneğinde olduğu gibi, milyonlarca insanın isteklerinin, seçimlerinin ve tercihlerinin önemsiz olabildiği birçok ülke var.